Habur efsanesi de bitti

Haberin Devamı

İktidarın “içi boş” Kürt açılımından sonra Habur’da yaşananların Türkiye’de tepkiye neden olduğu varsayılmıştı. Aslına bakarsanız belki ilk günlerde böyle bir tepki de oluşmuştu. Hatta bu nedenle AKP’nin ciddi bir oy kaybına neden olduğu da ileri sürülmüştü.

Ancak referandum sonunda gördük ki, halkın bu konuda fazla bir duyarlılığı ve öfkesi yokmuş. Habur Kapısı’nda yaşananlar, sadece medyaya çıkma olanağı olanların yüksek sesle dile getirdiği bir olguymuş.

Şurası belli ki Türk halkı terör ve şiddetten artık kurtulmak istiyor. Bu nedenle “hesap sorulmasını” veya “sorumluların cezalandırılmasını” bile artık talep etmeyebilir.

Çünkü Güneydoğu’da bir sorun var ve bu sorun Türkiye’nin genelini etkiliyor. O halde ne pahasına olursa olsun bu sorun çözülmeli.

Hatta bu uğurda teröristlerle masaya oturulması, İmralı’daki kişinin muhatap alınması ve hatta hatta bu kişinin affedilip siyaset yoluyla legalize olması bile kabul edilebilir durumda.

Referandum, Kürt sorununun çözümünde böylesine bir iklim yarattı benim izlenimlerime göre.

Bunları, eleştirmek adına yazmıyorum, tam tersine, bu fırsatın değerlendirilmesi ve sorunun kalıcı olarak çözülmesi adına yazıyorum.Burada görev öncelikle iktidara ve Kürt halkının siyasi temsilcilerine düşüyor.
İktidar, açılım kararı aldığında bunun içini dolduramamıştı. Sanıyorum bu da iktidarın elini tutan “bazı konuları anlatmakta duyulan sıkıntıdan” kaynaklanıyordu. İktidar halkın tepkisinden çekiniyordu ve bu nedenle taleplerin dışarıdan gelmesini tercih ediyordu.
Şimdi durum değişti. Kürt sorununun çözümünü halkın önemli bir bölümünün de “fazla naz etmeden” istediği ortaya çıktı. O halde iktidar dile getiremediği çözüm önerilerini artık korkmadan gündeme taşımalıdır.

Tabii bu iklimden Kürt halkının siyasi temsilcileri de yararlanmalı ve konuya sağduyu ile yaklaşarak sorunun çözümünde öncelik almalıdır. Kısır tartışmalar, yara kabuğu kaşımalar, anlamsız güç gösterileri, Türk halkını rencide edecek tavır ve davranışlar yerine akılcı, mantıklı, hukuka ve demokrasiye uygun talepler hemen masaya konulmalıdır.
Kürt sorununun çözülmesi, siyaseti de rahatlatacaktır. Anlamsız “demokrasi ve özgürlük” tartışmaları bitecek, Türkiye’nin gerçek sorunlarına eğilme ortamı yaratılacaktır.
Türk halkı bilerek bilmeyerek, iktidara da Kürt halkına da çok önemli bir kredi açtı. Bunun değerlendirilmesi için ilgili herkesin elini taşın altına koyması gerekir.


*****

Bu Fenerbahçe

Geçen sezondan bu yana Fenerbahçe ile ilgili fazla bir şey yazmadım. Geçen yıl Güiza ile ilgili birkaç yazı yazmıştım. Bu oyuncunun Fenerbahçe’ye yarardan çok zarar verdiğini anlatmaya çalışmıştım, o sıralar kulak asan olmamıştı.
Neyse ki sonunda gerçek kabul edildi. Ama bu kez de Güiza, Fenerbahçe’ye oynamadan zarar veriyor.

Bu sezon biraz izleyeyim, bir şey yazmayayım istedim ama, gel de yazma. Bir takım bu kadar istikrarsız olursa, kendi kendini Avrupa sahalarından uzaklaştırırsa buna dayanmak mümkün mü?

