Garanti Bankası Genel Müdürü sözünü tuttu

Haberin Devamı

Üç hafta önceydi. Sevgili dostlarımız Tilda- Erol Tezman çiftinin Büyükada’daki evlerindeydik. Hoş bir pazar günü geçirdik. Konuklar arasında Garanti Bankası’nın başarılı Genel Müdürü Ergun Özen de vardı.

Böyle keyifli günlerde genellikle siyasetten ve işten konuşmayız pek. Aslında o gün de hemen hemen hiç siyaset ve iş konuşulmadı, sadece bir ara sohbet ettiğim Ergun Özen’e “Bir şikâyetim var, hazır sizi bulmuşken bunu söylemeliyim, çünkü benim gibi pek çok kişinin derdi bu” dedim.

Şikâyetim şuydu: Bankalar müşterilerini faturalarını ödemeleri konusunda “otomatik öemeye” yönlendiriyor. Eğer bankada hesabınız varsa faturalarınızı verdiğiniz bir talimatla bu hesaptan ödüyorsunuz. Böylelikle telefonlar, elektrik, doğalgaz, kira, kredi kartı gibi ödemelerin günlerini takip etmekten ve bazen bunları kaçırmaktan kurtuluyorsunuz.

Ancak burada küçük bir sorun var. Eğer kazara hesapta paranız kalmamışsa ve bir otomatik ödemenin günü gelmişse, banka bunu ödemiyor doğal olarak. Ama ödemediği konusunda size bir bilgi de göndermiyor.

Başıma geldiği için biliyorum. Benim de maaşım Garanti Bankası’ndaki hesabıma yatıyor, bütün faturalarımı da buradan otomatik olarak ödüyorum. Tedbirli biri olduğum için ödemeleri ve bankada para olup olmadığını hep kontrol ederim.

Ama geçen aralık ayında hesapta yeterli para kalmamış ve evin elektrik faturası ödenmemiş. Uyarılmadığım için haberim de olmamış. Aradan geçmiş 6-7 ay. Kapı çalındı, elektriği kesmeye gelmişler, ayrıca icraya da vermişler. “Aman nasıl olur” dedim, sağ olsunlar durumu anladılar, çünkü aralıktan sonraki bütün faturalar ödenmiş, otomatik ödeme talimatını da gösterdim, bir iki saat zaman tanıdılar, aralık ayı faturası ödendi ve elektrikler kesilmekten kurtuldu. Ama bu süredeki faiz ödendi tabii.

İşte Ergun Özen’e bu durumu anlatım. Özen “Bunun farkındayız, ama bunun için bir program yazılması gerekiyor. Hazırlığımızı yapıyorduk ama uyarınız iyi oldu, hızlandırılması talimatını vereceğim” dedi.

Bu hafta Garanti Bankası’ndan çok güzel sesli bir kadın aradı, “Genel Müdürümüze ilettiğiniz şikâyet konusunda çalışmalarımızı hızlandırdık. Bir iki hafta içinde ödenmeyen otomatik ödemeler konusunda müşterilere bilgi notu geçecek program bitmek üzere. Devreye girmeden önce ilk size haber vereceğiz” dedi.

Teşekkürler Ergun Özen. Ve teşekkürler Tezmanlar, davetinizle bu şikâyetimi aktarma şansı yarattığınız için.


***



Ordu direndi, selden kurtuldu

Sel felaketi ne yazık ki Karadeniz bölgesinin büyük bölümünü etkiledi. Giresun neredeyse tamamen sular altında kaldı, afet bölgesi ilan edildi. Diğer sahil kentlerinde de durum hiç de iç açıcı değil.

Ancak bu bölgede sadece Ordu selden etkilenmemiş. Çünkü o bölgede sadece Ordu’nun sahilinden Karadeniz yolu geçmiyor. Zamanında halk direndi. Gösteriler yaptı ve bu yolu kentin önünden geçirmedi. Dün Ordu’dan Demet Erel’den gelen mesajı sizlerle paylaşmak istiyorum:

“Can Bey selam; Yolları yazmışsınız. Karadeniz sahil yolu rezaletini de bekliyoruz sizden. Ordu hariç tüm kentler sular altında bildiğiniz gibi. Doğaya aykırı işler olunca doğa başkaldırıyor. Rezaletin daniskası yaşanıyor. Şehir içleri sular altında.

