Haksızsınız Sayın Başbakan

Haberin Devamı

Sayın Başbakan; salı günü Meclis’te yaptığınız konuşmanın bir bölümünü hayret içinde izledim. Çünkü CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın “İkili görüşmeyi kamera ile yapalım” önerisine karşı çıkarken “ahlaksız” kelimesini telaffuz ettiniz.

“Ahlaksız” dediğiniz Baykal’ın “konuşalım ama kamera kaydetsin” demesi. Haklı değilsiniz Sayın Başbakan. CHP liderinin görüşmenizi kameraya kaydettirmek istemesi “ahlaksızca” bir teklif değil.

Elbette siyasi teamüllere uymayabilir bu öneri. Siz de bunu reddedersiniz, ama ahlaksızca olduğunu söylemeniz konuyu saptırmaktır.

Öneriye bu tür yaklaşım göstermek yerine keşke Deniz Baykal’ın bunca yıllık siyasi hayatında neden ilk kez bu tür bir talepte bulunduğunu düşünmeniz gerekirdi bence.

Ve sanıyorum ki, asıl bunu düşünmeniz halinde, çıkaracağınız sonuç sizi çok üzecektir. Hatta yine sanıyorum ki, o sonucu çıkardığınız için böyle bir öfkeye kapılarak işi fiili hakarat etmeye vardırdınız.

Eğer bir sonuç çıkardıysanız, sizin fiilen yaptığınız hakareti aslında Baykal’ın üstü kapalı olarak size yaptığını anlamış olmalısınız.

CHP Genel Başkanı kamera isteği ile size olan güven sorununu ortaya koyuyor. Şu anda bilmiyorum Baykal’ı böyle bir duyguya iten nedir?

Bu nedenle yine “sanıyorum” diyeceğim; Sayın Başbakan daha önceden yapılmış bir davranışınız mı var acaba?

Baykal’la bundan önce yaptığınız bir ikili görüşmeden sonra gizli kalmasına karar verdiğiniz bir konuyu çevrenizle mi paylaştınız? Ya da bazı kişilere anlatırken görüşmenin üstünlüğünün sizde olduğunu mu söylediniz ve Baykal da bunu öğrendi mi?

Çünkü başta da dediğim gibi Baykal ne siz ne de bir başkası için böyle bir talepte bulundu bugüne kadar.

Sizin de daha önce belirttiğiniz gibi “öfkeyi bir hitabet sanatı olarak kullanmanız ve sözlerinizi ağır hakaret cümleleriyle süslemeniz” ister istemez şüphe yaratıyor.

Her ne kadar konuşmanın sonunu “bir çay içerdik” diye espriyle bağlasanız bile “ahlaksız” tanımlamasının yarattığı görüntü kirliliğini kapatamıyor bu.

*****


Sessizliğe inanıp her şey çok güzel sanmayın

İki gündür dağdan inen teröristlerin Türkiye’de kahramanlar gibi karşılanmasının görüntülerini ve haberlerini izliyoruz.

Gözlediğim kadarıyla bağırıp çağırmayan ama sessizce öfke seline dönüşmeye başlayan bir tepki var kamuoyunda.

Gelen yazılı ve sözlü mesajlardan bunu anlamamak mümkün değil. Bu, şimdilik biraz da şaşkınlık havası taşıyor ama günler geçtikçe daha mantıklı bir temele oturabilir.

İktidar “içini doldurmadan” açıkladığı bir açılımda bu noktaya geldi. Bundan sonrasının kontrolü elinden çıkabilir, dikkatli olmalı.

Bu arada AKP’ye destek veren kitlelerin de şaşkınlıklarını gizleyemediklerini gözlemliyorum.

İktidarın her yaptığına koşulsuz destek veren bazı televizyon kanalları bile “dağdan inme şanlı törenleri” karşısında ne yapacaklarını şaşırmış durumdalar.

Örneğin önceki sabah AKP’ye çok yakın bir kanalın sunucusu, “Dağdan inmeleri nasıl karşılıyorsunuz?” sorusunu soruyordu izleyicilere ve e-posta atmalarını istiyordu.

İlginçtir ki, sunucu gelen mesajları bir türlü okuyamadı ama sadece benim izlediğim süre içinde 4 kere “Sayın izleyiciler, eğer küfürlü ve hakaret içeren mesajlar gönderirseniz bunları yayınlayamayız” uyarısı yaptı.

AKP açılım yaparken, işi ayırıma ve düşmanlığa doğru sürükleyebileceği ihtimalini mutlaka göz önünde tutarak stratejisini elden geçirmeli.

*****


TÜSİAD’ın işi o kadar da zor değil ki

Son birkaç gündür TÜSİAD kulisleri çok yazılır oldu gazetelerde. Çünkü Başkan Arzuhan

Doğan Yalçındağ bu görevi bıraktı, TÜSİAD’ın şimdi yeni bir başkan seçmesi gerek.

Sorun da bu zaten. Çünkü bir türlü kimin başkan olacağına karar verilemiyor. Nedeni ise kimsenin aday olmaya yanaşmaması.

Türkiye’nin en büyük patronlarının üye olduğu bir dernekte hiç kimsenin başkan olmayı istememesinin bir nedeni var herhalde.

Tabii ki net olarak bilmiyoruz ama tahminler buna iktidarın tavrının yol açtığını gösteriyor. Patronlar, açıkça söylemeseler de belli ki iktidarın hışmına uğramaktan çekiniyorlar.

Gerçi gazetelerin ekonomi sayfalarını patronların “krizi hiçe sayarak yatırım üzerine yatırım yaptıkları” haberleri dolduruyor ama belli ki bu iktidarı tam tatmin etmiyor.

Tıpkı neredeyse hiçbir muhalif haber çıkmamasına rağmen Başbakan’ın sürekli medyadan yakınması gibi.

Oysa bu kararı vermek çok da zor değil. TÜSİAD içinde AKP’ye çok yakın olan patronlar da var. En kolayı onlardan birisini başkan seçmektir. Bu durumda TÜSİAD’ın iktidarla ilişkileri de hemen değişir.

TÜSİAD’a da AKP damgasını vurmuş olur. Herkesin de başı rahata erer.

Ama galiba kurumsal olarak böyle davranmayı da hazmedemiyor

TÜSİAD.

*****


Borcun borç

YIldIrIm Tuna’dan: Alaska’da -40 derecede bir kış gecesi, Joe barda içki içmekteymiş. “Epeydir borcun birikti Joe” demiş barmen. “Özür dilerim” diye cevap vermiş Joe, “Bu aralar biraz sıkışığım da.” Barmen “Önemli değil” demiş, “Ancak bir kâğıda adını, altına da borç miktarını yazıp şu duvara asacağım.” Joe “Fakat arkadaşlarımın onu görmelerini istemem” diye telaşlanmış. “Görmeyecekler” demiş barmen, “Borcunu ödeyene kadar kürk palton da tam onun üzerinde asılı olacak!”

*****


Özal değil

İŞÇİ Partisi’nde bulunan bir telefon kaydı ile ilgili dün yazdığım yazıda, konuşmanın Rauf Denktaş ile Özal arasında geçtiğini yazmışım. Bu, büyük bir yanlışlık. Çünkü iddia edilen konuşma Talat ile Erdoğan arasında yapılmıştı.

DİĞER YENİ YAZILAR