Kayseri maçını adeta saçımı başımı yolarak izledim. Futbol uzmanları ne der bilemiyorum ama, çocukların ortada sıçan oyunu gibi top gezdirerek ve sonunda mutlaka rakibe kaptırarak futbol oynanır mı, buna futbol denir mi, bunun ayrıca bir seyir zevki var mı, bilemiyorum artık.
Şurası gerçek ki Fenerbahçe bu yıl iyi transfer yapamamış, takımı iyi kuramamış. Zaten bunun ilk bedelini “annesinin ligine” dönerek ödedi. Benim merakım, bu bedel ligi arka sıralarda bitirmek olarak daha da büyür mü?


*****

‘Hayırlı olsun’ tekrar hayata döndü

Referandum kampanyası boyunca AKP’lileri en sıkıntıya sokan şey, ağızlarının çok alışık olduğu “hayırlı olsun, hayırlısıyla” gibi deyimleri kullanmakta çektikleri zorluktu.

Koca Ramazan geldi geçti AKP’liler iftarlarda ağız tadıyla bir “hayırlı olsun” diyemediler. “Hayırlı Ramazanlar” pek kullanılmadı. AKP’liler oy atarken bile klasik “hayırlı olsun” temennisinde bulunamadılar.

Referandum bitti, evet oylarının üstünlüğü ortaya çıktı, AKP’lilerin de dilleri çözülüverdi. Ekranları güleç çehreleriyle ve ince bir alayla “referandum sonuçları ülkemize hayırlı olsun” diyen siyasetçiler dolduruverdi bir anda.

Baktım, AKP medyası da “hayırlı” kelimesini kullanamamasının sıkıntısını atmıştı dün. “Hayırlı olsun” başlıkları nedense tüm AKP’li medyanın sayfalarında yer almıştı.

*****

MHP tabandan kaymayı kabul etmiyor

Referandum sonrası sessizliğin hâkim olduğu MHP’den Cihan Paçacı ile konuştum dün. Paçacı “MHP bitti, CHP eh, başlıklı yazınız çok ağır ve haksız” dedi. Sonra da ekledi: “Durum sizin yazdığınız gibi değil, MHP tabanından bir kayma yok.”

Cihan Paçacı MHP adına “kale olduğu” ileri sürülen bazı yerlerden de evet çıkmasının çok normal olduğunu belirterek “Evet, çok oy aldığımız bazı yerler için kale tabirini kullananlar var, ama biz buralarda çok oy alıyoruz sadece, oyların tamamı bizim değil ki” dedi.

MHP’nin oylarının iyi olduğu illerin çoğunda hayır oyu çıktığını söyleyen Paçacı “Adana hayır dedi, Mersin, Antalya, Aydın, Uşak, Balıkesir hayır dedi. Bizim buralarda oyumuz yüksek üstelik belediye başkanlıklarımız var. Demek ki başarılı olmuşuz” diye konuştu.

Paçacı’ya Bahçeli’nin seçim bölgesi Osmaniye’yi sordum. “O da normal, bizden oy kayması yok, sayın genel başkanımız seçimde yüksek oy almıştı, hayır oyları bunun altında değil ki” cevabını verdi.

Isparta, Karabük, Bartın gibi kale olarak nitelenen yerlerde evet çıkmasının da MHP oylarından kayma nedeniyle olmadığını söyleyen Paçacı “Seçimlerde bu gerçek ortaya çıkacaktır, bizim bir endişemiz yok” dedi.
MHP yönetimi duruma böyle bakıyor. Önümüzdeki günlerde sanıyorum konu parti içinde de konuşulacak ve bir hesaplaşma yaşanacaktır herhalde. Referandumun tozu dumanı geçince daha sağlıklı değerlendirmeler yapılır.


*****


Referandum evetçileri çıkan sonucu, “Demokrasimiz güçlendi” şeklinde yorumladı. Aslında güçlenmedi. Şekil değiştirdi: Demokrasi oldu demAKrasi.
(Gani Yıldız)


DİĞER YENİ YAZILAR