Gaziantep Türkiye’nin en hızlı gelişen ve değişen kentlerinden biri. Bunu taa Celal Doğan’ın başkanlık yaptığı dönemden beri adım adım izliyorum ve büyük keyif alıyorum.
Celal Doğan Gaziantep için efsane bir başkan olmuştu.
Çok güzel ve olumlu olan şu ki, Doğan’dan sonra gelen başkan Asım Güzelbey de yapılan atılımları geliştirerek sürdürdü. Bir komplekse kapılmadan Gaziantep’in yıldızını parlatmaya devam ediyor.
Geçen hafta sevgili dostum Ömer Kayalıoğlu arayarak “Gaziantep’ten gelen iki arkadaşımla tanıştırmak istiyorum. Anlattıkları beni çok heyecanlandırdı, bu heyecanı senin de yaşayacağını umuyorum” dedi.
Buluştuk. Kayalıoğlu’nun arkadaşları meğer Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Fuat Özçörekçi ile Genel Sekreter Yardımcısı İbrahim Evrim’miş. Özçörekçi’yi görünce çok şaşırdım, çünkü o kadar genç ki... Zaten şu anda büyükşehir belediyeleri genel sekreterleri arasındaki en genç olanıymış.
Neler konuştuk? İnanın o kadar çok şey anlattılar ki, bırakın ayrıntıları, madde madde sıralasam yerim kalmaz.
Ama örneğin Atatürk’ün Gaziantep Bey Mahallesi nüfusuna kayıtlı olduğunu bilmiyordum. Cumhuriyetin ilanından önceki müthiş savunması nedeniyle Antep’e Gazi unvanı verilmesinden sonra soyadı kanunu sırasında Gaziantepliler “Siz ‘Gazi’siniz, biz de ‘Gazi’yiz. Size fahri hemşehrilik vermek istiyoruz” demişler. Atatürk kabul edince Bey Mahallesi nüfusuna kaydını yaptırmışlar. Böylelikle Atatürk’ün nüfus kütüğü de Gaziantep’e gitmiş.
“Biz Atatürk’ün yönetim anlayışını Gaziantep’te yaşatmaya çalışıyoruz, gardırop Atatürkçülüğü yapmıyoruz” dedi. Özçörekçi buradan yola çıkarak “2011 yılını Gaziantepli Atatürk sloganı ile yaşayacağız. Atatürk’ün burada kaldığı evi Sanioğlu Ailesi bedelsiz belediyeye verdi. Orayı şimdi müze ev haline getiriyoruz” bilgisini verdi.
Peki nedir Gaziantep’teki başarının sırrı? “İnsan kaynaklarını iyi kullanma ve eğitim” diye cevap verdi Genel Sekreter: “Biz bildiğimizi iddia etmiyoruz, ama hep birlikte öğreniyoruz. Yönetim ve kaynakların kullanılması konusunda sürekli eğitim alıyoruz ve veriyoruz. Böylelikle belediyede çalışan herkes yönetime katılma, verimli olma, yeni projeler üretme konusunda vizyon sahibi oluyor.”
Gaziantep’in raylı sistemi bitmek üzereymiş. Başka illerde en az 180 milyon euro’ya mal olan raylı sistem Gaziantep’te sadece 60 milyon liraya mal edilmiş. “Nasıl olur?” diyorum. Cevap veriyorlar: “Biz de inanamadık. Ama işi bilmediğimizi, her şeyi öğrenmek istediğimizi söyledik. Tek bir ihale yerine her konu için ayrı uzmanlar bulup işi verdik. Kullanılmış vagonlar alıp yeniledik. Önce çok karşı çıkan oldu. Karışıklık olur diyenler çıktı. Sonuçta inanılmaz bir fiyata raylı sistemi bitirdik.”
Aslına bakarsanız Özçörekçi ve Evrim daha çok kültür, sanat ve eğitim alanında konuştular. Çünkü diyorlar ki “Gaziantep’teki klasik belediye hizmetlerinde hiçbir aksama yok. Biz kaliteyi artırma adına sanatı, tarihi, eğitimi yüceltmeye çalışıyoruz.”
Bunun mantığı da şuymuş: “Türkiye’de eksik olan şeylerden en önemlileri nezaket ve zarafet. Bu iki özelliği kazanmak da kültür ve sanattan geçiyor. Kültür sanat gelişip halkın da özümsemesi sağlandıkça nezaket ve zarafet de artacatır.”
