Gül’le ilgili bilmediğimiz bir şey mi var?

Aşağı yukarı iki aydır Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığına aday olmayacağını yazıyorum. Bunu yazarken ısrarla Tayyip Bey’in ülke çıkarı için sağduyulu davranacağına inandığımı da söylüyorum

Haberin Devamı

Aşağı yukarı iki aydır Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığına aday olmayacağını yazıyorum. Bunu yazarken ısrarla Tayyip Bey’in ülke çıkarı için sağduyulu davranacağına inandığımı da söylüyorum.

Tayyip Bey, Cumhuriyet’le, ilkeleriyle, Anayasa’yla, parlamentoyla, kendi milletvekilleriyle ve 70 milyonla adeta alay ederek cumhurbaşkanlığı konusunu son güne bıraktı. Bütün eleştirilerime rağmen hâlâ Tayyip Bey’in sağduyulu davranacağına inanıyordum.

Ama Tayyip Bey hayal kırıklığı yarattı. Gerginlik politikasını seçti. Kendisinden hiçbir farkı olmayan Abdullah Gül’ün adını aday olarak açıkladı.

Bu durumda değişen bir şey olmadı. Tayyip Erdoğan için geçerli olan kuşkular Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı adayı olması Türkiye’nin içinde bulunduğu durumun ipuçlarını da veriyor bize.

Tayyip Bey’in ve “Ben başbakan olarak hizmet vermek istiyorum, ayrıca genel eğilim de böyle” demesi hiçbir anlam ifade etmiyor. Çünkü bu söylem doğru değil.

Erdoğan çok açıktır ki hizmet aşkıyla değil, üzerindeki baskılar nedeniyle aday olmamıştır. Bundan sonra bunun aksini söylemesi asla inandırıcı olmayacaktır.

Eğer Tayyip Bey hizmet aşkı ile dolu olsaydı Gül adını son güne saklamazdı. Belli ki elindeki tüm olanakları kullandı, uygulanan baskıların nereye kadar uzanacağını görmek istedi. Sonunda anlaşıldığı kadarıyla pes etti. Topu Gül’e aktardı. Artık baskı ve eleştirileri Gül göğüslemek zorunda.

Tayyip Erdoğan’ın son dakikaya kadar kendisini aday göstermeye çabaladığının bir kanıtı da daha önce “sürpriz yapacağız” demesi oldu. Oysa Abdullah Gül sürpriz isim değil ki. İki yıldır zaten ya Tayyip Erdoğan ya Abdullah Gül deniyordu. Ve tepkiler aslında bu iki isimi de kapsıyordu.

Büyükanıt’ın “Sözde değil özde” cümlesi Sezer’in sözünü ettiği tehlike, yüz binlerin cumhuriyet yürüyüşü sadece Tayyip Bey’e karşı değildi. Burada tek fark iş dünyasının Gül’e daha sempatik bakmasıdır. Ayrıca özellikle 14 Nisan mitingi nedeniyle şaşkın hale gelen bazı medya organları şimdi Abdullah Gül’e sarılacaklardır.

Bence bunlar AKP’nin sayısal demokrasiye güvenerek sistemi zorlamasına karşı etkili direniş olmayacağı anlamına gelmez. Açıkçası Tayyip Bey kendisine yönelik mesajı almış ama kavgayı başka bir isim üzerinden yürütmeyi tercih etmiş durumdadır.

Tabii bu arada Arınç faktörünü de unutmamak gerek. AKP çevrelerinden gelen bilgilere göre Arınç, Gül veya Tayyip Bey dışında bir aday gösterilmesi halinde kendi adaylığını koyacaktı. Bu da belki cumhurbaşkanı seçilmesini bile etkileyecekti. Böyle bir gelişme AKP’nin çökmesi anlamına gelirdi. Tayyip Bey partisini kurtarmak adına Gül’ü ortaya sürmüş.

Peki Abdullah Gül cumhurbaşkanı olur mu?

Tayyip Bey’in cumhurbaşkanı olmasını engelleyen faktörler Gül için de geçerlidir. Önümüzdeki iki gün Gül’ün cumhurbaşkanı olmasına kesin gözüyle bakanlar çoğunlukta olacaktır. Oysa düşünce, görüş, inanç, politika konularında Tayyip Erdoğan’dan hiç farkı olmayan Gül de aynı baskılar altında kalacaktır.

Tayyip Bey’in aday olmayacağına inandığımı söylemiştim. Şimdi de Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı olabileceğine inanmıyorum.

