Genelkurmay ağzıyla kuş tutsa bile olmaz

Haberin Devamı

Gazetelere yansıtılan “Ordu içinde PKK yanlıları var, operasyonları önlemek için çaba harcıyorlar” haberleri ve dağıtılan telefon konuşmalarına Genelkurmay nihayet “somut” bir cevap verdi. Verilen cevapta “Soruşturmanın sürdüğü” belirtiliyor. Çünkü “yeterli kanıt” bulunamamış, ama buna rağmen araştırılıyormuş.

Tam üç yıl önceki olay bu. Hâlâ soruşturuluyor.

Bana göre doğruyu söylemiyorlar. Söyleyemiyorlar. Çünkü anladığım kadarıyla bunun arkasında yaşananlar daha kötü. Asker her şeye rağmen nezaket ve soğukkanlılığını koruyor.

Ama ortaya başka bir gerçek daha çıkıyor ki o da şudur: Genelkurmay artık ağzıyla kuş tutsa faydası yok, çünkü öyle ağır bir saldırı ve baskı altında ki, bundan kurtulabilmesi de çok zor.

Yandaş medya “Ordu’daki PKK’lı subaylar” yayınını sürdürüyor. İşin içine çok üst rütbeli subayları da sokuyor. Peki gerçek neden ortaya çıkmıyor.

Bana göre olayın gelişimi şöyle: MİT bir süredir Genelkurmay’ı izleme ve dinlemeye almış. Bu izlemelerden birinde ne anlama geldiği pek belli olmayan bir “Operasyonlarda çok adam kaybediyoruz, şu Heronları ya çekin ya düşürün” cümlesi kaydediliyor. MİT bunu Genelkurmay’a rapor ediyor. Belli ki aynı rapor Başbakanlık ve İçişleri Bakanlığı’na da gidiyor.

Genelkurmay’ın MİT tarafından izlenip dinleniyor olması elbette karargâhta rahatsızlık yaratmıştır. Anlaşıldığı kadarıyla Genelkurmay, bu rahatsızlığı dile getirse de yine bir soruşturma yapıyor. Konuştuğu belirtilen kişilerden birinin o sırada uçuş eğitiminde, diğerinin de yurt dışında olduğunu saptayınca işin içinde bir oyun olduğunu düşünüyor. Dosya kapanmıyor ama üzerine de gidilmiyor.

Geçen üç yıl içinde Genelkurmay bildiğimiz gibi hayli yıpratıldı. Bunun devamını isteyenler, bu olayı da kullanmaya karar veriyorlar ve konuşmaları yandaşlara veriyorlar. Onlar da bunu manşete taşıyor.

Aynı medya haberi sürdürmek için İçişleri Bakanı’na soruyor. Bakan “Çok vahim” ifadesini kullanıyor. Ama durum burada da çatallı. Eğer gerçekten çok “vahimse” üç yıldır neden hiçbir şey yapılmıyor, bu belli değil.

Genelkurmay bu beklenmedik atak karşısında sıkışıyor elbette. Sonunda yine kimseyi tatmin etmeyen, pek mantıklı ve akılcı olmayan açıklama yapmak zorunda kalıyor.

Komutanların artık “durumu kurtarma” çabalarını bir kenara bırakıp “Biz nasıl bu kadar aciz hale geldik?” diye düşünmeleri gerekiyor. Bunu yapmazlarsa önümüzdeki günlerde benzer pek çok saldırı ile karşılaşırlar. Herhalde MİT, Genelkurmay’ı izlerken, kafa karıştıracak sadece bu konuşmaları kaydetmemiştir. Devamı gelir mutlaka...

Tam bu satırları bitirmiştim ki 102 yakalama emri haberi geldi. Referandum öncesi çok müthiş bir hamle. Devamı gelir diyordum, geliyor işte, daha durun...



*****



Tarihi yarımadada değişiklikler


Geçen hafta Fatih Belediye Başkanı’nı ziyaret edeceğimi ve bazı çalışmalar hakkında yerinde bilgi alacağımı yazmıştım. Çarşamba günü Fatih Belediyesi’ne gittim. Başkan Mustafa Demir ile kahvaltı ederken Fatih için yaptıklarını bilgisayar gösterisiyle anlattı.

Öncelikle söyleyeyim, Fatih Belediye Binası çok güzel ve çok modern. Belediye ile işi olanlar gelip önce numara alıyorlar sonra çay kahve içerek sıralarının gelmesini bekliyorlar. Sıraları geldiğinde görevli memura isteklerini anlatıyorlar.

Başkan Demir, bilgisayar sistemini çok iyi kullanıyor. Belediye sınırları içindeki bütün binalar, apartmanlar, daire daire kaydedilmiş. Nerede kim oturuyor, ne iş yapıyor, belediye ile herhangi bir işi olmuş mu, parti aktivitelerine hiç katılmış mı, bir tıklamayla ortaya çıkıyor.

