Cinsel hayatla ilgili Türkiye’nin en tanınmış ismi kuşkusuz Haydar Dümen. Yıllardır hiç bıkmadan usanmadan cinsel konulardaki yanlış bilgileri düzeltmek, en akıl almaz sorulara cevap vermek için çırpınan Haydar Dümen son kitabını göndermiş. Adı: “Best Of Haydar Dümen-Gülerek Öğrenelim”
Adından da anlaşılacağı gibi yıllardır gazetelerde yazan Dümen, bunlardan oluşan bir derlemesini fıkra, Mehmet Duru’nun sorulardan esinlenerek yaptığı karikatürler ve bilimsel yazılarla desteklemiş. Fıkraların bir kısmı da Yıldırım Tuna’ya ait, onu da bilin.
Açık söyleyeyim, kitabı ister bilgi almak, ister mizah için okuyun, ikisi de geçerli. Bu arada Haydar Dümen her sayfanın altına kendi yazdığı cümlelerden birini koymuş ki o başlıbaşına ayrı bir kitap niteliğinde. Sizlere bugün kimi komik, kimi çok derin anlamlı, kimi düşündüren “Haydar Dümen vecizelerinden” bir demet sunmak istiyorum:
- Hayal karın doyurmaz ama iştah açar.
- Aşk boş kadehlerin altında aranmaya başlandığında çoktan bitmiş demektir.
- Nankörlük onulmaz bir ruh çarpıklığıdır.
- Derin aşağılık kompleksi olanlar daha çok yüce değerlere saldırmayı yeğlerler.
- Disipline edilmeyen akıl dümensiz gemi gibidir.
- Bilgi diken gibidir. Sadece yalınayak takımını rahatsız eder.
- Alkışların fazlası sağanak yağmur gibidir. Ayağa düşünce sel olur. Önüne geleni sürükler.
- 5 parmak bir değildir ama hepsinin cana ihtiyacı vardır. Hepsi aynı derecede acır.
- Hayatı dünya güzel diye sevmeyin. Onu ben güzel yapıyorum diye sevin.
- Dürüstüm demek kolaydır, zor olan onu taşımaktır.
- Umut kuşun kanadında uçup gitmişse onu yakalamak için kuşu vurmayın.
- Umut kuş gibi hareketlidir. Tek kusuru daldan dala uçmasıdır.
- Romantizm su gibidir. İçmeden olmaz, ama karın doyurmaz.
- Aklını doyur, insanlığı kayır, yüreğine de pay ayır, gerisi teferruat.
- Fazla özveri düşmanlıkla geri döner.
- Paranın azı, kadının nazı, Mardin’in yazı, erkeğin kazı çekilmez.
- Rüyalara umut bağlamak, kanatsız uçmayı düşlemek gibidir.
- Duygulara yalan lekesi düşmüşse yemin onu temizlemez.
- Açlık kapıyı çalınca evde yokum diyemezsin.
- Nankör ona bir bağ bağışlasanız neden bir taşı eksik der.
- Sevgilinize yaranacağım diye fazla şaklabanlık yapmayın, güven duygusunu yerinden oynatmayın.
- İhanet en büyük bedeli, yapana ödetir.
Kelimeyi bilmeyince
Okurlardan Erhan Tığlı’dan iki fıkra geldi. İkisi de “bilmediği bir kelime ile karşılaşanların” içine düştüğü komik durumla ilgili:
Mevaşi
Bürokraside Arapça, Farsça sözcüklerin çok kullanıldığı devirlerde kaymakamlığa yukarıdan, “İlçenizdeki mevaşi adedinin bildirilmesi” diye bir emir gelmiş. Kaymakam mevaşinin ne olduğunu bilmiyormuş. Sorup soruşturmuş, bilen çıkmayınca, “Herhalde maaşlı yazacakken yazıcı yanlışlık yapmış olacak” diye düşünmüş ve devletten maaş alan memurların listesini göndermiş. Zehir zemberek bir yanıt gelmiş. Mevaşi, büyükbaş hayvan demekti.
