Hedefi koyun, çözüm bulmak kolay

Haberin Devamı

Türkiye büyük bir ülke. Büyük ülke olunca sorunlarınız da büyük oluyor. Aslına bakarsanız “sorun” kelimesi hep “ürkütücü” olmuştur. Çünkü sorun varsa çözmek de gerekir. İşte çözüm deyince de sıkıntı başlıyor.

Gerçekte Türkiye’nin elbette pek çok sorunu var. Ama şunu da biliyoruz ki sorun ille de çok büyük olmak zorunda değildir. Daha da doğrusu sorunlar eğer siz büyütürseniz büyük gibi görünür.

Eğer sorunu kafanızda büyütmezseniz çözümü de çok kolaylaşır. Bu açıdan bakınca Türkiye’nin çok büyük sorunları olduğuna inanmıyorum. Bunları büyüten biziz.

Sorun çetrefilli gibi görünebilir, sanki çözümü yokmuş gibi durabilir.

Oysa akıl ve mantıkla çok kolay çözümler bulabiliriz. Üstelik bir tane de değil çok sayıda.

Temel konu şudur: Önce sorunu saptayacaksınız. Sonra da hedefi.

Çözüm bu hedefe giden yollardır.

Kürt sorununu alalım örneğin. Öncelikle bu sorunu saptayacağız, onu tarif edeceğiz.

Sonra da hedefimizi belirleyeceğiz. “Ne istiyoruz?” sorusuna cevap bulacağız. Çözüm ondan sonra gelir.

Hürriyet Gazetesi yazarlarından Şükrü Kızılot‘u Sabah’ta yazdığı dönemlerden tanıyorum. Konusunda uzman. Her yazısı bilgi dolu olduğu için ben de her gün yeni bir şey öğreniyorum. Özellikle vergi, mali mevzuatlar ve en önemlisi çalışan hakları konusunda ne çok bilmediğim şey varmış, Kızılot‘u okudukça öğreniyorum.

Şükrü Kızılot pazar günleri kendi konusunun dışına çıkıp çok hoş mizahi yazılar yazıyor. Fıkralar, güzel sözler, komik olaylar veya çok ilginç bilgiler veriyor köşesinde. Benim için tiryakilik.

Hatta aramızda kalsın, pazar günleri kendi köşeme gündemin dışına çıkıp fıkra ve esprili yazılar koyma fikri Kızıot’un verdiği cesaretle oldu.

Şükrü Kızılot 2 Mayıs günü küçücük bir soru koydu köşesine: “Sadece 6 tane 9 kullanarak 100 sonucunu nasıl bulursunuz?” Kendi cevabını da verdi.

Şimdi 2 Mayıs’tan bu yana her pazar günü Kızılot’un köşesini açıyorum ve her seferinde de 6 tane 9 kullanarak 100’ü bulma konusunda yeni bir çözüm buluyorum.

İşte bu yazıda da anlatmak istediğim bu. Önemli olan hedefi saptamak. Çözüm yolları çok.

6 tane 9’la 100’ü bulmak! Burada 100 asıl hedef. Bu hedefe giden sayısız çözüm var. Hiçbiri bir diğerinden daha doğru ya da daha akıllıca ya da daha pratik değil. Hepsini kullanabilirsiniz. Yeter ki 100’ü bulun.

Türkiye önce hedefi bulmalı. Çözümler sayısız.

***


Kırklareli Valisi, “DP’nin CHP’yi kapatmaması talihsizliktir” demiş. İktidar, vali eliyle dağıttığı seçim yardımlarını şimdiden başlatsa iyi olur. Zira bazılarının eli boş durunca ağzına vuruyor! (Gani Yıldız)

***


Hedef: 100’ü bulmak

Çözüm: Kim bilir kaç tane


Şükrü Kızılot 2 Mayıs 2010 pazar günü köşesinde sordu: “6 tane 9 kullanarak 100 sonucunu nasıl bulursunuz?”

