Kanunla darbe yapılmaz
Kanunla darbe Önlenemez
Türkiye’yi dönüştürmeye çalışanlar “son kale” gördükleri TSK’ya saldırarak hedefe ulaşmaya çalışıyor. “Darbe paranoyası” yaratan sözde demokratlar “darbeye karşı çıkış olarak” Cumhuriyet’in kuruluş felsefesini ortadan kaldıracak yeni anayasadan söz ediyorlar
Oysa Türkiye’de bir darbe olması olanaksızdır. Ayrıca darbeler güçlerini yasadan almadıkları gibi yasalar da darbeleri önleyemez. Aslolan tüm toplum olarak demokrasinin hazmedilmesi, bunun için sinsi oyunlarla zihin bulandırmadan çabalanmasıdır
Sevgili okurlar; siyaset kısır tartışmalarla giderek sıkışıyor. Darbe paranoyası arkasına sığınarak kendilerinden olmayan herkesi sindirmeyi, korkutmayı amaçlayanlar, Cumhuriyet’in temel ilkelerine yönelik imha operasyonunu fütursuzca sürdürüyor. Bu arada içte ve dışta atılan pek çok adımın Türkiye’ye bir bedel ödetip ödetmeyeceğini ise irdelemeye vaktimiz kalmıyor.
Darbe paranoyası
Bıkmadan yine yazmak istiyorum: İktidar ve bundan nemalanan kesimler toplumda bir darbe paranoyası yaratarak siyaset yapıyor. Bu sayede hem kendilerinden olmayan herkes korkutulup sindiriliyor hem de toplumun büyük bir kesimi adeta afyonlanarak uyutulmak isteniyor. Böylelikle iktidar dikensiz gül bahçesine kavuşuyor.
Sözde demokrasi
İktidar partisine yönelik her eleştiriyi “demokrasi karşıtı” olarak göstermeyi çok güzel beceren yandaşlar biliyorlar ki önlerindeki en büyük engel Atatürk ilke ve devrimleri ve Cumhuriyetin kuruluş felsefesi. Bunun için uzun yıllardır sinsi planlar yaparak halkın kafasını karıştıranlar şimdi “zafere çok yaklaştıkları” düşüncesiyle “son kale” olarak tanımladıkları Türk Silahlı Kuvvetleri’ni de yerle bir etmek için kampanya yürütüyor.
Darbeye karşı kanun
Sadece kendilerine demokrat olan yandaş kesim sürekli olarak ordunun darbe hazırlığı yaptığını, cuntaların kurulduğu, her an harekete geçilebileceği yalanını yaymaktan çekinmiyor. Bu tehlikeye karşı “yasal önlemler” alınmasını isteyenler şu sıralar Türk Silahlı Kuvvetler İç Hizmet Kanunu’ndaki 35. maddeyi gösteriyorlar. Bu madde Silahlı Kuvvetler’e gerektiğinde Cumhuriyet’i koruma ve kollama görevi veriyor.
Olsa da olmasa da
Darbenin temel mantığı mevcut hukukun üstüne çıkmak ve cebren yönetime el koymaktır. Bu nedenle herhangi bir yasaya dayanmak zorunda değildir. Bu nedenle Anayasa ve yasalarınızda hangi madde olursa olsun, darbenin mantığını etkilemez. Çünkü darbe bir cebri işlemidir ve kendi hukukunu uygulamaya başlar.
Yasa var diye mi?
Bir örnek vereyim. 12 Eylül 1980 sabahı dönemin generalleri yönetime el koydu. 35. madde o zaman da vardı. Peki darbeye maruz kalanlar 35. madde var diye mi hiç karşı çıkamadı? “Ama ortada 35. madde var, o zaman hukuken bir şey diyemeyiz” diye mi düşündüler? Yoksa tankların dehşetine mi boyun eğdiler?
Meşruiyet aramak
Tartışma şuradan çıkıyor. 12 Eylül darbecileri yaptıkları ilk açıklamada yönetime el koymalarını bu İç Hizmet Kanunu’ndaki 35. maddeye dayandırdılar. Çünkü darbe de yapsa ordu bir meşruiyet arar. Bu madde darbeciler için kolay bir mazeretti. Kullandılar, ama o madde olmasaydı da bir şey fark etmeyecekti. Darbeciler “Eyvah, yasal dayanağımız yok” diyecek değillerdi. Ki zaten o andan itibaren yasa kendileri olmuştu.
