Fethullah Gülen hareketine bugüne kadar hiç olumlu bakamadım. İki kez Fethullah Gülen’le görüşmemiz oldu, bu hareketin başında olan isimlerle çok medeni ilişkilerim var, yurt dışındaki okullarını gezdim, kitaplarını okudum. Ama kanaatimde bir değişiklik yok.
ÖNYARGILISINIZ: Zaman zaman bu hareketin önemli isimleriyle de sohbet ederken bana sitem ederler, “Neden bu kadar önyargılısınız?” derler. Aslında bu bir önyargı değil, bakış açısı. Okul binası yüksekliğinde Türk bayrağı ve Atatürk posteri asmak, yurt dışında gerçekten öğünülecek düzeyde okullar açmak, herkese hoşgörü ile yaklaşmak bakış açımı değiştirmiyor.
DEĞİŞİKLİKLER: Tabii bu bakış açısı bazı gerçekleri temel alıyor. Ne kadar laik, demokratik, çağdaş yöntemler kullanarak topluma mesajlar verilse de, Fethullah Gülen hareketinin temelinde dini bir eksenin bulunduğu yadsınamaz. Ancak Gülen hareketinin bu yolda Türkiye’de çok önemli değişiklikleri başardığını da kabul etmek gerek.
TABU YIKILDI: Örneğin din konusu tabu olmaktan çıktı. Dindar olanlarla dini siyasete alet edenlerin farklı oldukları anlaşıldı. Dini kurallar gereği hep geri planda tutulmasına alışılmış olan kadın keşfedildi, belki bu yapılırken türbanla istismar edildi ama, toplumun geniş bir kesimi bu konuyu “kişi hak ve hürriyetleri” içinde görmeye başladı. Ki olası bir CHP iktidarında en azından üniversitede türban sorunu çok kolay halledilebilir hale geldi.
EKONOMİK ATILIM: Gülen hareketi bunlarla birlikte ciddi bir sermaye birikimi de sağladı. Yetenekli olduğu halde dinsel nedenlerle özgüveni olmadığı için öne çıkamayan, servet edinme konusunda kaygılar taşıyan binlerce kişi ekonomiye girdi ve hatırı sayılır güçlere ulaştı.
ASKER BASKISI: Gülen ısrarlı biçimde askeri kanaldan kaynaklanan bazı baskılara da, her ne kadar hukuk, vicdan ve ahlak kurallarına uyulmasa da karşı çıkılmasını sağlayan ciddi bir kamuoyu oluşturdu. Darbelerin çözüm olmayacağı konusunda ittifak sağlandı.
İLK YAZILARIM: Fethullah Gülen hareketi hakkında ilk yazılarımdan biri “Gülen’le birlikte İslami düzene yumuşak geçiş” başlığını taşıyordu. İddialı değilim ama “ılımlı İslam” tanımı henüz hiç telaffuz edilmezken bunu yazmıştım.
İSRAİL AJANI: Bütün bunları Gülen’in gemi olayı konusunda iktidarı çok şaşırtan açıklamasına gelebilmek için belirtme gereği hissettim. Fethullah Gülen, bu olayda iktidarın arkasında durmayanların “İsrail ajanı” olmakla suçlandığı bir dönemde bu çıkışı neden yaptı? Bana göre Gülen, son 30 yıl tuğla tuğla örerek sağladığı kazanımların bir anda yitirilmesi tehlikesini görüyor artık ve bu nedenle frene basılması gerektiğine inanıyor.
İKTİDARIN TEMELİ: Bu iktidar, biraz da iktidar zehirlenmesi ile gerek iç gerekse dış politikada dini ekseni kullanmayı şiddetlendirdi. Bugünkü iktidarın temel felsefesi Fethullah Gülen’in yürüttüğü siyasetlerin sonucudur. Ancak gelinen noktada Gülen’in uzlaşmacı, barışçı ve ılımlı İslami yoldan gitmek yerine bir anda radikal sarmalın tuzağına düşülmesi tehlikesi ve İsrail konusunda iflah olmaz bir Hamasçı kesilen Türkiye’nin uluslararası diplomaside tökezlemesi ve bir anda devre dışı kalması olasılığı çok yüksektir.
