Hiç auranızın fotoğrafı çekildi mi?

Haberin Devamı

Hep duyarım şu “aura” kavramını. Bende elbette bazı çağrışımlar yapar da tam anlamını bilmiyordum. Sorup öğrendim. Aura’nın anlamı şöyle:

1- Bir kişi veya nesneye dair ayırt edici fakat doğrudan algılanamayan özellik, atmosfer.

2- Teozofi’de (insan ile evren ve Tanrı arasındaki ilişkileri açıklayan felsefe) kullanılan bir terim olup, canlıların bedenlerinden yayıldığı varsayılan ışınımla oluşan ve git gide yayılan tesir kuşakları tarzında kendini gösteren elektromanyetik alana verilen addır.

Yani en basit anlatımıyla bedenimizi saran ama görmediğimiz bir bulut, sis.

Peki bunun fotoğrafını çekmek mümkün mü? O da oluyormuş. Ama çok özel tekniklerle yapılıyormuş bu. Ben de yeni öğrendim. Üstelik tesadüfen.

Darüşşafaka Sosyal Tesisleri’nin spor salonuna uğramıştım. Metin Yahya Üster ile tanıştım orada. Meğer bundan önce defalarca televizyonlara çıkmış. Gazetelerde de kendisinden söz edilmiş. Nedense dikkatimden kaçmış.

Üster, 7 yılını Tibet’te bir mağarada geçirmiş. Bir tür Nirvana gibi bir şey anladığım. Hem spritüel alanda yetiştirmiş kendini hem de renklerin insan üzerindeki etkilerini öğrenmiş.

Bir Rus bilim adamının bulduğu çok özel fotoğraf makinesi ile auranızın fotoğrafını çekiyor. Çıkan fotoğraftan da sizinle ilgili kişilik ve karakter tahlili yapıyor.

Metin Yahya Üster benim auramın da fotoğrafını çekti. Duvarında asılı aura fotoğraflarından farklı bir fotoğraf çıktı. Biraz şaşırtıcı görünümü var. Üzerine de benimle ilgili bazı şeyler anlattı. Bunlar özel, yazmam. İyi ya da kötü olmasından dolayı değil, bu tür bilgileri sadece ilgili kişiye anlattığınızda önemi var çünkü. Başkası için hiçbir şey ifade etmeyebilir.

Ancak şu kadarını söyleyeyim insanı etkiliyor. Üzerinizde sizin görmediğiniz bir sis tabakasının olması ve bunun belki de sizin hayatınızı yansıttığını öğrenmek bile şaşırtıcı oluyor.



***




Bize özgü hastalıklar

- Kardan adama tekme atma hastalığı

- Yeni atılmış betona basma veya isim yazma hastalığı

- Gazete ve dergilerdeki resimlere sakal, bıyık ve gözlük yapma hastalığı

- En iyi arabayı ben kullanıyorum zannetme hastalığı

- Kar topunun içine buz veya taş koyma hastalığı

- Cep telefonu kullanımının yasak olduğu ortamlarda ısrarla görüşme yapma hastalığı

- Belediyenin duraklara koyduğu saatlerin yelkovan ve akrebini sökme hastalığı

- Kumsalda deve güreşi yapma hastalığı

- Şahin model arabayı, Doğan görünümlü yapma hastalığı

- Ağaçlara ve banklara kalp ve isim baş harfi kazıma hastalığı

- Derslerini çalışıp sınıfını geçenleri inek sanma hastalığı

- Mesleğimizdeki unvanımızı İngilizce olarak söyleme hastalığı

- İskambil kağıtlarından kule yapan birinin kulesini bozmaya çalışma hastalığı

- Cep telefonu ile bağıra bağıra konuşma hastalığı



***



Şerefe

Bir kadınla bir adam arabalarında giderlerken çarpışırlar.