Eşi, Türkiye’yi insan hakları mahkemesine veren bir ismin cumhurbaşkanı olması Türkiye’ye hiç yakışmaz çünkü.

*****

Sezer’in iyi niyeti
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer görev süresinin bitmesinden önce kutladığı son milli bayram olan 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı nedeniyle yayınladığı mesajda “Meclis Atatürk’e layık olduğunu kanıtlamalı” demiş.

Sezer’in gerçek bir devlet adamı olarak bu söyledikleri sadece iyi niyetten ibarettir.

Bu Meclis’in ezici ekseriyeti Atatürk’e layık olmayı düşünmüyor ki. Onlar Atatürk’e layık olmak yerine “başkanlarının iki dudağının arasına” layık olmaya çalışıyor. Bu nedenle boş kağıtlara imza atıp “aday öneriyor” ve liderlerine sadakat yemini ediyorlar.

Cumhurbaşkanlığı seçimi milli irade diye tanımlanan kutsal ifadenin nasıl ayaklar altına alındığının, kimi milletvekillerinin onurlarını nasıl hiçe saydıklarının da bir göstergesi niteliğini taşıyor.

Türkiye bunu hiç hak etmiyor. Ama Meclis’teki AKP çoğunluğu bu ayıbı sırtında taşımaktan sanki şeref duyuyor.

*****

“British Airways’e binmek mi Allah yazdıysa bozsun”
Sizler hiç fark etmediniz tabii de, bir günlüğüne Münih’e gidip geldim. Sabahın ilk saatlerinde THY ile uçtum ve akşam uçağı ile geri döndüm. Neden gittiğimi ve izlenimlerimi yazarım daha sonra.

Dönüşte alanda bir Türk yolcu ile sohbet ettim. THY uçağında olacağımı öğrenince “Aman ne mutlu, bir daha asla bizim havayolundan şaşmam” dedi. Tabii “Haklısın” dedikten sonra “Hayrola bir şey mi oldu?” diye sordum.

Geçen hafta Londra’ya gitmek için British Airways’ten business bilet almış. Sonrasını kendi ağzından dinleyelim: “Kaç yıldır bu uçaklara binmemiştim. Ama başında İngiliz olunca insan ister istemez iyidir diye etkileniyor. Ne gezer.” Ben sözünü kesip “Ben pek beğenmem zaten” dedim lafı ağzıma tıkayıp sürdürdü: “Bir kere hostesler inanılmaz gürültü yapıyor. Çatal bıçak sesinden, sertçe açılıp kapanan dolap kapaklarından gazete bile okuyamadım. Yemekler berbattı. Hosteslerin birinin bile yüzü gülmüyordu. Ama en kötüsü, güya business’te oturuyoruz, bütün havayolları üçlü koltukların ortasını boş bırakır, British buraya da yolcu alıyor ve itiraz hakkınız da yok. Bir daha mecbur kalsam bile binmeyeceğim.”

İstanbul’a döndüğümde yaşadığım bu olayı bir arkadaşıma anlattım. O da “Sen yeni mi öğreniyorsun, artık Türk iş adamları British’le hiç uçmuyor. Mesela bizim şirketten Londra’ya gidecekler, eğer THY’de yer olmazsa önce Frankfurt’a uçuyor, oradan Lufthansa ile Londra’ya devam ediyor” demez mi. Adı büyük olan her şey gerçekte de büyük değildir. Ayrıca apronda deve de kesse THY’den şaşmayın.

*****

Secret
Geçenlerde bir arkadaşım DVD’sini verdi, ben de seyrettim. “Secret” adlı bir film. Türkçesi “Sır” demek oluyor. Ben konulu film sanıyordum, meğer belgeselmiş. Büyük bir ilgiyle izledim. Konunun özeti şu. İnsan içinde bir sır barındırır, bu da pozitif düşünme gücüdür. Yaşamın hiçbir anında negatif, kötü düşünmezseniz, kötülüğü de kendinize çekmezsiniz. Hiçbir zaman umutsuz olmayın, kötüyü düşünmeyin, dilek ve hayallerinizi gerçekleşecekmiş gibi düşünün, o zaman amacınıza ulaşırsınız.

Film bunun örneklerini anlatıyor.
Daha sonra bu filmin kitabı da geldi. Ajans Plaza tarafından basılmış. Filmdeki örnekleri daha ayrıntılı anlatımıyla kitapta buluyorsunuz.

Bu tür düşünce oyunlarına inananlar için bence bulunmaz bir fırsat. Filmini izleyin ama kitabını da mutlaka okuyun derim.

DİĞER YENİ YAZILAR