Sevgili okurlar bugün çok önemli bir dava ile ilgili iddianame, eğer yine bir son dakika değişikliği olmazsa kamuoyuna açıklanacak. Hatta belki siz bu satırları okurken iddianameyi de öğrenmiş olacaksınız. Artık en azından doğruluğu bilinmeyen yönlendirici sızıntılar bitecek ve hiç olmazsa somut konular üzerinde tartışma olanağı bulacağız.
Bilgi kirliliği
Sevgili okurlar Ergenekon adı verilen yapılanma, bir grup emekli generalle işbirliği yapan kimi yazar, akademisyen ve gazetecinin askeri darbeyle iktidarı ele geçirme savaşı olarak lanse ediliyor.
AKP ve yandaşları devletin gücünü de kullanıp olayı sonuna kadar sömürerek bir taraftan bilgi kirliliği yaratırken öte yandan da kamuoyunda ciddi bir kamplaşmaya neden oluyorlar.
Sapla saman birbirine karıştırılırken, Türkiye’nin önündeki gerçek tehlike göz ardı edilerek olay “demokratlar ile darbeciler arasındaki çatışma” gibi sunulmak isteniyor. Açıkçası bu propaganda bombardımanının etkili olduğunu söylemeliyim.
AKP’li olmak-olmamak
Değerli okurlar mesleğe başladığım 30 yıl öncesinden bu yana hep Atatürk ilkelerinden, cumhuriyetin temel ilkelerinden, demokrasiden ve hukukun üstünlüğünden yana oldum. Demokratik bir ülkede elinde silah tutan bir gücün asla etkili ve belirleyici olmaması gerektiğini ısrarla savundum.
Bugün kurnaz AKP ve yandaşlarının akıl almaz propagandaları nedeniyle, “AKP’yi eleştirmek, darbecilikle birlikte anılır olmaya” başladı. Kısacası eğer AKP’li iseniz demokratsınız, karşıtıysanız darbeci. Bu arada tabii AKP’nin Türkiye’yi bir İslam devletine götürme çabası da unutulup gidiyor.
Ergenekon’a bakışım
İşte sevgili okurlar, rahatsızlık burada ortaya çıkıyor. Dünyaya ve Türkiye’ye bakış açısını esas aldığımızda bugün Ergenekon denilen yapılanmada adı geçenlerin neredeyse tamamıyla ters düşüyorum. Belki Atatürk ilkeleri ve cumhuriyete bağlılık konusu ortak payda olabilir ama bunun dışındaki görüşlerimin Ergenekon’da adı geçenlerinkiyle uyuşması çok zor. Hele bu yapılanma içinde öyle isimler var ki yan yana gelmekten bile imtina ederim.
Darbe olur mu?
Sevgili okurlar Ergenekon yapılanmasında olduğu söylenen bazı isimler darbe ile yönetime el koyma rüyası görmüş olabilir, bunun için planlar da yapmışlardır belki. Ancak aklı fikri biraz yerinde olan herkes bu devirde bir askeri darbe olmasının mümkün olmadığını da bilmektedir.
Darbe özlemi içinde olmak farklı, darbe yapabilmek çok farklıdır. İşte bu nedenle Ergenekoncu denilenlerin “darbe özlemine” bir fantezi olarak bakıyorum.
Asıl amaç ne?
Sevgili okurlar böyle bir kadronun darbe yapamayacağı açıkça ortadayken koparılan bu fırtınanın anlamı ne? İşte kilit nokta burası. İktidar kapatma davası ile siyaseten tarihe gömülebileceği tehlikesini seziyor. Başta Erdoğan olmak üzere AKP’nin çekirdeğini oluşturan kadro bundan sonra siyaset sahnesine hiç çıkamayabilir.
Hal böyle olunca iktidar “gitsem bile öyle bir hasar veririm ki, kırk yıl işin içinden çıkamazsınız” mantığı ile tüm değerleri altüst etmekten çekinmiyor. Karşı propaganda sistemi ile Türkiye’nin en saygın kurumları, anayasal organları ve pek çok değerli ismi baştan aşağı karalanmak isteniyor.
Günlük geçim sıkıntısı içinde olan kamuoyu bunu bir film izler gibi izliyor ve kafası karışıyor.
Benim rahatsızlığım
İşte sevgili okurlar, en büyük sıkıntı burada. Kendi kendime “Bu oyunu görüyorum, biliyorum ve bu konuda yazılar yazıyorum ama bu bir anlamda Ergenekon’a destek vermek de olmuyor mu?” diye düşünüyorum.
