Hırsızlıktan kazanılan para kimindir?

Haberin Devamı

Geçen hafta T Kanalı’nda Rana Elik’in hazırladığı “İntervizyon” programına katıldım. T Kanal aslında belki Kanal T olarak da söylenebilir ama, kanalın birinci yöneticisi Seyhan Soylu “Burası bir medya kanalı, bu nedenle logumuzdaki T’nin anlamı televizyon” dedi.

Zaten ekranda da 15 saniyede bir T harfinin yanında “televizyon” ibaresi beliriyor.

Rana Elik’le medya üzerinde biraz sohbet ettikten sonra o günün ilginç haberlerini konuşmaya sıra geldi. Bir haber çok hoşuma gitti ve ekranda “Buyrun size ilginç bir hukuk kavgası” dedim.

Size de anlatayım. İşin içinden çıkın bakalım.

Haber şu: Bursa’da bir hırsız dizüstü bilgisayar çalmış. Sonra bunu satmış. Kazandığı (!) para ile at yarışı oynamış. 170 bin lira ikramiye kazanmış. Hırsız daha sonra yakalanmış. Sonra da ilk iş olarak çaldığı bilgisayarın sahibine bedelinin tamamını ödemiş. Mahkeme sanığı tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakmış.

Haydi size bir soru: Hırsızlık yapıp bundan başka paralar kazanırsanız ve sonra da yakalanırsanız, elinizdeki para kimindir?

Normal bir hırsızlık şöyle olur: Adam malı çalar. Sonra satar. Bununla da yaşar. Yakalanınca da hem cezasını hapiste çeker hem de çaldığı malların bedelini öder.

Ama burada durum farklı. Adam 1000 liralık bilgisayarı sattıktan sonra parayı harcamamış, gitmiş at yarışına yatırmış. Çalınan para olmuş 170 bin lira.

Peki malı çalınan kişi “Ben paranın tamamını isterim, çünkü bu adam benim bilgisayarımı çalıp satmasaydı at yarışı oynayamayacak ve bu parayı kazanamacaktı. Bu durumda at yarışında kazanan o değil benim” dese ne olacak.

Ya da en azından “At yarışında kazanılan parada benim de hakkım var, ondan da pay isterim” diye tutturabilir mi?

Türkiye’de bu mümkün değil anladığım kadarıyla. Ama ABD’de olsa durum çok farklı olabilir. Orada sokakta yürürken bastığı muz kabuğu yüzünden düşen, döner kapıya ayağı takılan, asansörde beş dakikadan fazla mahsur kalan kişiler becerikli avukatlar sayesinde davalar açıp hayli yüklü tazminatlar kazanıyor.

Herhalde bu olay ABD’de olsa, becerikli avukatlardan biri mutlaka at yarışında kazanılan paradan da çok önemli bir pay almayı başarırdı.


***



Lavabo musluğu

Adnan Binyazar’ın Cumhuriyet’teki bir yazısından: Doğu Anadolu’ya atanarak bir ilçede ev bakan bir arkadaşa ev sahibi, musluklara ilişkin açıklama yapar:

“Mutfak musluğu ile banyo musluğu kaçağa bağlı; lavabo musluğu su saatine.”

Arkadaşı şaşkınlıkla sorar: “Neden ikisi kaçağa bağlı da, lavabo saate?”

İşte yanıt: “Lavaboda abdest alıyorduk; haram karışmasın diye kaçağa bağlamadık.”


***



Halılar kaça?

Bir okurdan gelen mesajı aynen iletiyorum. Gerçekten Türkiye’de bazı olaylar tam fıkra gibi değil mi?

Can Bey; “Pazarlık” konulu yazınızı okuyunca 10 yıl kadar önce tanık olduğum bir olay aklıma geldi. Zonguldak’ta bir yaz günü kahvehanenin önündeki sandalyelerde oturuyorduk. Omuzunda yolluk tipinde 3 halı olan bir satıcı geldi. Arkadaşın biri hemen oltaya takılarak “Halılar kaç para?” diye sordu. Satıcı “Üçü birden 100 milyon” diye cevapladı. Bizim arkadaşın almaya niyeti yok. Ama iş olsun diye “Hadi oradan, üçüne 10 milyondan fazla vermem” deyince satıcı halıları arkadaşın ayağının dibine yıkarak “Güle güle kullan, ver 10 milyonu” dedi. Bizimki şaşırıp “Git kardeşim ben halı malı almadım” dese de satıcı “Ben anlamam pazarlık yaptık sen 10 milyona bu halıları aldın” demez mi? Araya girdik de satıcıyı gönderip tatsızlığı önledik. (Aygün Ekici)


***



Pazar fıkraları

Her hafta tiryakisi olduğunuz Yıldırım Tuna’dan yeni gelen fıkralardan bir bölümünü yine sizlerle paylaşmak istiyorum:

Hareketçi maymun

Adam bara girmiş, ilk içkisini yudumlarken barmenin arkasından aniden peydahlanan bir maymun adama eliyle çok çirkin bir işaret yapmış ve kaybolmuş. Bardağı elinde donakalan adam “Aa?” demiş, “Nedir bu?” Sonra barmene dönüp “Pis işaret yapıp kaçan maymunu görmediniz mi?” diye sormuş sinirlenerek. “Efendim inanın görmedim” diye cevap vermiş telaşlanan barmen, “Ben bu barda yeniyim, siz en iyisi bunu piyanist arkadaşa sorun, o epeydir burada çalışıyor.”

Adam sinir içinde piyaniste gitmiş ve “Siz bu barda eliyle çirkin işaret yapıp kaçan maymunu biliyor musunuz?” diye sormuş. “Valla ilk defa sizden duydum” diye cevap vermiş piyanist, “Ama eğer mırıldanabilirseniz belki çıkartabilirim!”


***



Şeker yemek

Küçük Timmy parkta oturmuş art arda satın aldığı şekerleri büyük bir keyifle yerken adamın biri gelip oturduğu bankın önünde çömelmiş, “Şeker iyi bir şey değil yavrum” demiş, “Yüzünde sivilce yapar, dişlerini çürütür ve şişmanlatır.” Timmy, “Dedem 107 yaşına kadar sağlıklı yaşadı” diye cevap vermiş. Adam merakla “Deden de böyle arka arkaya şeker mi tıkıştırırdı ağzına?” diye sorunca cevap gelmiş hemen: “Yok. Başkalarının işine burnunu sokmazdı!”


***



4 içki birden

Adamın biri hızla bara dalıp 30 yıllık pahalı viskiden 4 duble istemiş. Barmen 4 kadehi barın üzerine özenle dizerek büyük bir hassasiyetle doldurmuş, adam art arda dördünü de fondiplemiş..

“Fiyuuvvv!..” demiş barmen “Aceleniz var anlaşılan..”

Adam “Bendeki durum sizde olsaydı aynısını yapardınız!..” demiş bileğinin tersi ile dudaklarını silerken..

“Öyle mi?..” demiş merakla barmen, “Neyiniz var?..”

Adam “Şeyy..” demiş, “Cebimde sadece 50 kuruşum var!..”

DİĞER YENİ YAZILAR