Geri adımın anlamı kalmadı

Anayasa Mahkemesi’nin AKP hakkında açılan kapatma davasını kabul etmesiyle Türkiye’de yeni bir dönem başlamış oldu.

Haberin Devamı

Böylelikle “demokratik seçimle tek başına iktidar olma gücüne kavuşsa bile” anayasa suçu işleyen bir siyasi parti hakkında kapatma davası açılabileceği kesinleşti.
Üstelik davanın kapsamına Başbakan ve bakanlar girdiği gibi Cumhurbaşkanı da giriyor. Şimdi kimse “Kapatma davası oy birliği ile kabul edildi ama Cumhurbaşkanı’nın durumu konusunda karşı görüş var” söylemine sarılmasın. Sonuçta AKP hakkında kapatma davası açılmıştır ve kapsama Cumhurbaşkanı da katılmıştır. Gerçek olan budur.
Şu andan itibaren “geri adım atma” çağrılarının da bir anlamı kalmamıştır. Kim hangi geri adımı atarsa atsın, Yüce Mahkeme’nin bundan etkilenmesini ve kararını buna göre vermesini kimse beklemesin.
AKP’nin “hukuku çetrefilli yollara sokarak” kendini kurtarma formülleri aramak yerine en iyi savunmayı hazırlaması akıllıca olan yoldur. Eğer AKP anayasanın temel ilkelerini değiştirme niyet ve emelinde olmadığını anlatabilirse Yüce Mahkeme’den beraat kararı alır olur biter.
Ama bunun yerine anayasayı yırtarak partiyi kurtarma çabalarına başlanırsa gerginliğin önüne geçmek mümkün olmaz. Bu tavır AKP’nin kapatılmasıyla sona erer, buna karşın ülke de yangın yerine çevrilmiş olur. Başbakan sık sık “Bizim için Türkiye önemli, eğer Türkiye için yararlıysa bizim bir önemimiz yok” diyerek bir tür cesaret gösterisi yapıyor. Bunu sözde bırakmaması ve hileye kaçma yerine kendini iyi savunması çok daha iyi olur.

*****


Oy birliği-oy çokluğu kafa karıştırmasın

Anayasa Mahkemesi AKP hakkındaki kapatma davasını kabul etme kararı alırken Cumhurbaşkanı Gül ile ilgili fikir farklılığı olduğunu da ortaya koydu. Öyle sanıyorum ki Anayasa Mahkemesi’nin bu “ikili” açıklaması önümüzdeki günlerde spekülasyonlara yol açacaktır.
AKP’nin kapatılmasını önlemek için çırpınan çevreler bunu bahane ederek mahkemeyi etkilemeye çalışacaktır. Nitekim dün karar açıklandığı andan itibaren TV ekranları bunu dile getirenlerle doldu taştı.
Ancak şunu söylemeliyim mi, davanın böyle açılması kafa karıştırmasın, çünkü bu mahkemenin vereceği kararı etkilemez. Eğer AKP kendini iyi savunursa beraat eder, aksi takdirde mahkûm olur.
Peki “Neden ikili karar?” Anayasa’da yazılı maddeye göre Cumhurbaşkanı’nın kapatma davasında adının geçip geçemeyeceği pek açık değil. Bu nedenle hukuki görüş farklılığı çıkabilir.
Sonuçta dava açılmıştır. Gül de kapsam içindedir. Bundan sonrası mahkemenin kararını beklemek olmalıdır. Kapatma da çıkabilir, beraat de. Kimse telaşlanmasın.