Ama hayır sevgili okurlar, bu yazılar Ergenekon’u desteklemek anlamına gelmiyor. Ergenekon üzerinden oynanmak istenen oyunu ortaya çıkarmaktır bu.
Bugün açıklanacak iddianamede herkesi rahatsız edecek bazı bilgi ve belgeler olabilir. Bunları yapanların en ağır biçimde cezalandırılması için bütün gücümle haykıracağımdan emin olun.
Ama bu fırsatla Türkiye’nin makas değiştirmesine olanak sağlamasına ise hayır.
Öte yandan, Ergenekon’da adı geçenlerden bazıları bir yıl önce hayatımı altüst eden bir tezgah kurmuşlardı. Bütün bunları da ağustos ayı bitince yazacağım.
Derin devlet tartışması
Sevgili okurlar, kendilerine demokrat, özgürlükçe süsü verenler, AKP yalakalığını “Ergenekon’la devletin bağırsakları temizlenecek” propagandasıyla gizlemeye çalışıyor. Ergenekon’la birlikte “derin devletin de ortadan kaldırılacağını ve her şeyin çok güzel olacağını” söylüyorlar.
Bu kesinlikle doğru değil. Çünkü Ergenekon’la ortaya çıkarılan şey derin devlet değil...
Derin devlet sevgili okurlar, devlet kurumlarının tamamının ortak olduğu bir kavram. İçinde hükümetin olmadığı derin devlet olmaz. Çünkü derin devlet, devletin yasal olarak halledemediği sorunların, yine devlet bilgisinde çözülmesidir.
Herkes bilmez
Derin devlet, başı sonu olmayan bir kavramdır. Amaç devletin bekasıdır ve herkesin bilgi sahibi olmasına da gerek duyulmaz. Aktörleri de sürekli değişir. İşin içine kimi zaman belki bir iş adamı da girer, asker de...
Türkiye’deki ve belki bazı başka ülkelerdeki sorun, zaman zaman derin devletin emir ve talimatlarını yerine getirenlerin daha sonra buradan aldıkları gücü kendi çıkarları için kullanma hevesine kapılmalarıdır. İşte o çeteleşmedir.
Çetelerin çözülmesi
Bugün devlet gücünden yararlanarak çeteleşmeye gidenlerden hesap sorulamadığı söyleniyor. Onun da aslı öyle değil, Türkiye pekâlâ hesap da sordu. Hesap sormak ille de hapse atmak değildir. İktidarı kaybetmek, itibarını yitirmek, hareketsiz hale gelmek de hesap sormanın sonuçlarıdır. Susurluk olayının ortaya çıkmasından sonra, adı geçenlerin şu anda nerede olduklarına bakarsanız göreceksiniz bunu.
Ergenekon da çözülmeli
Bu açıdan bakınca sevgili okurlar, Ergenekon olayı derin devlet değil bir çeteleşmedir. Ancak AKP’nin kapanma telaşı ile başlattığı propaganda öyle bir hale getirilip sulandırıldı ki, belki de bundan çete bile çıkmayacak. Çete çıkarsa elbet herkes cezasını çekmeli. Ancak iddialar kanıtlanamazsa da buna neden olan siyasetçisi, polisi, savcısı, gazetecisi bedelini ödemeli.
Darbeyi kim yapar?
Sevgili okurlar Türkiye son 50 yılda üç askeri darbe gerçeği yaşadı. Bu darbelerin yapıldığı tarihlere ve o sıradaki dünyanın durumuna da dikkat etmek zorundayız. Her darbede dünyanın da nasıl bir değişim içinde olduğunu bilmeden bu darbelerin mantığını anlamak zor olabilir.
Üç darbenin, asker dışındaki destekçilerine de bakmakta fayda var. Acaba darbeler askerin “Biz yönetelim” şehvetiyle mi oldu, yoksa iç ve dış başka destekler var mıydı? Bunları lütfen hep birlikte düşünelim.
Bugün Sky Türk’teyim
Sevgili okurlar iddianame bugün saat 11.00’de açıklanacak inşallah. O saatte ben de Sky Türk stüdyolarında olacağım. Serdar Akinan, Sky Türk’ün diğer yorumcuları ve belki başka konuklarla iddianameyi değerlendireceğiz. Bunu da haber vereyim istedim.
Yüzünü güneşe çeviren insan, gölge görmez. Helen Keller