Mutlaka kaldırılmalı
Bütün bunları yazdıktan sonra şunu açıklıkla söylemek istiyorum: Amacı ne olursa olsun o 35. maddenin kaldırılmasından yanayım. Çünkü o madde durdukça Türkiye’yi dönüştürmeye çalışan zihniyet güya demokrasi adına darbe paranoyasını sürdürecek. Ayrıca eğer darbeciler daha önce bu maddeyi bahane ettilerse o bahanenin ortadan kaldırılması en doğrusudur.
Kanun koyalım
Tabii güya demokrasi âşıkları ısrarla Anayasa’ya darbeleri önleyen maddeler konulmasını da istiyor. Koyalım tabii. Kimse darbe yapamasın. Ama bu gerçekçi değil ki. Eğer elinde silah olan darbe yapacaksa buna karşı kanun olmasından etkilenmez. Hele darbe başarıya ulaşırsa buna karşı olan kanunların hiçbir hükmü kalmaz bile. Başarısızlığın sonu ise malum.
Darbe olması mümkün değil
Şimdi gelelim Türkiye’de artık darbe olup olmayacağına. Kesinlikle söyleyebilirim ki Türkiye’de artık darbe olma ihtimali yok. Darbeler geçmişte kaldı. İkide bir üç darbeyi hatırlatarak tehlikeyi diri tutmaya çalışanlar, aslında bu darbelerin Türkiye’nin iç dinamikleriyle değil, dışarıdan gelen telkin ve baskılarla yapıldığını çok iyi biliyorlar.
Türkiye o an durur
Ama “velev ki” bir darbe oldu. O andan itibaren Türkiye’deki her şey durur. Bir kuruş para gelmez dışarıdan, yabancı şirketlerin hepsi, bankalar dahil anında çekip gider, Türkiye ile ticaret kesilir. Memur maaş alamaz, asker tankına benzin koyamaz. Böyle bir riski göze alacak kadar akılsız ve cahil bir ordumuz olduğunu sanmıyorum.
Eskiler nasıl oldu?
Tabii burada ilk akla gelen soru “Türkiye üç darbeden geçti, o zaman neden bunlar olmadı?” Doğru, işte onun için rahatlıkla o darbeler dış destekliydi diyebiliriz. O zamanlar Sovyet Bloku karşımızdaydı. Batı’nın Türkiye’ye ihtiyacı vardı. Türkiye’nin kapitalist rotadan ve temelleri atılan global dünyadan kopmaması gerekiyordu. Her darbe Türkiye’yi bu anlamda biraz daha hizaya getirdi. Ama bundan sonrasına kimse izin vermez.
Demokrasiyi hazmetmek
Bu durumda sözde demokratlık yaparak halkı darbeyle korkutmak sadece art niyeti gösterir. Türkiye’nin elbette daha demokratik yasalara ihtiyacı vardır ve bunlar mutlaka gerçekleşecektir. Ama bundan önce önemli olan tüm toplum olarak demokrasiyi hazmetmemizdir. Eğer demokrasi bilinci artmazsa, insanlar bunu özümsemezlerse istediğiniz kadar demokratik yasa çıkarın bir işe yaramaz.
Bir yaşam biçimi
Demokrasi bir yaşam biçimidir. Toplumlar demokrasiyi hak ettikleri ölçüde bu yaşam biçiminin kalitesi de artar. Türkiye önemli bir demokrasi mücadelesi geçirdi son 60 yılda. Ve biliyoruz ki Türk halkı bu yoldan geri dönmek istemiyor. O halde sinsi oyunlarla zihin bulandırmak yerine demokrasinin kalitesini artıracak ve Türk halkını layık olduğu düzeye çıkartacak mücadeleyi el birliği ile vermemiz gerekir.
Hepinize iyi haftalar dilerim...
Gerçek budur
Haberin Devamı

