Sevgili okurlar; geçen hafta anayasa değişiklikleri tamamlandı ve referandum yolu açıldı. Artık bundan sonra referandum üzerine inanılmaz tartışmalar yaşayacağımızdan emin olabilirsiniz. Her olayda kimsenin aklına gelmeyen bir kurnazlık ya da polemik yaratacak çıkış noktası arayan iktidar ve yandaşlarının neler yapabileceğini de birlikte göreceğiz.
Cumhuriyet’e saldırı
Akla gelmeyen kurnazlık tanımını kullanmışken hemen geçen haftadan sıcak bir örnek vermek istiyorum: Başbakan her zaman yaptığı gibi Cumhuriyet’in kuruluşundan 1950’ye kadar olan dönemle ilgili yine polemik yaratacak bir konu attı ortaya. Maskeli yandaşlar başta olmak üzere AKP’liler bu konunun tartışılmasını adeta “emir sayarak” yine Cumhuriyet ve değerlerine saldırmaya başladı.
İnönü bahanesi
Bu kez bahane İsmet İnönü’ydü. Güya Baykal’ın bir benzetmesine cevap olarak “Asıl sizin eski genel başkanınız Hitler’e benzerdi” diyen Erdoğan’ın bu sözlerinden hareket edenler, tamamı yanlış bilgilere dayalı olarak İnönü üzerinden Atatürk’e ve devrimlerine saldırıya geçtiler. Toplumdaki “balık hafızasına” ve “bilgisizliğe” güvenen AKP ve yandaşları yine yanlış bilgilerle kafaları karıştırdılar.
Hepsi yanlış bilgi
Tabii topluma yanlış bilgi aşılama taktiğini önce Başbakan başlattı. Örneğin dedi ki, “İnönü cumhurbaşkanı olur olmaz paranın üzerindeki Atatürk resimlerini kaldırdı ve kendi resimlerini koydurdu.” Oysa Türk Lirası’ndaki Atatürk resmi kanunla konmuştu. Türk parası basılacağı zaman “Paranın üzerinde Cumhurbaşkanı’nın resmi olur” kuralı kondu. İnönü cumhurbaşkanı olunca da doğal olarak bu kanun devreye girdi.
Yanlıştan dönüldü
Ancak bu kanunun Atatürk’ün ölümünden sonra sorun yarattı ve her değişen cumhurbaşkanı ile de yeniden para basılacak olması bu kanunun değişmesine neden oldu. Sonuçta “Türk Lirası’nın ön yüzünde Atatürk resmi olması” tek ve kalıcı çözüm olarak benimsendi.
Çok güldüren mesaj
Bu arada sizinle çok güldüğüm bir mesajı da paylaşmak istiyorum. Teke Tek programında bu kanunu ayrıntılarıyla anlattım. Ertesi gün bir okurdan gelen mesaj aynen şöyleydi: “Fatih Altaylı’nın programında ne güzel şakıyordun. Ama onu bırak da İnönü paradaki Atatürk resimlerini çıkarıp kendi resimlerini nasıl bastırdı onu anlat.” İyi mi? Şimdi bu vatandaş ve benzerleri referandumda oy kullanarak anayasa konusundaki “milli iradeyi” gösterecek.
Nedir bu düşmanlık?
Birkaç kere daha yazmaya çalıştım. Özellikle maskeli faşistler, AKP’den bir sinyal alır almaz Atatürk ve Cumhuriyet devrimlerine yönelik küfür ve hakaretlere başlıyor. Bir devrimle kurulan cumhuriyete ve değerlerine bu kadar saldırmanın bu kesime olan yararını anlamak mümkün değil. Bu Türkiye düşmanlığının arkasında ne yatıyor acaba?
Geçmişle hesaplaşmak
Bu Türkiye sevgisizleri, güya liberal bir anlayışla “Geçmişimizle yüzleşelim, hesaplaşalım” diyerek yine güya gizlenmeye çalışılan gerçekleri ortaya çıkardıklarını söylüyorlar. Oysa “yanlış bilgiler” hariç geçmişimizle ilgili yazılmamış, üzerinde konuşulmamış en önemlisi “yasaklanmış” hiçbir şey yok.
