İçki fiyatları böyle oldukça daha çok kişi ölür

Kaçak içki ticareti ve daha da önemlisi sahte içki imalatı aslında uzunca bir süredir gündemde. Ancak ölümler olunca bu konu medyaya da yansıyor.

Bir süre gündemde aldıktan sonra saman alevi gibi sönüp gidiyor. Ama kaçak da sahte içki imalatı da devam ediyor.
Konuyu eski Turizm Bakanlarından Bahattin Yücel’le konuştuk hafta içinde.

Yücel “Türkiye bir turizm ülkesi, içki konusu bu sektörün temel faktörlerinden biri, bu nedenle olayı tamamen ticari açıdan ele almak gerek” dedi. Yücel’e göre, iktidarın açıkça belirtmemekle birlikte konuyu biraz da dini açıdan ele aldığını söyleyerek “Bu nedenle fark ettirmeden alınmaya çalışan önlemler işte böyle ölümlere neden oluyor” diye konuştu.

Yücel’e göre Rusların ölmesi ise her şeyin ötesinde tam bir facia. “Çünkü” diyor Bahattin Yücel “Daha önce bazı turistler de ölmüştü. Ama ölen Rusların hepsi Türkiye’deki otelleri pazarlamak üzere davet edilen rehberler. Yani etki alanları çok yüksek. 35 kişilik bu grubun Türkiye’yi tavsiye emesi artık mümkün mü? ”

Yücel’e “Tamam da, neden Türkiye’de kaçak içki ve sahte içki imalatı bu kadar yaygın?” diye sordum.

“Dediğim gibi olay ticari” diye başladı söze ve devam etti: “Şu anda AB ülkelerinde ve diğer turistik ülkelerde ortalama bir şişe içki fiyatı (şarap hariç) 11 Euro düzeyinde. Oysa Türkiye’deki vergiler nedeniyle bizde bir şişe içkinin fiyatı 30 Euro’ya geliyor. Bu kadar fark kaçağı da sahte imalatı da teşvik eder. Bu durumda polisiye önlemler de yetersiz kalır.”

Bu durumda ne yapmak gerek o zaman. Bahattin Yücel “Başka nedenlerle içkiyi caydırıcı hale getirmek en yanlış politika. Bu kadar yüksek vergiler ve rekabeti kıran önlemler oldukça kaçak içki de, sahte imalat da olacaktır” dedikten sonra bir başka korkunç gerçeği açıkladı.
“Sahte içkiyi etil alkolden yapıyorlardı. İlgililer bunu önlemenin yolu olarak etil alkolü denetliyorlar, bu kez sahteciler metil alkole yöneliyor. Metil alkol ise yanlış doz kullanılması halinde en iyi ihtimalle kör eder. Ölüm oranı da yüksektir. ”

*****

Arapça, Türkçe, Kürtçe, İngilizce, Çince ezan ne fark eder?

Yıllardır yapılan bir tartışmadır. “Ezan Türkçe okunabilir mi?” 1940’lı yıllarda bir ara denenen Türkçe ezan 1950 seçimlerinden önce CHP’nin kararıyla kaldırılmıştı. Menderes hemen arkasından iktidara gelince de uygulamayı başlatmış ve ezan tekrar Arapça’ya dönmüştü.

Buna rağmen o yıllardan bu yana “Bunlar Ezan-ı Şerif ’i Türkçe okutmaya kalktılar” diyenler Cumhuriyet dönemini karalamaya kalkarlar.

Şimdi Kürtçe ezan da okundu ve yine kıyamet koptu. Kürtçe ezana şiddetle karşı çıkanlar bunu “İslam dinine ihanet” olarak bile nitelediler.

Dini bilgilerimin çok kuvvetli olduğunu söyleyeyim ama bu konuyu bir türlü yerine oturtamıyorum.

Ezan, Kuran’ı Kerim’in lafzı değil. Namaza çağrı. Hepsi bu.
O halde ille de Arapça okunmasının zorunluluğu nereden çıkıyor?

Türkçesi fonetik açıdan kulağa hoş gelmeyebilir, Arapçası daha güzel olabilir ve en önemlisi bu ülkenin yüzde 99’u Müslüman olduğu için herkes ezanın ne anlama geldiği bilir ve Arapça’dan rahatsız olmayabilir. Ama bu kadar işte.
Örneğin Çin’de Müslümanlar ezanı Çinçe okusalar, dini itikatlarına zarar gelir mi? Ya da Londra’da ezan İngilizce okunsa bir şey fark eder mi?

