Generaller kriz isteseler bugün istifa ederlerdi

Haberin Devamı



Sevgili okurlar; cuma akşamı çok sevdiğim dostlarım Füsun-Ahmet Özbilge çiftinin oğlu Mehmet’in düğünü vardı. Bu nedenle gazeteden biraz erken çıktım, gidip giyindim, tam düğünün yapılacağı Anadolu Kulübü‘ne geliyordum ki Genelkurmay Başkanı’nın istifa ettiği haberi geldi. Yapacak bir şey yoktu, düğüne katılamadan geri döndüm, geniş bilgileri aldıktan sonra sayfamdaki yazıları değiştirdim.

Hiç sürpriz olmadı

Aslına bakarsanız istifalar benim için hiç sürpriz değildi. 23 gün önce zaten “Başta Genelkurmay Başkanı olmak üzere tüm generallerin istifa etmesi gerektiğini” yazmıştım. Çünkü çok belli ki yüzde 50 oy alan AKP iktidarı artık Silahlı Kuvvetler’i kendi doğrultusunda dizayn edecek. Bugünkü konjonktürde askerin direnme gücünün olmadığı çok açık. Sürekli hakaret görmektense “yol açmak” daha mantıklı.

4 saatlik “kriz!”

İstifa haberlerinden sonra yandaş ve maskeli kesimde adeta bir bayram havası esti. Avrupa Birliği’nden gelen saçma sapan tek cümlelik açıklamanın da arkasına sığınan bu kesim “Türkiye’de artık demokrasinin yerine oturduğu” müjdesini(!) seslendirmeye başladı. Hükümetse, kendi hazırladığı oyundan da kahramanlık payı çıkararak “Krizi 4 saatte çözdük, hevesleri kursaklarında bıraktık” bile diyebildi.

Amaç kriz değil

Askerin artık tamamen çökertildiğine inanan iktidar yanlıları ve yandaşlarla, maskeliler hükümetin krizi önleme başarısına da alkış tuttular. Oysa askerlerin istifasının “direnme” ya da “kriz yaratarak bundan yarar sağlama umudu” ile hiçbir ilgisi yok. Asker tam tersine, kriz çıkmaması için yoğun çaba harcadı. Cuma akşamı, piyasalar kapandıktan sonra istifa ederek olası bir spekülasyonu engelledi.

Kriz isteselerdi!

Genelkurmay Başkanı ve diğer kuvvet komutanları bir kriz çıkmasını isteselerdi, istifalarını cuma akşamı değil; bugün, Yüksek Askeri Şûra’dan yarım saat önce verirlerdi. İşte o zaman en azından Yüksek Askeri Şûra toplantısı zora girer, bir olasılık hükümet şaşkınlık yaşar ve hata yapardı. Askerin bu tavrı bile istifaların aslında bir hükümet operasyonu olduğunu gösteriyor. Burada yanılmamak gerek.

Tepki veya direniş de değil

İstifalar, “bir ilk” olduğu için ister istemez heyecan yarattı. Ama o kadar. Çünkü bu istifalar komutanların iktidara karşı tepkisi ya da direnişi anlamına gelmiyor. Asker de Türkiye’nin geldiği noktayı ve dünya konjonktürünü biliyor. Bu koşullarda iktidarla gerginlik yaratmanın yararı olmadığını da görüyorlar. Komutanlar hiç olmazsa onurlarını kurtarmak ve rahat emeklilik hayatı için bu yolu seçti.

Arkası gelebilir

Cuma günü Genelkurmay Başkanı ve 3 kuvvet komutanı istifa etti. Ancak bugünden itibaren bazı başka general istifaları daha gelebilir. Çünkü hükümet böyle istiyor. Çalışmak istemedikleri tüm komutanları belirlemiş durumdalar. Bunların bir kısmı kendisini biliyor, bilmeyenler içinse Yüksek Askeri Şûra’da zorlamalar yapılacaktır. Bu da yeni istifalara yol açacaktır. Gelişmelere kimse şaşırmasın sakın.

Nereye kadar?

Peki ordunun üst kademesindeki

istifalar nereye kadar gider? Cevabı basit, “hükümetin arzuladığı yere kadar.”

AKP iktidarı orduyu tamamen kontrol etmek istediğini hiç saklamadı. Bunu yaparken de, bana göre en kötü yolu, yıpratmayı, aşağılamayı, suçlamayı seçti. Belki böyle yapmasa amacına ulaşamazdı, şimdi ulaştığı kesin. Artık orduda bu iktidarla zihnen de birlikte olacak bir kadro işbaşına gelecektir.

CHP yine hata yaptı

İstifa olayında her nedense CHP yine hata yaptı ve olanları göremedi. Genel Başkan Kılıçdaroğlu heyecana kapılıp tatilini kesmeye ve Ankara’ya dönmeye kalktı. Her şeyi zaten planlamış olan iktidar da “krizi 4 saatte çözüp bitirdik” diyerek CHP’yi yine alaya aldı. CHP’nin artık bu kadar basit hataları yapmaması gerek. Dinlerler mi?