Yeni öğrenenler için
Bazıları “Biz yeni öğreniyoruz, iyi oluyor” gibi abuk sabuk bir gerekçe öne sürebiliyorlar. Merak etmezseniz, araştırmazsanız elbette yeni öğrenmiş olursunuz. Ama bu, yaşananların bilinmediği, yasaklandığı anlamına gelmez. Bu kişilere tavsiyem biraz tarih kitaplarını ve anıları okusunlar, daha bilmedikleri neler var neler.
Geçmişe küfür
Şu anda dünyanın en gelişmiş ülkelerinin de geçmişlerinde yaşanmış kötü olaylar vardır. Bunun aksi de zaten mümkün olamaz. Ama hiçbir ülke “hesaplaşıyoruz, yüzleşiyoruz” adı altında kendi tarihine bu kadar ağır hakaretlerle saldırmaz. Bu saldırıyı yapanların bilmediği, aslında kendilerine düşmanlık yaptıklarıdır.
Oyuna sakın gelmeyin
Doğaldır. 12 Eylül duyarsız, meraksız sadece kendi çıkarını düşünen sığ bir nesil yetiştirdi. Bu nesle yalan yanlış bilgiler vermek ve tahrik etmek aslında çok da zor değil. Ancak artık herkesin uyanması ve oynanan oyunları görmesi gerekir. Bu, vatandaş olmanın da bir gereğidir. Ülkenin duyarlı tüm vatandaşları bu konularda bilgisi olmayanlara gerçekleri anlatmalıdır.
Erdoğan’ın mantığı
Söz geçmişten açılmışken, hep dikkatimi çeken bir noktayı daha vurgulamak istiyorum. Erdoğan, Atatürk ve İnönü dönemini neredeyse inkâr eder bir tavırda olduğu halde 1950’ye gelince durum farklılaşıyor. Erdoğan, Adnan Menderes’i “demokrasi kahramanı” ilan ederek siyasetinin onun izinde olduğunu söylüyor.
Oradan Özal’a atlıyor
Erdoğan, Menderes’ten sonra Turgut Özal’a atlayarak onu da “demokrasi kahramanı” ilan ediyor. Sonra bu üçlünün fotoğrafları bütün kentlerin billboard’larını süslüyor. Peki Menderes’in devamı olarak ortaya çıkan ve tek başına iktidarı yakalayan Demirel ne oluyor? Demirel’i Menderes’ten ayıran nedir?
Demirel yaşıyor ve karşı
Sorunun cevabı çok basit. Süleyman Demirel, Allah uzun ömürler versin henüz sağ ve en önemlisi bugünkü iktidara karşı çıkıyor. Menderes ve Özal yaşıyor olsaydı acaba bu iktidarın arkasında olurlar mıydı? Özal’ı bilemem ama Menderes asla desteklemezdi. Celal Bayar’ın da idam edilen iki bakanın da desteklemesi bana göre mümkün değildi.
Atatürk nesli
Çünkü, her ne kadar Bayar-Menderes ikilisi irticanın hortlamasında büyük pay sahibi olsalar da, asla Türkiye’nin bir din devletine dönüşmesine izin vermez buna razı olmazlardı. Unutmayın ki Bayar da Menderes de Atatürk’ün yakın dostları olduğu gibi yeni Türkiye’nin mimarisi için yıllar boyu canla başla çalışmışlardı.
Yine çirkin oyunlar
Geçen haftanın, belki de son yılların en çirkin oyunu internet üzerinden oynandı. Baykal olduğu iddia edilen bir kişi ile bir kadının çıplak görüntülerini içeren bir film piyasaya sürüldü. Siyasi kavga herhalde hiç bu kadar alçalmamıştı. Olayın arkasında ne var, Baykal gidecek mi? Belli ki bu haftanın ana konusu bu olacak. Ben de gözlemlerimi yazacağım.
Neden hiç girmedim?
Bazı okurlar birkaç gündür bu konuya hiç girmememi manidar bulmuş. Özel bir nedeni yok aslında. Konu çok belden aşağı ve duyar duymaz yorum yapmak istemedim. Bu olayın yansımaları Türkiye’nin yakın geleceğini de derinden etkileyecektir. Baykal bile konuşmamışken acele etmenin yararı olmadığını düşünüyorum. Özellikle istifa çağrıları “şimdilik” garip geliyor.
Hepinize iyi haftalar...
Geçmişine küfreden kendi varlığına düşmandır
Haberin Devamı