Anüsten alınacak
Köylü doktora gitmiş. Doktor ilaç yazmış ve nasıl kullanacağını tarif etmiş. Köylü köyüne dönmüş ancak ilaçları nasıl kullanacağını tam öğrenemediği için doktora telefon edip sormuş. Doktor, “Sana supozituar yazdım. Makattan alacaksın” deyip telefonu kapatmış. Köylü yine anlayamamış. Gidip muhtara sormuş. O da bilemeyince doktora tekrar telefon etmiş. Doktor homurdanarak: “Anüsten alınacak” demiş. Köylü yine anlamamış ve bir daha sormuş. Doktor öfkelenmiş: “Kıçına sok kıçına!” Köylü telefonu kaparken “Tüh! Sonunda doktoru kızdırdım. Cahillik zor şey” demiş.
NASIL OLDU DA OLDU?
Dünkü “Duygulandıran ödül töreni” yazısında Artvinlilerin en sevdiği sanatçılar arasında Selçuk Yöntem’in de olduğunu yazdım. Daha doğrusu yazdığımı sandım. En az üç kere okudum yine fark etmemişim. Sabahın ilk saatlerinde yazıma bakarken bir de ne göreyim; Selçuk Yöntem diye yazdığım isim Ertürk Yöntem değil mi? Ne diyeceğimi bilemiyorum, sevgili sanatçı arkadaşımdan ve sizlerden çok özür dilerim...
Yıldırım Tuna’dan pazar fıkraları
İşte bu haftanın fıkralarından bir demet...
Kilisedeki çocuk
Küçük oğlan çocuğu Pazar günleri kilisede verilen din dersine geç katılınca rahip “Neden geç kaldın?” diye sormuş kızarak. Çocuk balık avlamaya gitmek istediğini ama babasının onu kiliseye gitmesi için zorladığını söylemiş. Babasının böyle davranmasından çok mutlu olan rahip “Sana nedenini de izah etti mi?” diye saçlarını okşamaya başlamış oğlanın. “Evet” demiş çocuk, “Babam ‘Oğlum ikimiz için yeterli yemimiz vallahi yok, bu hafta idare et’ dedi!”
Pokere dördüncü
Doktorun ev telefonu çalmış, hattın ucunda hastaneden mesai arkadaşı “Pokere 4’üncü lazım gelir misin?” diye sormakta. “Hemen geliyorum” demiş doktur. Paltosunu giyerken “Ciddi bir şey mi?” diye sormuş karısı, “Mmmm..” diye cevap vermiş doktor “Sana gerçeği söylemem gerekirse halihazırda 3 doktor daha şu anda orada!”
İlkokul erkek çocuklarda menfi etkiler yaratmakta.. Okul hayatınız boyunca orta yaşlı bir kadın tarafından sürekli azarlanmaya alışırsınız.. İleriki yaşlarda da bu alışkanlığınızı devam ettirebilmek için evlenirsiniz!..
Eleman aranıyor mu?
Kadının biri giyim mağazasının müdürüne gidip “Eleman arıyor musunuz?” diye sormuş. “Hayır” demiş müdür sertçe “Yeterli elemanımız var!” Kadın “Peki o zaman” demiş “Konfeksiyon bölümünde yarım saattir bekliyorum ilgilenen bir kişiyi bile yok.. Hemen bana yardımcı olacak bir eleman gönderirseniz sevinirim!..”
Kız “Anne, hamileyim” demiş. “Nee?” diye çıldırmış annesi, “Babası kim?” Kız “Ne bileyim” demiş, “Babamın memuriyeti sebebiyle hiçbir yerde 4-5 aydan fazla kalamıyoruz ki isimlerini aklımda tutayım!”
Mualla
6 yaşındaki oğlan süpermarketin koridorlarında “Mualla.. Muallaaa!..” diye annesinin adını bağırırken “Şşşştt!” diye yanında bitivermiş annesi, “Ayıp. İnsan annesini ismi ile çağırır mı? Anne desene..!”
Oğlan “Tamam da” demiş, “Seni hayatta bulamazdım ki, etraf anneden geçilmiyor...”
Kaç yıl?
- Doktor ben kaç yaşına kadar yaşayacağım?
- 80’ine kadar yaşarsın.
- Fakat doktor ben 80 yaşındayım?
- Eee, biz ne diyoruz ki?
Üçüz
İki kadın üçüz doğurmuş ortak arkadaşlarından bahsederken “Biliyor musun?” demiş biri, “Üçüz doğurmak 12 bin kerede bir oluyormuş.” Diğeri “Yuh!” demiş, “Kardeşim bunlar ne zaman yemek yediler, işe gittiler, uyudular da vakit buldular anlamak mümkün değil!..”