Aslında Fatih Belediyesi iyi ki AKP’li. Muhalefette olsa, “vatandaşı fişliyorlar” diye soluğu Ergenekon hapishanesinde alabilirler.

Başkan’la birlikte kısa bir “tarihi yarımada” turu attık. Özellikle Laleli beni çok şaşırttı. Hayli zamandır gitmiyordum. Son gördüğümde, karmakarışık bir yerdi. Şimdi pek çok cadde trafiğe kapatılmış. Demir, “Esnek kapalı” diyor bu sisteme. Bu caddelerde iş yeri olanlar sürekli park etmemek kaydıyla araçlarını sokabiliyor ve işlerini görebiliyorlar. İş yeri olanlar için iyi mi bilemem, ama hem görüntü hem yaşam alanı olarak çok iyi olmuş.

Çocukluğumun ve meslekte ilk yıllarımın geçtiği Çemberlitaş, Cağaloğlu, Sultanahmet ise eskisine oranla çok daha iyi durumda. Demir, eleştirilerime neden olan Sultanahmet Meydanı’ndaki park sorununu çözmek üzere olduklarını söyledi.

Fatih halkı Başkan’dan ve belediyeden ne kadar memnun bilemem tabii. Gerçi halk arasında gezerken, öyle fazla coşku görmedim ki bu da AKP’nin son zamanlarda düşen trendine bir örnek gibi geldi bana. Ama hakkını da yememek gerek, çünkü Fatih İlçesi’nin çehresi hayli değişmiş. En güzel çalışmalardan biri de, her biri çirkinlik abidesi olan ve rastgele yapılan binaların ön cephelerinin belli bir estetik mantıkla güzelleştirilmesi. Yüzlerce binanın çehresi değişmiş. Bu da kenti daha güzel gösteriyor.

Gidip gezmem iyi oldu. Tek cümle ile özet isterseniz söyleyeyim: Fatih Belediyesi’ni başarılı buldum.


*****



En ilginç ‘inceleme’ gezisi


Başkan Mustafa Demir ile Sultanahmet’e doğru giderken, sabah evden çıktığım sırada yakalandığım “aşırı sağanak” tekrar başladı. Yağmur böyle yağarsa dışarı çıkıp bazı yerleri yakından görmek mümkün değil. Ama Başkan “Erimeyiz ya, şemsiyelerimiz de var, yağmurda yürür müyüz” diye sordu.

Bana göre hava hoş, ama Başkan takım elbiseli, üstelik benden sonra Amerikalı konukları varmış, onlarla yemek yiyecek. “Ben yürürüm” dedi ve Çemberlitaş’ta arabadan indik.

Ellerimizde koca şemsiyeler, herkes bir çatı altına sığınmış, ama biz Başkan’la yürüyoruz, üstelik ikide bir duruyoruz, bana bir şeyler anlatıyor.

Yağmur ise bir türlü durmak bilmiyor. “Bakın başkanım” diyorum, “Bu yağmurda foyalar ortaya çıkabilir, sonra karışmam” diye takılıyorum. Kendinden emin “Bir şey olmaz” diyor.

O yağışın altında bugüne kadar hiç haberim olmayan bir yeri görüp öğrendim. Fatih’e bağlanmadan ayrı belediye olan Eminönü Belediyesi’nin başkanlık binası yıkılmış, arsası park olacakmış. Ama binanın altında meğer bir su sarnıcı varmış. Yerebatan’ın küçüğü... O binayı bunun üzerine yapmışlar. Hem de bilerek. Neyse ki şimdi bina yıkılınca girişi ortaya çıkmış. Orası da ayrı müze olacakmış.

Sultanahmet Meydanı’na kadar yürüdük. Başkan meydandaki yeni trafik düzenlemesini anlattı. Otobüslerin sadece turistleri bırakıp çıktıklarını, sonra tekrar yolcularını almaya geldiklerini söyledi. Şimdi yollar yeniden düzenlenecekmiş, çevredeki farklı yol ve kaldırım kaplamaları da tek tip olacakmış.

Meydanın bir köşesinde virane halinde bir yer vardı, orası da Belediye Sosyal Tesisi yapılmış. Bir kahve için buraya girdik. Oturduk ve yağmur dindi. Kahvelerden sonra bir tur daha atalım diye çıktığımızda yağmur yine başladı. Birazdan da vedalaştık zaten.



*****


Başbakan, partililerine, “Referandum değil, halk oylaması
diyelim, halk daha iyi anlar” demiş. Aslında halk oy(a)laması denmeliydi. Zira dağ gibi sorun varken, yatıp kalkıp 12 Eylül’ü konuşuyoruz! (Gani Yıldız)

DİĞER YENİ YAZILAR