Fethullah Gülen Kıbrıs’a gönderiliyor

Haberin Devamı

Amerika’nın Türkiye’deki iki numaralı ismi son günlerde, aralarında siyasetçilerin, iş adamlarının ve bazı akademisyenlerin bulunduğu kişilerle özel sohbetler yapıyor.

Bir numaralı isim de bunu yapıyor mu, bilmiyorum, çünkü ben iki numaranın konuştuğu kişilerden aldığım bilgiyi aktarıyorum.

Amerika’nın iki numaralı ismi şunu soruyor: “Uzun süredir Amerika’da yaşayan Fethullah Gülen’i artık göndermek istiyoruz, ancak bunu şimdilik direkt Türkiye yerine Kıbrıs’tan olmasını tercih ediyoruz. Bu konuda ne düşünürsünüz?”

Soru bu kadar net ve açık.

Fethullah Gülen geri gönderilecek ama bu iki aşamada olacak.

Eğer Gülen geri gönderilecekse, hangi tarihte olabilir?

Amerikalıların tercihi taşınmanın seçimlerden önce gerçekleşmesi yönünde.

Fethullah Gülen önce Kıbrıs’a getirilecek. Seçimler beklenecek. Seçim sonuçlarına göre tekrar karar verilecek.

Eğer AKP tek başına ya da bir payanda ile tekrar iktidara gelirse Gülen de Türkiye’ye gelecek.

Ama Amerika’dan değil, hemen yanıbaşımızdaki yavru vatandan gelmiş olacak.

Aldığım bilgiye göre Kıbrıs’ta Gülen için oturacağı ev hazırlanmış bile.

Şimdi biraz daha gerilere gidelim. Gülen’in Amerika için önemine ışık tutacak bir konuşmadan söz edelim istiyorum.

Yer Washington. Beyaz Saray’da çok etkili bir ismin evi. Etkili isim Amerika ile “milyonlarca dolarlık” iş yapan bir şirketin biri kadın iki temsilcisini ağırlıyor.

Söz Türkiye’den açılıyor, Amerikalı anlatmaya başlıyor.

“2002 yılında Türkiye’nin önde gelen 6 iş adamını -İsimlerini tek tek, hiç hata yapmadan sayıyor- Washington’a davet ettik. Onlara ‘elinizi taşın altına koyun, Türkiye’nin yönetimini sizler üstlenmeye çalışın’ dedik. Bu 6 isimden 4’ünün hiçbir işe yaramayacağı ilk yarım saatten sonra belli oldu. Diğer iki isim ise ‘rahatımız yerinde, tehlikeye girmek istemeyiz’ diyerek yan çizdi.”

Amerikalı etkili isim anlatmaya devam ediyor.

“Bir süre sonra Fethullah Gülen bizi aradı. Orta Doğu’daki gelişmelerin Türkiye’yi de etkilediğini, Amerika’nın bölgedeki çıkarlarını da korumak adına kendilerinin devreye girebileceğini bunun için de öne sürebilecekleri bir isim olduğunu anlattı. Verdiği ismi daha sonra incelettik. Son derece radikal İslamcı biri çıktı. Ancak Gülen bize ‘Merak etmeyin biz onu törpüler ve global değişim adına ortaya çıkarırız’ dedi. Biz de bu ismi kabul ettik. Amerika’ya çağırdık. Bizi de şaşırtacak ölçüde uyumlu davrandı ve sözler verdi. Desteğimizi sonuna kadar onun için kullandık.”

Davete katılan biri kadın iki Türk hayret içinde dinledikleri bu sözler üzerine şunu soruyorlar: “Bu destek sürüyor mu, sürecek mi?” Amerikalı etkili isim tebessüm ederek “Bilmiyorum, çok zaman geçti, çok şey değişti, bakacağız tabii” diyor.