Giresun’da sel hiç olmazdı. Şimdi oluyor. Çünkü yol için dere yataklarına set çekilmiş. Su denizle kucaklaşamayınca isyan ediyor maalesef.

Mühendislik okullarında ders olmalı bu rezalet. Eserleriyle övünsünler. Giresun başta, diğer Karadeniz illeri de uyudu maalesef. Demek ki ev sahibinin de suçu var. Biz Ordu olarak meğer ne büyük iş başarmışız şimdi bir kez daha anladık bunu.”


***



Muhteşem (!) başlık, muhteşem (!) vurgu

İktidarın yayın organlarından bir gazetenin dünkü manşeti muhteşemdi! Bir niyet, varılmak istenen sonuç, bir başlıkla ancak bu kadar anlatılır.

Başlık aynen şuydu: “Yargı yola geldi”

Konu Ankara’daki Akay Kavşağı’nın trafiğe kapatılması ile ilgili.

Özeti şu: Akay Kavşağı yapılırken bir takım usulsüzlükler yapılmış. CHP şikâyetçi olmuş. Mahkeme de kavşağın yıkılması konusunda karar almış.

Ankara’nın “kurnaz” başkanı da “Yıkım kararı alındı, ben hukuka bağlı bir başkanım, kavşağı kapatıp yıkıyorum” diyor.

O kavşağın kapatılması demek Ankara merkez trafiğinin de durması demek.

Tabii etekler tutuşuyor. Üst mahkemeye gidiyor ve bu mahkeme de yürütmeyi durdurma kararı alıyor.

İşte iktidarın yayın organı gazete bu haberi duyuruyor ve başlığında da “Yargı yola geldi” diyor.

Sorarsanız her zamanki kurnazlıklarıyla “Tamamen bir kelime oyunu, yol kapanacaktı, yargıya gidildi. Yargı yola gelip durumu gördü ve kapatmayı durdurdu” gibi abuk bir savunma yapacaklar. Hukuken bir dava açılmasını önlemiş olacaklar.

Bana kimse “niyet okuma” masalını anlatmasın, ama bu başlığın tek anlamı vardır. “Yargının gerçekten yola getirilmesi.” Yola getirme Türkçemizdeki bir deyimdir. Sürekli karşı çıkan birine haddini bildirip istediğiniz şeyi yaptırdığınızda “yola getirmiş” olursunuz.

Bugünkü iktidarın en önemli hedeflerinden biri “yargıyı yola getirmek”tir. Bu amaç doğrultusunda çok mesafe alındı, kalan bir tek yüksek yargı.

O da “şöyle ya da böyle” mutlaka “yola getirilecek”. Plan bu. Kendine gazeteci süsü verenler bu niyeti belirtme coşkusu içindeler. İçlerindeki duygu böyle fışkırıyor işte.


***



Elinizi tutan yok

İçişleri Bakanı Beşir Atalay “Kürt açılımının” ipuçlarını verdi dün. Her zamanki söylem yine öndeydi: “Bu sorunu demokrasi ile çözeceğiz.”

Güzel de. Kimse iktidarın elini tutmuyor ki. Çözün, kimse karşı çıkmıyor zaten.

Kaç gündür yazıyorum, hâlâ kimse bir şey söylemiyor. Bir, “Sorun nedir?” İki, “Çözümden kastedilen nedir?”

Bir yerde okudum liberal maskeli biri “Kürtlerden özür dileyelim” demiş. Dile o zaman.

İktidarın bu “çözüme çok yakınız” kalkışması belli ki 15 Ağustos’ta terör örgütünün liderinin yapacağı açıklamadan önce bir şeyler söylemiş olma telaşından kaynaklanıyor.

İmralı’daki zatın sırtında yumurta küfesi olmadığından devletin en tepeleriyle dolayı kurulan ilişkilerden söz ediyor. İktidar ise bu tür bir gerçeğin kamuoyu tarafından pek hoş karşılanmayacağını bildiğinden manevra yapmaya çalışıyor.

Hepsi budur. İçişleri Bakanı’nın yeni bir şey söylemediği zaten medyaya da öfke göstermesinden anlaşılmıyor mu?

DİĞER YENİ YAZILAR