Gani Yıldız bu hafta coştu

Haberin Devamı

Bu köşenin vazgeçilmezlerinden Gani Yıldız geçen hafta o kadar çok “güzel cümle” gönderdi ki hafta içinde hepsine birden yer veremedim. Tamamı güne uygun ve son derece “ironik” olan cümleleri harcamaya da kıyamıyorum. Gerçi pazar günleri Gani Yıldız’dan bir değil birkaç cümle sunuyordum sizlere ama, bu hafta Gani Yıldız gerçekten “coştuğu” için hepsini birden paylaşıyorum sizlerle.

* Selahattin Demirtaş, “MGK’ya sesleniyorum, siz bu ülkeyi bölmek isteseniz de Kürtler böldürmeyecek!” demiş. Dil sürçmesi oldu galiba, PKK diyecekti, MGK dedi.

* Maliye Bakanı, “Akaryakıtta vergi zammı yok” demiş. Bu kabul edilemez; en pahalı benzini kullanan millet olma özelliğimiz 2011’de de devam etmeli!

* “Bugün al, ödemeye 2011’de başla!” kampanyalarına uyup paraları saçanlar, gelmez dediğiniz 2011 geldi. Öyle bir geçer zaman ki!

* Manisa Bedensel Engelliler Derneği üyeleri, valinin makamına 64 basamakla ulaşabilmiş. Bazı insanların önüne engeller çıkarıp onlara “engelli” diyoruz. Onlar engelli değil, “engellenen” insanlar!

* Referandumda görev yapan 102 bin polise ikişer maaş ikramiye verilmiş. Polislerin cevabını tahmin etmek zor değil: “Yetmez ama evet!”

* Soy dediler, boy dediler, şimdi de isimlere taktılar. Başbakan ile Kılıçdaroğlu siyasi tartışma mı yapıyor yoksa GBT mi, anlaşılmıyor!

* Sanki milletçe, “Söz konusu vatansa gerisi teferruattır”dan “Söz konusu vatansa, teferruattır”a kayıyoruz.

* Yumurtalı eylemden sonraki tavrı için Egemen Bağış’a; hükümetin AB ile “başmüzakerecisi”, öğrencilerle “başmücadelecisi” diyebiliriz.

* Avrupa’yı vuran kış yüzünden benzin tekrar 4 TL’nin üzerine çıktı. Nedense vuran değişiyor ama vurulan hep bir şekilde biz oluyoruz.

* Başbakan, üniversite öğrencilerine burs ve kredi zammı müjdesi verdi. Bu iyi bir haber; polis müdahalesinden sonra yaralanacak öğrencilerin hastane masrafları çıkmış oldu.

* Polis tutanaklarına göre; Dolmabahçe müdahalesinde biber gazı, öğrencileri sakinleştirmek için sıkılmış. O zaman cop ve tekmeler, sakinlikten bayılan öğrencileri ayıltmak içindi!

*****

Yeni yılın ilk fıkraları

Yıldırım Tuna ile yeni yılda da birlikte olacağız inşallah. Bu yılın ilk fıkralarını gelin birlikte okuyalım

Büyük ödül

Yılbaşında kiliseye devam ödülleri dağıtılırken 3’üncülük ödülünü kazanan Joe kürsüye davet edilip kendisine renkli TV hediye edilmiş, arkasından Bob, 2’ncilik ödülünü almak için kürsüye çıkıp eline bir tabak kurabiye tutuşturulunca “Bu ne?” demiş sinirlenerek, “3. olana Televizyon, bize kurabiye?” Ödülü dağıtan görevli “Ama” demiş, Bob’un kulağına eğilerek “Bu kurabiyeleri papazımızın karısı kendi elleriyle pişirdi.” Bob “Şimdi hallettirtmeyin papazın karısını bana” diye bağırınca, “Şşşhhh!” demiş görevli, “O birincinin ödülü..!”

Nefret

Hâkim mahkemede tecavüze uğrayan kadını dinlemeye başlamış, “Yılbaşı gecesiydi, korkunç psikolojik bir travma yaşadım efendim” diye başlamış kadın, “Beni kollarımdan ve ayaklarımdan karyolaya bağladı ve Jingle Bells şarkısını söyleye söyleye .. Of Aman hatırlamak istemiyorum o anı” Hakim, “Aman Tanrım” demiş “Korkunç bir şey bu.” Kadın “Siz de mi?” demiş gözlerini silmeye çalışırken “O şarkıdan ben de oldum olası nefret ederim efendim..!”

Beyin

Üç yaşındaki oğlan çocuğuna banyo yaptırırken çocuk pipisini uzun uzun incelemiş ve sonra işaret parmağı ile üzerine bastırarak “Anne” demiş, “Bu benim beynim mi?” Annesi “Yok yavrum” demiş “Daha değil..!”