Kızılot’un verdiği ilk çözüm aşağıdaki gibiydi:

99 + 99/99 = 100

Arkasından 6 tane 9’la 100’e varan çözümler yağmaya başladı. İşte 9-16-23-30 Mayıs Pazar ve 6-13-20-27 Haziran Pazar günü gelen diğer çözümler; sanıyorum daha çok çözüm yolu bulan çıkacaktır:

- [(99+9) + (9/9)] - 9 = 100

- (9/9) x (9/9) + 99 = 100

- 99 x (9/9) + (9/9) = 100

- [(9/9)+9] + [(9/9)+9] = 100

- (9x9) + (9+9/9) + 9 = 100

- (99-9) + 9 + (9/9) = 100

- 99 + (99/99) = 100

- (999-99) / 9 = 100

- (9x9) + (9+9) + (9/9) = 100

- [(99/9)x9] + 9/9 = 100

- (9x9) + (9+9) + (9/9) = 100

- 99 / (9/9) + 9/9 = 100

***


Antalya’da Baykal’ı sormak ayıp

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Antalya’ya gitti. Sanıyorum Baykal’ın bile görmediği bir ilgi ve izdihamla karşılanan Kılıçdaroğlu’na herkes “Baykal neden yok?” diye sordu.

Soru aslında mantıklı. Çünkü bir genel başkan bir ili ziyaret ediyorsa o ilin milletvekilleri de orada hazır bulunur. Bu, bir siyasi nezaket olduğu gibi görevdir de aynı zamanda.

Ancak belki sadece bu kez ve Antalya için durum farklı. Baykal uzun yıllardır CHP’ye damgasını vurmuş bir lider. Seçim kaybederek değil, tatsız bir olay nedeniyle genel başkanlığı bırakmak zorunda kaldı.

Olayın sıcaklığı henüz sürerken Baykal’ın Kılıçdaroğlu’nu karşılayan milletvekilleri arasında olmasını istemek en azından yakışıksızdır, ayıptır.

Sanmıyorum ki Kılıçdaroğlu da konuyu düşünsün ya da gurur sorunu haline getirsin. Ama ona yönelik ısrarlı sorular sadece CHP’nin iç huzurunu kaçırmaya yöneliktir ki bu da kimsenin hakkı olamaz.

***


Anayasa yemini

Terör olayları artınca “Acaba terörle mücadelede tekrar OHAL denense mi?” soruları ortaya atılmaya başlandı. Çünkü terörle mücadele kentlerde polis (terörle mücadele birimi) kırsalda ise jandarma tarafından yürütülüyor.

Şehitler de özellikle kırsal bölgelerde olduğu için jandarma hep hedef oluyor ama bunun kamuoyundaki algılanması asker, Genelkurmay olarak görülüyor.

Bu nedenle “OHAL ilan edilirse, Silahlı Kuvvetler en seçkin birimleriyle teröre karşı devreye girer” görüşü “mantıklı” gibi görünüyor.

Şahsi fikrimi söyleyeyim, ne OHAL ne sıkıyönetim çözüm olabilir.

Ancak OHAL talepleri gelince iktidarın ve yandaşlarının paniklediği gözleniyor. Başbakan OHAL’e biraz da sert sözlerle karşı çıkınca yandaşlar da OHAL’i karalamaya başladılar. Vatandaş OHAL’in ne kadar kötü bir şey olduğunu öğrenmekle meşgul şu günlerde.

Oysa OHAL anayasal bir uygulama. Eğer bu kadar kötüyse “demokratikleşen ve asker vesayetinden kurtaran anayasa değişiklikleri!” sırasında bu madde de kaldırılır ya da değiştirilirdi.

Oysa AKP iktidarı kendi hazırladığı anayasada da OHAL ve sıkıyönetimi aynen koruyor.

Hem kötüyü koruyacaksınız hem de demokrasi ve hukuktan söz edeceksiniz.

İşin özü şudur: İktidar hiçbir konuya demokrasi ve hukuka uygun mudur diye bakmıyor. Sadece “Ben kullanırsam iyi, kullanmazsam kötü” diyor.

Bu nedenle parti kapatmada örneğin “Parti kapatma yetkisi benim elimde olursa iyi, olmazsa kötü” mantığını savunuyor.

DİĞER YENİ YAZILAR