Kısa başlıklarla Gaziantep
Fuat Özçörekçi ve İbrahim Evrim’le sohbetimde Gaziantep’le ilgili pek çok bilgi aldım. Birkaçını burada yazmak istiyorum:
* Gaziantep müzeler kenti oluyor. Şu anda 7 müzesi var. Sayı 15’e çıkacak.
* Dünyanın en büyük mozaik müzesine sahip Gaziantep, yeni ve modern müzenin açılışına hazırlanıyor.
* Doğal ortamda yaşayan hayvanların izlenebildiği hayvanat bahçesi turizmde bir cazibe alanı haline getirilecek.
* Kentte işsizlik oranı çok düşük.
* 4 organize sanayi bölgesine beşincisi de yakında katılacak.
* Gaziantep yakın bir gelecekte “kara limanı” haline gelecek. Orta Doğu’nun lojistik merkezi olacak.
* Türkiye’de ilk kez bir “yeni kitaplar kütüphanesi” oluşturuldu.
* Ferzan Özpetek bütün Türkiye galalarını Gaziantep’te yapıyor.
* Kente 30 kilometre uzaklıkta ortaya çıkarılan Anadolu’nun en büyük Bizans kilisesi onarılıyor. Çevrede kazılar yapılıyor. Kilisenin bir özelliği de üzerinde tarih olması. Kilise 490 yılında yapılmış.
Kask sadece büyük kentlerde takılıyor
Bir iki yıl önce yazmıştım. Ama yetkililer “uyuduğu” için değişen bir şey olmuyor.
Günümüzün kent içi ulaşımında en çok kullanılan araçlardan biri motosiklet. Ancak bu çok yararlı araç kötü kullanım, trafik kurallarına uymama ve dikkatsizlik nedeniyle pek çok ölüme de neden oluyor.
Bu tür kazalarda sürücüyü koruyan önlemlerin başında kask geliyor. İstanbul’da kask takmamış bir motosikletliye rastlayamazsınız. Çünkü polis aksi halde anında ceza yazar. Haydi bir de Ankara ve İzmir böyle diyelim; diğer kentlerde kask takan bir kişi bulamazsınız. Sanki kazalar sadece büyük kentlerde sürücülerin ölümüne neden oluyor. Anadolu kentlerinde on binlerce kişi her gün kask takmadan trafiğe çıkıyor. İşin garibi çok açık görünen bir suç olduğu halde Anadolu kentlerinde trafik polisleri hiçbir işlem yapmıyor.
Maliye: Baş edemiyoruz
Perşembe günü yayınlanan “Maliye zorla dergi satar mı?” başlıklı yazım üzerine Maliye Bakanı Mehmet Şimşek‘in basın danışmanı Hakan Aktürk aradı. Aktürk bu tür dolandırıcılık girişimleri ile baş etmekte zorluk çektiklerini belirterek, “Bazılarını yakalatıyoruz, sonra başka yerden tekrar çıkıyorlar” dedi.
Aktürk, Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanan ve mükelleflere satılan hiçbir dergileri olmadığını, mevcut olan hiçbiriyle de bağlantıları bulunmadığını söyledi. “Vatandaşın maliyeden gelen bir yazı sanarak tuzağa düştüğünü” belirten Aktürk, “Herkese sesleniyorum. Maliye adına geldiğini söyleyen kim olursa olsun mutlaka hüviyet sorun, eğer şüphelenirseniz de hemen polisi ya da maliyeyi arayın demekten daha fazla şansımız da yok” dedi.
Nikâh terörü
Hafta içinde nikâhtan çıktıktan sonra tinercilerin saldırısına uğrayan gelin damat haberi vardı gazetelerde. Beyoğlu Evlendirme Dairesi‘nde nikâhlanan bir okurum da başından geçenleri sıralamış:
* Nikâh salonu görevlileri bahşiş almak için beni bir odaya soktular.
* Para vermezsem nikâhın düzgün gitmeyeceğini söylediler.
* Video-fotoğraf çeken kişi 350 lira para istedi.
* Nikâh sonrası çekilen fotoğrafları davetlilere fahiş fiyatla sattılar.
* Çıkışta etrafımızı tinerciler sardı, para istedi.
* Verdiğimiz parayı beğenmedikleri için arabamızı çizdiler.
Bütün bunlar Beyoğlu Belediyesi Evlendirme Dairesi yetkililerinin gözü önünde yaşanıyor, kimse önlem almıyor. Benim gücüm bu kadar masrafı kaldırmaya yetmez ki.