*****


60 yıllık nostalji

Ülkü Erakalın bugün 74 yaşında. Tam 60 yılını Türk sinemasına hizmet ederek geçirdi. Geçen hafta çarşamba gecesi Gazanfer Özcan Gönül Ülkü Tiyatrosu’nda Ülkü Erakalın’ın “Gökte yaşar yıldızlar” adını verdiği tek kişilik gösterisine gittim.
Erakalın tek kişilik gösteride tiyatro yapmıyor, izleyiciyle sohbet ediyor. 60 yıllık anılarını anlatıyor.
Fatma Girik’ten Türkan Şoray’a, Cüneyt Arkın’dan Zeki Müren’e, Ekrem Bora’dan Sadri Alışık’a, Neriman Köksal’dan Hülya Avşar’a gelmiş geçmiş pek çok Türk Sineması ünlüsünün hiç duymadığım anılarını dinlerken bazen gözüm doldu.
Yaşı 50’yi bulmuş, 60’lı yıllardan bu yana Türk sinemasını izleyen herkese ve yaşı genç olan ama Türk sinemasına meraklı olan herkese tavsiye ederim. Tek kişilik gösteri çarşamba geceleri saat 20.30’da
Benim gittiğim gece Erakalın gösteriye yürek burkan bir sitemle başladı. Dedi ki “Bugünün yıldızları Yeşilçam denince dudak büküyor. Yeşilçam’ı küçük görüyor. Ama ne ibret verici olaydır ki birkaç gün önce bu Yeşilçam’a dudak bükenler, Yeşilçam ödüllerini almak için sıraya girmişlerdi. Ve biliyor musunuz beni o geceye davet bile etmediler.” Herkes sustu sadece. Sonra da alkış....

***


Ekonomiye bir şey olmaz

Yargıtay’ın “AKP’yi kapatma” istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurduğu günden beri kıyameti koparan AKP ve yandaşlarının en büyük savunmalarından biri ekonominin ağır hasar göreceği.
Dinci basın ve AKP yanlısı medya günlerdir Türkiye’den kaçan parayı, gelmeyecek yatırımları yazıyor. Bunu bir tehdit aracı olarak kullanarak “Kapatma olursa Türkiye ekonomisi yerle bir olur” diyorlar.
Nitekim dün karar beklenirken döviz fiyatlarında hissedilir bir yükseliş olurken, borsa önce hızla düştü sonra toparlandı.
Ancak hemen söyleyeyim ki, bu durum geçicidir. Birkaç gün içinde her şey yine kendi dengesine oturacaktır. Çünkü AKP kurmaylarını ısrarla savundukları “İstikrarı biz koruyoruz” görüşü doğru değil, çünkü istikrarı asıl koruyan piyasalar.
Kimse iktidar zora girdi diye kendi çıkarına aykırı işlemlere imza atmaz. Kısa süreli bir çalkantı sonunda “aklı selim” galip gelir ve denge kurulur.
Tabii şunu da eklemek gerek. Dünya bir krize gidiyor ve Türkiye’nin bunun dışında kalmasını düşünmek mümkün değil. Bu nedenle zaten kaçınılmaz olarak görülen ekonomik krizin Türkiye’yi sıkıntıya sokacağını söylemek de yanlış olmaz.

*****


Kötüler kendilerine tahammül edildikçe daha çok azarlar. Tolstoy

***


Olli Rehn baklayı ağzından çıkardı

AB komiseri Olli Rehn AKP kapatılırsa Türkiye’nin Avrupa Birliği sürecinin askıya alınabileceğini söyledi. Çok normal. Bunu şiddetle savunacaklardır.
Geçen hafta yazdığım bir yazıyı hatırlayanlar bileceklerdir. AB AKP’nin kapatılmasına karşı çıkacak, çünkü biliyor ki AKP iktidarda olduğu sürece Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girmesi mümkün değil. Çünkü bunu AKP istemiyor.
Bunu ben söylemiyorum, bizzat AB sözcüleri dile getirerek “Son zamanlarda Türkiye zaten ilişkileri askıya almış gibi. Hiçbir ilerleme sağlanamıyor. Üstelik iktidar sözcüleri AB aleyhine konuşuyor” diyorlar.
Yani AB diyor ki “AKP AB’ye girmeye pek istekli değil” sonra ekliyor “Ama AKP olmazsa Türkiye AB’ye giremez.” Çifte standardı ve mantığı görüyor musunuz? Türkiye’yi AB’ye almak istemeyenler başka ne diyecekler ki?

DİĞER YENİ YAZILAR