RADİKALLİĞE KAYIŞ: Bunun da ötesinde dindarlığını öne çıkaran ve toplumda giderek önemli konumlar elde eden bazı kesimlerin bir anda radikal İslam’a kaymaları Gülen hareketinin başarısızlığı olacaktır. Tüm bunları gören ve hisseden Gülen’in Tayyip Erdoğan’a adeta “One minute” demesi kaçınılmazdı.
HAYIRLIDIR: Gülen dünyada terör örgütü olarak bilinen Hamas gibi bir örgüt yüzünden Türkiye’de oya gibi işlenmiş bir sistemin çökmesine ya da ağır hasar görmesine herhalde tahammül edemezdi. Bence durum budur. Ama hayırlıdır. Hayırlıdır ama Gülen hareketi ile ilgili görüşlerimde bir değişiklik yaratmamıştır.
Karşı karşıya kalacağımız ülkenin İsrail olduğu biliniyorken, Mavi Marmara’nın, “Kırmızı Akdeniz”e dönüşebileceğini hesaba katmayanlar da yaşananlardan
sorumludur.
(Gani Yıldız)
O halde niye?
Memleketin birinde siyasetçilerden biri köyleri gezerken şikâyet edenlere karşı her lafı dine getiriyor ve “Dinimiz böyle der, dinimiz şöyle der” diyerek eleştirileri göğüslemeye çalışıyormuş. Dini istismar ederek kendince “cahil” halkın oylarını alacağına inanan siyasetçi ikide bir de “Biz tahsilimiz gereği Tevrat’ı da okuduk, İncil’i de okuduk, Kuran’ı da defalarca okuduk” diyerek dini bilgisini anlatıyormuş.
Siyasetçinin böbürlenmelerini izleyen köylülerden biri “Söyle bakalım, madem bütün din kitaplarını okudun, bunlarda çalmayacaksın, yalan söylemeyeceksin, menfaat peşinde koşmayacaksın dendiğini de biliyor olmalısın” demiş. Siyasetçi gururla “Bilmez olur muyum” karşılığını verince köylü lafı yapıştırmış: “Bunların hepsini biliyordun da, niye şimdiye kadar bildiğini hiç belli etmedin?”
Bu yaz Bodrum’a gidecekler yandı
İki ay önce Bodrum Yarımada Gazetesi’nin kuruluş yıldönümü için bu güzel ilçemize gitmiştim. Tabii henüz mevsim başlamadığı için ortalık tenhaydı. Havaalanı Bodrum arasında yol alırken Torba Kavşağı’nda bir geçit inşaatı yapıldığını görmüştüm.
İnşaat biz geçerken trafiği pek etkilemiyordu ama bir yetkiliyle konuşurken “Tam da turizm mevsimi başlangıcında bu olur mu?” diye sormuştum. Bana “1 Haziran’da bitecek” cevabını vermişti.
1 Haziran günü o kavşaktan geçtim. Daha doğrusu bir savaş vererek geçtim. O geçidin gelecek yıl Haziran’a yetişmesi bile çok zor. Üstelik belli ki öyle plansız bir inşaat ki, yanlardan servis yolları açılmamış. Bodrum’u dünyaya bağlayan tek yol tam bir keşmekeş haline gelmiş.
Tabii sorun sadece Torba Kavşağı değil. Aynı anda bir de su borusu döşeme çalışmaları yapılıyor. Her taraf delik deşik. Ne araçların ne yayaların yürümesi mümkün.
Milas Havaalanı arasında ise yol çalışmaları nedeniyle trafik günde iki saat kapatılıyormuş, o da ayrı felaket.
Çok değil 15 gün sonra turizm mevsimi açıldığında Bodrum’dan çok feryat yükselecektir.
Bu arada bir AKP’li arkadaşım “Niye kızıyorsun ki, o kavşakta kaç kişi öldü bugüne kadar, ayrıca Bodrum’a yıllardır yapılmayan yapılıyor ve su getiriliyor, onu da bu hükümet yapıyor” dedi. Doğru gibi görünüyor bu söz. Ama koca kışı geçirdikten sonra tam turizm mevsimi başlarken bunları yapmak “Bodrum’da tatil yapmak isterseniz gavur eziyeti çekersiniz” mesajı vermektir. O zaman da “hükümet bu yollarla insanları caydırıyor” türü yorumlara da kızmamak gerek.

