Freeshop’ta içki reklamı yasağı

Haberin Devamı

Bahattin Yücel telefonda yine “Gazeteci bey gazeteci bey siz oturun oturduğunuz yerde, yine haber atladınız” diye takılınca “Hayrola?” dedim. “turizmdebusabah.com internet sitesine bakmıyor musun?” diye karşı sordu sordu bu kez. Şans eseri o sırada bilgisayar önümde açık, hemen söylediği adresi yazıp siteyi buldum. Manşetinde Bahattin Yücel’in yazısı.
Özeti şu: Sanayi Bakanlığı Reklam Kurulu İstanbul Atatürk Havalimanı Dış Hatlar Dutyfree bölgesindeki reklam panolarında içki reklamı yapılmasını durdurmuş. Karar 11 Kasım günü alınmış ve 147 sayılı basın bülteniyle de duyurulmuş. Atlamışız yani.
Yasalar gereği halka açık yerlerdeki reklam panolarında içki ve tütün mamullerinin reklamı yasak. Ancak Dutyfree denilen vergisiz satış bölgeleri farklı. Buradaki dükkânlar zaten bu tür malları satarak kazanç sağlıyorlar. Üstelik Atatürk Havalimanı gibi yılda milyonlarca yabancının geçtiği bir yerde reklam yasağının da anlamı yok.
Aslına bakılırsa zaten Dutyfree bölgeleri özel statü ile korunuyor ve bu tür yasaklar burayı kapsamıyor.
Ancak Sanayi Bakanlığı Reklam Kurulu bu durumu bildiği için gerekçeyi başka bir temele dayandırmış. Reklam Kurulu diyor ki “Burası Hazine’ye ait bir yer. O halde Hazine’ye ait yerde benim dediğim geçerli olur.”
Uygulama ilk bakışta çok önemli görünmeyebilir. Çünkü sonuçta çoğu alkollü içki ve tütün satan mağazların hemen hepsinde içki ve sigara reklamlarını içeren panolar asılı. “Salonlardaki panolarda da olmayıversin” diye düşünülebilir.
Bu yanlıştır. Çünkü çok belli ki toplumun çok küçük bir kesiminin yararlandığı yerlerde bile içki konusu bazı çevreleri çok rahatsız ediyor ve buldukları her bahane ile bunu önlemeye çalışıyorlar.
Bahattin Yücel de konunun ideolojik bir yaklaşım olduğunu belirterek “Kararın üzerinden neredeyse 20 gün geçiyor, ama turizmciler buna bir tepki göstermedi. Oysa yanılıyorlar, bu tür ince uygulamalar giderek artacaktır ve bir gün herkes geç kaldığını anlayacaktır” diyor.
“Bundan sonra neler olur?” diye sordum. Yücel “Eğer bakanlık havaalanlarının Hazine’ye ait olduğu bahanesinin arkasına sığınarak bu tür yasaklamalar yapabiliyorsa, ileride yine çoğu Hazine’ye ait alanlar üzerinde kurulmuş tatil köyleri ve beş yıldızlı otellerde de reklam yasağı getirebilir. Bunun yanısıra Avrupa Birliği’ne bu uygulamayı anlatmak da çok zor.”


*****



Bravo Milliyet

Milliyet’in dünkü manşeti çok güzeldi. Sultanahmet’teki Four Seasons Oteli hemen yanındaki Bizans Sarayı’nın üzerini dev bir binayla kapatıyor. Konuyu birkaç ay önce dile getirmiş ve başta Turizm Bakanlığı olmak üzere ilgili kurumları göreve davet etmiştim. O zaman hiç ses çıkmamıştı. Şirketin basın müdürü de “Siz bilmeden yazıyorsunuz, gelin de gerçeği görün” neviinden bir mesaj göndermişti.
Sanıyorum işler iyice sarpa sardı ve bazı kurumlar harekete geçti. Çok şikâyet ediyor ve parayı verenin istediğini yaptırdığı bir dönem yaşadığımızı düşünüyoruz. Buna rağmen ahlakı temiz kalmış bazıları yine de gereğini yerine getiriyor.
Four Seasons’ı satın alanlar belli ki bazı ilişkileri kullanarak dilediklerini yapabileceklerini sanıyorlardı. Bu kez yanıldılar anlaşılan. Tarihin üzerini örtmeye kalkmak kimsenin hakkı ve haddi olamaz.
Durumu tekrar ortaya çıkardığı için Milliyet’e teşekkür etmek lazım.