Kısacası ezanın Arapça okunması zorunluluğu elbette yok. Sadece bir ritüel olarak savunulabilir, ama hele “İslam ’a ihanet” fazla ileri bir yorum.

*****

Pazar fıkraları

Bugün hem pazar, hem de seçim var. Oyunuzu çoktan kullanmış olduğunuzu düşünüyorum. O halde Yıldırım Tuna’dan fıkralarla oyunuzun ve pazarın tadını çıkarın;

Akbaba

Kayınvalide damada “Ayıp damat” demiş sinir içinde, “Bana sanki bir akbabaymışım gibi davranıyorsun..! ” Damat “Olur mu hiç efendim” demiş saygıyla, “Haksızlık ediyorsunuz.. Akbabalar insanı didikleyip yemek için en azından ölmelerini beklerler..!”

Kayak hocası

Kızına kayak dersleri aldıran adam “Eee?..” diye sormuş, “Kayak dersi alıp duruyorsun, neler öğrendin bakalım?” Kız “Çok şey baba” demiş babasının boynuna atılarak, “Bekar ve çok iyi bir geliri var..!”

Süpermarket

Semtimize yeni bir süpermarket açıldı.. Su satılan bölüme giriyorsunuz, hafif gök gürültüsü ile taze bahar yapraklarının üzerine düşen yağmur damlalarının sesi kulağınıza, taze toprak kokusu resmen burnunuza geliyor.. Süt reyonunda ineklerin sesi duyuluyor ve taze saman kokusu sanki sizi şehirden alıp şirin bir köye götürüyor.. Et bölümünde mangalda cızır cızır kızaran nefis pirzola kokusu ‘Beni al’ diye adeta dürtüyor sizi.. Tavuk bölümünde gıdaklamalar ve tavada omlet kokusu mutlu olmanıza katkıda bulunuyor.. Bir tek tuvalet kağıdı satılan reyonda resmen saçmalamışlar.. O bölüme asla uğramıyorum bile.. Manyaklar..

Şiiri oku bakayım

Gözleri hayli zayıflamış yaşlı öğretmen sınıfa girince çantasını kürsüye koyması ile “Sen.. Köşede çömelmiş olan.. Ayağa kalk ve ezberlemeniz için dün size verdiğim şiiri oku bakalım..! ” demiş. “B..Bilmiyorum efendim” diye gelmiş cevap. “Nee?” diye hiddetlenmiş öğretmen, “Dün gece ne yaptın bakayım?” diye sormuş. “Arkadaşlarla kahvede oyun oynamıştık efendim..! ” Öğretmen daha da hiddetle “Seni küstah.. Dili de bir karış.. Köşede çömelip ne yapıyordun ha?” bağırmış. “Kalorifer borusunu tamir ediyordum efendim.. Ben Kalorifer tamircisiyim de..!”

Yılanlar

Küçük kızımı hayvanat bahçesine götürdüm, yılanların bulunduğu akvaryumunun hizasına çömelip onlara sürekli dil çıkarttığını fark edince “Hayrola?” dedim, “Ne yapıyorsun öyle?” Kaşlarını çatarak “Ne yapayım baba” dedi “İlk onlar başlattı..! ”

Arabada arıza

Adam arabasını tamirciye götürmüş, “Sanırım tekerleklerinde bir şey var.. ” demiş, “Direksiyonu sağa çevirince ‘Tonk’ diye bir ses geliyor, sola çevirince tekrar aynı ses” Tecrübeli tamirci “Mmmm” demiş çayını yudumlarken, “Bagajınızdaki bowling topunu çıkartın..! ”

*****

Gani Yıldız’dan

ABD’li araştırma şirketi PEW’in yaptığı araştırmaya göre Türkler ülkenin gidişatından memnunmuş. Bu sonuca söylenecek tek bir şey var: Türkler’in gidişatı pek iyi değil!

***

İngiliz bilim adamlarının çalışmaları sonucunda kalp krizinde hasar tarih olacakmış. Ekonomik kriz sonrası hasarın hakkından da gelirlerse tam anlamıyla rahatladık demektir!

***

Şoförlerin uykusuz araç kullanmalarının, onlarca masum insanın ebedi uykuya dalmasına yol açtığını anlamamız için daha kaç trafik kazası gerekiyor?

DİĞER YENİ YAZILAR