Gazetecinin serveti nedir, nasıl açıklanır?

Perşembe gecesi TGRT’de Emin Çölaşan Melih Gökçek tartışmasını izledik. Hemen söylemek istiyorum ki; dağ fare doğurdu. Çünkü Melih Gökçek Çölaşan’ın servetiyle ilgili belgeli açıklamalar yapacağını ileri sürüyordu, bunu başaramadı

Haberin Devamı

Perşembe gecesi TGRT’de Emin Çölaşan Melih Gökçek tartışmasını izledik.

Hemen söylemek istiyorum ki; dağ fare doğurdu. Çünkü Melih Gökçek Çölaşan’ın servetiyle ilgili belgeli açıklamalar yapacağını ileri sürüyordu, bunu başaramadı.

Demek ki Başkan’ın elinde belge falan yokmuş, sadece kimi gazetecilerin dedikodularına dayanıyormuş herşey.

Nitekim Gökçek konuşması sırasında sık sık “Bunu bana Hürriyet’ten söylediler, şunu Sabah’ın muhabirlerinden öğrendim” türünden cümlelerin arkasına sığındı.

Burada ilginç olan nokta şu: Kimi gazeteciler siyasilerle kendi meslektaşları ile ilgili dedikodular yapıyor. Siyasetçiler de bu dedikodulara katıldıkları gibi buna inanıyorlar da.

Tartışmada üzerinde durmak istediğim konu, Gökçek’in ısrarla Emin Çölaşan’dan servetini açıklaması talep etmesi oldu. Gökçek “Halk senin servetini merak ediyor” diye üstelerken “Sen benim servetimi sorarsan ben de seninkini sorarım” diyordu.

O halde gelin bu konuyu bir irdeleyelim.

Gazeteci siyasetçiye servetini sorabilir. Siyasetçi ise gazeteciye soramaz. Bu kadar basit.

Peki neden böyledir?

Siyasetçi tüm halkın parasını sevk ve idare eder. Kamu adına harcama yapar. O halde halkın parasını kullanma yetkisinde olanların servetlerini açıklamaları gerekir ve bunun istenmesinden de kimse rahatsız olamaz. Bu bütün dünyada böyledir.

Siyasetçiden serveti üç aşamada sorulur: Birincisi seçildiği sırada sorulur. Siyasetçi seçildiği an servetini açıklamak zorundadır.

İkincisi siyasetçinin görevi bittiğinde sorulur. Halkın parasını yönettiğine göre, siyasetçinin görevi sırasında, geliri ile orantılı olarak servetinde bir artış olup olmadığı görülmelidir.

Üçüncüsü, görevi sırasında belgeli ya da belgesiz, yolsuzluk, rüşvet, adam kayırma iddiaları ayyuka çıkmışsa yine serveti sorgulanabilir. Bundan hiçbir siyasetçinin gocunmaması gerekir.

Gazeteci ise aldığı maaş karşılığı, haberleri, fikir ve görüşlerini ve en önemlisi kamu yönetiminde varsa aksayan yönleri, hırsızlıkları, yolsuzlukları, adam kayırmaları gözler ve yazar.

Peki gazeteciye serveti sorulamaz mı?

Elbette sorulabilir. Şöyle: Eğer bir gazeteci hakkında yolsuzluğa karıştığı, maddi bir karşılık alarak yazı veya haber yazdığı veya röportaj yaptığı yolunda güçlü belgeler veya kanaatler oluşmuşsa servetini açıklaması istenebilir.

Ama durup dururken bir siyasetçinin “Sen benden servet beyanı istiyorsan ben de senden isterim” deme hakkı olamaz.

*****

Gökçek ilk kez galip gelemedi
Melih Gökçek çok ilginç bir siyasetçi. Çok rahat, akıcı ve etkileyici konuşmayı iyi biliyor. Buna bir de demagoji yapabilme yeteneğini eklediğinizde, karşınızda tartışmalarda başa çıkılmaz bir siyasetçi profili çıkar.

Gökçek’i bugüne kadar katıldığı pekçok tartışma programında izledim. Hepsinde de hitabet ve demagoji yapabilme yeteneği ile rakiplerini alt etmeyi başarmıştı.