İkisinin de arabası mahvolur ama şans eseri ikisi de hiç yara almadan kurtulur. Arabalarından sürünerek çıkarlar ve kadın adama bakıp:

“Çok ilginç! Sen erkeksin ben de kadın. Arabalarımız mahvoldu ama ikimize de hiçbir şey olmadı. Bu belki de tanışıp, dost olup, hayatımızın sonuna kadar huzur içinde birlikte yaşamamız için bir işarettir” der. Müthiş heyecanlanan adam: “Evet, galiba haklısın” diye cevap verir.

Kadın şaşkınlıkla “Bak, arabam hurdaya döndü ama bir şişe şarap sapasağlam. Bu kesin bir işaret. Bu şarabı içip şansımızı kutlamalıyız” derken, şarap şişesini adama uzatır. Adam şişeyi alır, açar ve yarısını içip kadına verir. Kadın hemen şişenin mantarını kapatıp adama geri uzatır.

Bunun üstüne adam sorar: “Sen içmeyecek misin?” kadın cevap verir:

“Hayır, ben polisi bekleyeceğim!”



***




KAMYON YAZILARI

Yolun düzünü sözün özünü severim



***




Renklerin dili

Renklerin hayatımızdaki önemini ne kadar biliyoruz. Auramın fotoğrafını çeken Metin Yahya Üster’e göre renkler bizim her şeyimiz. Tüm karakterimiz, yapımız rengimize göre oluşuyor.

Hayatımızın renklerini bulmak için de doğum tarihi kullanılıyor. Doğum tarihindeki rakamların her biri bir rengi tanımlıyor. Buna göre kendimize ait renklerin bir sıralaması çıkıyor ortaya. Bu da yaşam hakkında bazı ipuçları veriyor insanlara.

Kimileri tabii bunu gelecekten bir haber almak gibi yorumlamak istiyor ama Üster bunun kesinlikle yanlış olduğunu söyleyerek “Renklerden yola çıkarak gelecek bilinmez ama karakteriniz oraya çıkacağı için neler yapabileceğiniz hakkında fikir verir” diyor.

Herkese göre sıralama elbette ayrı çıkıyor ama hangi rengin ne anlama geldiğini yazayım.

Kırmızı: Sevgi irade atak kişilik, kendinden eminlik.

Turuncu: Duygusallık, yapıcı ve neşeci arayış.

Sarı: Entelektüel güç, yöneticilik, hırs ve iddia, zeka.

Yeşil: Denge huzur, güven, istikrarlı kimlik.

Mavi: Enginlik, derinlik, sonsuzluk, gururlu içsellik, iletişim, gizem.

Çivit mavi: İkili ilişkiler, sezgi gücü ve kavrayışta üstünlük.

Eflatun: Arzuların değişimi, bilge, kutsal, ulvi kimlik.

Opal: Hayatın anlamı, serbestiyet, geniş gönüllülük.

Lal: Acımak, özgür irade, merhameti sağlamak.

Tabii bu renklerin önceliği ve sıralaması kişilere göre değiştiği için, birbirini sıralayan biçimde yorumlanması da farklı oluyor.



***




Bir insan sabahleyin doğru yolda ise, akşam saatlerinde de öyle kalacak ve bundan pişman olmayacaktır.

KONFÜÇYÜS


***



Aritmetik


Aşk aritmetiği

Akıllı erkek + akıllı kadın = aşk

Akıllı erkek + aptal kadın = ilişki

Aptal erkek + akıllı kadın = evlilik

Aptal erkek + aptal kadın = hamilelik

Ofis aritmetiği

Akıllı patron + akıllı eleman = kâr

Akıllı patron + aptal eleman = üretim

Aptal patron + akıllı eleman = terfi

Aptal patron + aptal eleman = fazla mesai

Alışveriş aritmetiği

Bir erkek kendisine gerekli olan ürünü almak için 1 liralık ürüne 2 lira öder.

Bir kadın kendisine gerekmeyen ürünü almak için 2 liralık ürüne 1 lira öder.

DİĞER YENİ YAZILAR