Yani komutana övgü!

Dört komutan istifa ederken Jandarma Genel Komutanı’nın iktidarla işbirliğine girmesi pek çok kişiyi şaşırttı. Yandaşlar ve maskeliler de yeni komutana hemen övgüler düzmeye başladılar. Özel Paşa insani zaaflar nedeniyle de görevinde kalmış olabilir elbette. Ama tahminim diğer komutanların onayını aldığı yönünde. Amacı direniş olmayan generaller elbette ordunun da zafiyete düşmesine izin vermeyecekti.

İstifa - emeklilik

Bu arada dikkat edilmeyen bir ayrıntıyı da belirtmek istiyorum. Olay önce “istifa” diye duyuruldu. Daha sonra “emekliliğini isteme” olduğu açıklandı. İkisi arasında ciddi fark var. Silahlı Kuvvetler’de “toplu istifa” isyan olarak nitelenir. Bu durumda istifa eden generaller tutuklanabilirdi. Oysa emeklilik için böyle bir durum söz konusu değil. Bu bile general istifalarının önceden de bilindiğini gösteriyor.

Bütün engeller kalktı

Geldiğimiz noktada, AKP iktidarının ilk seçildiği 2002 yılından bu yana uyguladığı “mağduriyet edebiyatı” da fiilen bitmiş demektir. Artık yüksek yargıdan, normal yargıya, askerden bürokrasiye, iş dünyasından spora, medyaya kadar her alanda tam hâkimiyet kuran Erdoğan’ın bundan sonra hiçbir bahanesi kalmamıştır. Önünde engel yoktur, mağdur değildir. Yanlış adım atma lüksü kalmamıştır.

Muhalefet şimdi önemli

Bugüne kadar her muhalefeti anında söndürmeye çalışan Tayyip Erdoğan’a muhalefet işte bu andan itibaren çok gerekli. Engelleri tek tek kaldırdı, korkacağı hiçbir şey kalmadı. O halde artık ciddi ve akıllı muhalefeti dinlemek, muhalefetin düşmanlık olmadığını anlamak ve buna göre davranmak Erdoğan’ın temel şiarı olmalıdır. Çünkü bundan sonraki her hata sadece Erdoğan’ın hanesine yazılacaktır.

İlk sınav anayasa

Bütün iyi niyetimle bunu yazmama rağmen Erdoğan’ın bundan sonra farklı davranacağını sanmıyorum. Bana göre ilk sınav anayasa konusunda olacaktır. Önündeki tüm engeller kalktığı için sil baştan bir anayasa konusunda pek atılgan olmayacağını düşünüyorum. Belli bir süreyi de “Eskinin kalıntıları sürüyor, yeni anayasayı engelliyorlar” edebiyatı ile geçirme ihtimali büyüktür.

Asıl sorun şike

Sevgili okurlar, her ne kadar askeri sorunu önemsiyorsak da, açık söyleyeyim, şike konusu toplumda çok daha büyük yankı yaratıyor. Özellikle Fenerbahçe ve bazı başka takımların “düşürülmesi” olasılığı, general istifalarından çok daha büyük gerginlik ve heyecan yaratıyor. Cumadan bu yana sokaktaki okurlar “istifalara ne diyorsun” sorusundan en az on kat fazla “Fenerbahçe küme düşürülecek mi” diye sordu bana.

Yeni operasyonlar

Her nasılsa savcılardan, (herhalde daha iyi gazeteci oldukları için) sürekli bilgi alan bazı meslektaşlarımızın(!) belirttiğine göre futbolda bugünden itibaren yeni bir dalga başlayacak. Sürpriz isimlerin gözaltına alınacağı hatta tutuklanacağı söyleniyor. İşin medyadaki bazı isimlere de uzayacağı ileri sürülüyor. Bunlar şimdilik spekülasyon, ama demek ki bugün beklenti içinde olacağız. Bakalım..

Fenerbahçe düşer mi?

Gelelim, hayatımızın en önemli sorusuna. Kimse kızmasın, içim daralıyor ama tahminimi yazmak istiyorum. Fenerbahçe’nin “düşürülmesi olasılığı” artık çok yüksek. Kulüp yönetimi de bunun farkında olmalı ki çeşitli önlemler alıyor. Fenerbahçe ile birlikte ikisi büyük 4 takımın daha düşürülmesi de kimseyi şaşırtmasın. Gelinen nokta kaçınılmaz sonuçlar doğuracaktır.

Ramazan kutlu olsun

Bugün Ramazan’ın da ilk günü. Hepinizin Ramazanınızı kutlamak isterim. Önümüzdeki günlerde Ramazan ayı konusunda, belki biraz aykırı gelebilecek bir öneri yazmayı düşünüyorum. Bir çoğumuzun aklına gelen ama seslendiremediğimiz bir konuyu sizlerle paylaşacağım.

Hepinize iyi haftalar dilerim.

DİĞER YENİ YAZILAR