*****

Hâlâ bekliyoruz

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Bülent Arınç’ın kamuoyuna bir açıklama borcu var. Arınç bazı emekli generaller hakkında ileri sürülen “darbe yapacaklardı” iddiaları üzerine “Bu konudaki görüşlerimi 16 Mayıs’ta açıklayacağım, o zaman göreceksiniz” demişti.

Emekli generallerle ilgili darbe iddiaları arasında eski Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Şener Eruygur’un, Manisa’da Bülent Arınç’ın annesinin evini aratmak istemesi de vardı.

Arınç’ın bu iddianın ortaya atılmasından sonra kamuoyuna gerekli açıklamayı yapacağı tarih olarak normal koşullarda yeni cumhurbaşkanının göreve başlayacağı 16 Mayıs’ı belirtmesi çok manidar bulunmuştu.

Herhalde Arınç bu tarihte AKP’li bir kişinin hatta belki de muhtemelen kendisinin Çankaya’da oturacağını hesaplıyordu. Belki de bu planlar tutmadığı için Arınç kamuoyuna verdiği sözü unuttu.

*****

Sıra sandıkta

Yüz binler Tandoğan, Çağlayan ve Gündoğdu meydanlarından sonra Samsun’da da cumhuriyet için şahlandı. Böylelikle Türkiye dünyada da bir ilke öncülük ederek çok kısa bir süre içinde 4 büyük kitle mitingini, hiçbir parti veya ideolojik görüşü arkasına almadan yapmayı başarmış oldu.

Şimdi sıra sandıkta. Cumhuriyet ilkeleri ve demokrasi için el ele veren milyonlar artık son tepkilerini de sandıkta gösterecek. 22 Temmuz’da ortaya konan sandıktan çıkacak sonuç umuyorum Türkiye’nin aydınlık geleceğinin yeniden şekilleneceği ilk günün müjdecisi olacak.

Tabii unutmadan, ne yapıp edin oyunuzu kendi yörenizde kullanın, tatil yerlerinde kullanmak akıllıca değil.

*****

Şehzade Mehmed Sofrası

Bazen kendi başıma çıkıp yeni yerler keşfetmeye bayılırım. Önceki hafta İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde öğrencilerle bir sohbet toplantım vardı. Oradan ayrıldıktan sonra İstanbul Belediyesi’nin tam karşısındaki Şehzade Mehmed Camii’ni gezmek geldi içimden.

İstanbul’un neredeyse her sokağında inşa edilen ve estetikten yoksun camilerin yanında İstanbul’un bu eski camileri bambaşka bir anlam taşır.

Çünkü bu tarihi camilerin hepsinin bir yapılış gerekçesi, günün özelliklerine uygun mimari bir stili ve en önemlisi toplum yararının önde tutulması gerçeği vardır.

Bu cami de Mimar Sinan’ın “çıraklık dönemim” dediği eseridir. Gerçekten her santimetre karesi özenle işlenmiş, her yeri faydalı bir kullanıma göre tasarlanmış, ışığı, akustiği ile bir mimari şaheseri. İnsan gezerken hayranlık duymadan edemiyor.

Çıkış kapısı olduğunu sandığım bir kapıdan geçince de kendimi bir bahçede buldum. Meğer burası caminin külliyesiymiş. Buraya bir restoran yapmışlar. Eskiden öğrencilerin ders gördüğü şömineli küçük sınıflar özel yemek odalarına dönüştürülmüş. Bahçede ise özellikle yaz aylarında keyfine doyulmaz ortamda yemek yeniyor.

Şehzade Mehmed Sofrası adlı lokantanın sahibiyle de sohbet ettim. Türk yemeklerine ve kebaplara ağırlık veriyorlarmış. Çok da turist müşterisi varmış. Kendisine külliyeye daha sonradan eklenen camların hiç estetik olmadığını söyledim. Böyle devraldıklarını ama tarihi estetiğe uygun biçimde değiştirmek isediklerini söyledi.

Zaman zaman başkalarının mutlaka bildiği ama benim kendi başıma keşfettiğim yerleri yazmak istiyorum.

DİĞER YENİ YAZILAR