*****



Sayın Çağlayan; Onun adı İstanbul Havalimanı değil

Bahattin Yücel’le konuştuktan sonra Sanayi Bakanlığı’nın internet sitesine girip reklam yasağı ile ilgili kararın metnine baktım. 147 sayılı basın bülteni aynen şöyle başlıyor: “İstanbul Havalimanındaki.....” Sayın Sanayi Bakanı Zafer Çağlayan. Reklam Kurulunuzun söz ettiği havalimanının adı İstanbul Havalimanı değil İstanbul Atatürk Havalimanı’dır. Eğer kurul üyeleriniz böyle yazarsa bizim de “Atatürk’ün adına havalimanında bile tahammülleri yok” diye yorumlamak hakkımız doğar.
Elbette “Bir kasıt yok, belli ki unutulmuş” diye açıklama yapabilirsiniz. Ama bunu yapmadan önce lütfen emrinizdeki müdürlere “Unutmayın” diye tembih edin. Bunun yanısıra, diğer yazıda belirttiğim reklam yasağı sizin liberal ve özgürlükçü siyaset anlayışınıza hiç uymuyor. Bu kararı da tekrar gözden geçirmeniz gerektiğini yazmayı bir görev biliyorum.



*****



Demirel Rıfat Serdaroğlu’nu destekliyormuş

Demokrat Parti’de kongre gününe artık çok az kaldı. Ortaya çıkan adaylar kıyasıya çekişirken Ağar cephesi henüz kesin kararını vermemiş gözüküyor. Mehmet Ağar’ın ne yapacağı hâlâ bir sır.
Hüsamettin Cindoruk formülünün benimsenmesi bana göre yanlış oldu. Oysa bu partinin şu anda sürükleyici bir lider bulması çok zor. Önce bir toparlanma dönemi yaşamalıydı.
Kulağıma gelenlere göre Süleyman Demirel de “çok uzak durduğunu” belirtmesine rağmen DP kongresi için harekete geçmiş. Duyduğuma göre DYP’nin eski toplarından Rıfat Serdaroğlu’nu yanına çağırarak Genel Başkanlık için ortaya çıkmasını istemiş. Serdaroğlu’nun buna soğuk bakmadığını öğrendim.
Anladığım kadarıyla Serdaroğlu da Cindoruk formülünü uygulamaya çalışacaktır. Önce partiyi derleyip toparlamak sonra öne çıkan isimleri kaynaştırarak emaneti teslim
etmek.
Buna karşın DP’deki saflaşmanın önderleri bu tür formüllere şu anda kapalı
görünüyor.



*****



Çankaya Köşk’ünden gelen harika fotoğraf

Son zamanlarda hiçbir fotoğraf bu kadar hoşuma gitmemişti. Başkomutan Abdullah Gül bir bilim adamının oturduğu tekerlekli sandalyeyi arkasından itiyor. Pek alışık olmadığımız bu manzara Çankaya’da bazı şeylerin değişebileceğinin de sinyalini veriyor.
Elbette bu görüntüye “Tamamen popülist bir yaklaşım” gözüyle bakanlar da olacaktır. Ancak onlara da Sezer dönemini hatırlatmak isterim. Köşk’ü neredeyse herkese kapatan, kamuoyu ile hiçbir şeyi paylaşmayan, yüzü hiç gülmeyen bir Cumhurbaşkanı’ndan sonra Gül’ün en azından “popülizmi” bile etkili oluyor.
Gül’ün bir bilim adamına bu kadar saygı duyup duymayacağını bilemem, ama görüntü olarak bile olsa bunu yapabilmesi benim için çok olumlu bir tablo.
Gül “dost” toplantılarından sonra toplumun değişik kesimlerini de aynı içtenlikle ağırlayabildiği zaman “popülist” olma eleştirisinden de kurtulacaktır sanıyorum. (Bir talebim olmadığını da özellikle belirtmek isterim. Dost konusunu pazartesi günü
yazacağım.)

DİĞER YENİ YAZILAR