Süpürge

Adam cumartesi gecesi ‘Karımla tiyatroya gider, oradan da yemeğe gideriz’ hevesiyle evine gelmiş, bir bakmış ki karısı bir karış surat, üstü başı perişan, elinde uzun saplı süpürge salonu süpürmekte.. “Aa?” demiş, “Gerçekten temizlik mi yapıyorsun, yoksa annene mi uçmak üzeresin?”

Mucize tedavi

Genç sarışın psikiyatrına yıllardır ‘bitmeyen baş ağrısı’ şikâyeti ile gitmiş, “Nasıl dayanılmaz güzellikte olduğunu, arkadaşlarının bunu kaldıramadığını, toplum baskısı, kıskançlıklar ve umutsuzluklarla dolu hayatını, kaprislerini, aile yaşantısını” tam 2.5 saat boyunca anlatmış, sonra birden durmuş, hayretten irileşen gözleriyle doktora dönüp “M.. Mucize doktor, baş ağrım gitti” demiş. “Hiçbir yere gittiği falan yok” demiş doktor asık bir surat ve şişmiş göz kapaklarıyla ona doğru bakarak, “Merak etme bana girdi..!”

*****

Okul paralı, öğrenci müşteri olunca

Bizim zamanımızda okullarda acayip bir disiplin ve öğretmenlere saygı vardı.. Öğretmenlerimiz veli görüşme günlerinde yanlışlarımızı çatır çatır velilerimizin yüzüne söylerlerdi. Şimdi maalesef bazı okullar dükkân, öğretmenler mecburen “light” oldu. O yüzden asıl söylemek istediklerini maalesef “müşterilerinden” gizlemek zorunda kalıyorlar... İşte bazı okullarda ‘Veli Görüşme Gününde’ Öğretmenlerin size söylediklerinin gerçek anlamları...
Söylenen: Oğlunuz ulaşmak istediği bilgileri alabilmek için sınıf arkadaşları ile sürekli olarak inanılmaz bir dayanışma sağlıyor..,

Manası: Sınavlarda o hergeleyi kopya çekerken bu kaçıncı yakalayışımız!.. Bütün sınıfı da organize ediyor ahlaksız!..

***

Söylenen: Ali’nin bitmez tükenmez bir enerjisi var...
Manası: Bu hiperaktif canavarın kıçını 5 dakika bile bir yere oturtamıyoruz.

***

Söylenen: Emsalsiz bir hayal gücü var... Hayal ve hakikati inanılmaz bir şekilde birbirine harmanlayabiliyor...
Manası: Oğlunuzun hayatımda gördüğüm en büyük yalancı olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim...

***

Söylenen: Barış derslerine karşı çok sakin bir yaklaşım içinde.. Hayattaki büyük beklentiler, zorluklar onu asla ama asla yıldıramaz..!

Manası: Bu tembel şey müthiş gamsız ve rahat.. Koca sömestr en ufak bir ödevini bile yapmadı!.. Mezun olduktan sonra hayatta ne halt edecek bilemiyorum!..

***

Söylenen: Spora yatkınlığı müthiş... Göz ve el koordinasyonu inanılır gibi değil..
Manası: Bu küçük sürüngeniniz silgisiyle beni 6 metreden tam alnımdan “şak” diye vurdu!

***

Söylenen: Size yalnız şunu söyleyebilirim, Okan akranlarıyla mükemmel anlaşıyor..
Manası: Onlarla bir olup sürekli şamata yapmayı bırakıp bir de dersleriyle ilgilense artık iyi olacak...

***

Söylenen: Kızınızın o çocukluk ruhunu, sevimliliğini terk etmemesi, onu hâlâ ısrarla korumaya çalışmasına şaşırmamak elde değil...

Manası: Hâlâ büyüyemedi, hâlâ altına dolduruyor.. Öğretmen arkadaşlar olarak tuvalet kâğıtlarını dürüp büküp bez haline getirip donunun altına tıkıştırmaktan bıktık artık!..

***

Söylenen: O bıcırık bunca kelimeyi nerden bulur, o şirin şey o kelimeleri nasıl aklında tutar inanın hepimiz şaşırıyoruz...

Manası: Susmak bilmeyen bir ağız, terbiye almamış bir yelloz... Delirtiyor hepimizi... (Yıldırım Tuna)

*****

Yaşlılar hayat hikâyelerini en ince detayına kadar hatırlarlar.. Tek sıkıntıları onu aynı kişiye kaç kere anlattıklarını anımsayamamalarıdır.

DİĞER YENİ YAZILAR