Ama bu kural ilk kez Emin Çölaşan’la tartışmasında bozuldu. Gökçek Çölaşan’ı zora soktu ama açıkçası alt edemedi.

Gözlediğim kadarıyla Emin Çölaşan tüm tartışmayı kendi serveti üzerinde tutmayı başardı ve Gökçek bu konuda somut belge gösteremediği için etkili olamadı.

Bu arada bana göre çok büyük hata yaparak Çölaşan’ın bir dönem ısrarla yazdığı İ. Melih Gökçek tanımının aslında ne anlama geldiğini tüm halka da duyurmuş oldu. Oysa bu tanımı Hürriyet okurları dışında bilen pek fazla kişi yoktu. Ki sanıyorum Gökçek bu konuda hata yaptığını farketti ve hayli sinirlendi. Onu ilk kez sinirlenmiş ve sıkıntıya girmiş haliyle gördüm.

Emin Çölaşan ise servetinin açıklanması istemi karşısında, Gökçek’in elinde belge olmadığını anlayınca rahatladı ve siyasetçinin kamu parasını yönettiğini bu nedenle sorgulanabileceğini gazetecinin ise zaten bu işi yapması için maaş aldığını bir türlü söyleyemedi.

Programı sunan gazeteci arkadaşlarımız son derece başarılı bir yönetim gösterdiler, ikiliyi başbaşa bırakarak “faydası olmayan” ama “seyredilebilir” bir yayını gerçekleştirdiler.

*****

Demokrasiyi hazmetmek
Sanki AKP iktidarının her yaptığını doğru kabul etmek, Erdoğan’ın ya da sözünün geçeceği birinin Cumhurbaşkanı olmasına karşı çıkmamak demokrat olmanın birer kanıtı gibi sunuluyor.

Oysa nasıl Tayyip Erdoğan ya da sözünün geçebileceği birinin Cumhurbaşkanı olmasını demokrasiye uygun bulanlar varsa, buna karşı çıkmanın da demokrasiye uygun olduğunun bilinmesi lazım. Bunun için de demokrasinin hazmedilmesi gerekiyor. Ayrıca “Erdoğan cumhurbaşkanı olmasın” demokratik talebinin ille de “asker gelsin” anlamını taşımadığını da herkes kafasına sokmalı.

center>*****
Bu ne korku böyle
Siyasal İslamcı medya emekli Oramiral Özden Örnek’e mal edilen günlüklerin üzerine balıklama atladı adeta. Buradan çıkarılmak istenen sonuç çok açık: Asker bir dönem darbe hazırlığı yapıyordu, ama bunu başaramadılar. Ancak asıl bağlantı artık bir ay kalan Cumhurbaşkanlığı seçimleri ile kuruluyor. Siyasal islamcıların kafalarındaki soru şu: Tayyip Erdoğan’ın ve AKP zihniyetinin devletin en tepesini de ele geçirecek olması endişe yaratıyor bu durumda çaresiz kalan büyük çoğunluk askerden medet umabilir mi?

Aklı başında hiç kimse böyle bir şey söylemez hatta ima bile etmezken siyasal islamcı medya ile AKP yandaşlarının sürekli bu korkuyu gündemde tutmalarının amacı herhalde çok belli değil mi?

*****

Arınç’ın 16 Nisan’ı
Bülent Arınç eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Özden Örnek’in olduğu ileri sürülen notlarını değerlendirirken, o tarihte Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Şener Eruygur’un annesinin evini de arattığını hatırlatıp “Bu konuları 16 Nisan’dan sonra konuşacağım” dedi.

İnsanın aklına “Neden 16 Nisan’dan sonra?” sorusu geliyor ister istemez. Bu tarih Cumhurbaşkanlığına aday olacakların açıklanma süresinin ilk günü. Bu tarihten itibaren adayların kim ya da kimler olacağını öğrenmeye başlayacağız..

Herhalde Arınç Tayyip Erdoğan’ın bu tarihten sonra adaylığını açıklayacağını hesaplıyor. Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı olursa devletin en tepesi de ele geçirilmiş olacak ve Arınç da kendi hesabını bundan sonra sorma olanağı bulmuş olacak.

Bakalım, göreceğiz.

DİĞER YENİ YAZILAR