Fenerbahçe’nin amigoluk yapan paşası bu kez sessiz

Haberin Devamı

Geçen hafta bugün Beşiktaş’ta Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım tutuklanıp Metris Cezaevi’ne gönderilirken, Bağdat Caddesi’nde ise onbinlerce Fenerbahçe taraftarı protesto yürüyüşü yapıyordu.

O yürüyüşte gözlerim Fenerbahçe’nin amigoluk yapan paşasını çok aradı. Her maçta, Bağdat Caddesi’ndeki her yürüyüşte görmeye alıştığımız paşamız bu anlamlı protesto gösterisinde nedense yoktu.

Artık tatilini mi kesmek istemedi, kritik anlarda ortada görünmemenin daha mı iyi olacağını düşündü bilemiyorum..

Paşamız o gösteride olmadığı gibi, konu hakkında ne düşündüğünü öğrenme şansımız da olmadı.

Örneğin, bir keresinde “Bu iş böyle gitmez, etkin önlem alınması gerekir” beyanatını vermişti. Tam o sırada PKK’lı teröristlerin askere saldırdığı ve pekçok şehit verdirdiği haberi kamuoyunu derin üzüntüye boğmuştu.

Doğal olarak paşamızın bu beyanatı şehit askerlerle ilgili verdiği sanılmıştı.

Ama öyle değildi. Paşamız Fenerbahçe’nin gidişatından memnun değildi o sırada, “etkin önlem alınmalı” dediği Fenerbahçe’ydi. O tarihlerde Fenerbahçe biraz geri düşmüştü ligde. Teknik Direktör Aykut Kocaman’a bilen bilmeyen eleştiri yöneltiyor hatta “Gitsin takımın başından” bile diyordu bazıları.

Paşamız da bu duruma neşter vurmuştu bir anlamda.

Gerçi paşamız o tarihte Aykut Kocaman’ı eleştiriyordu da, takım şampiyon olunca bayrağını kaptığı gibi Bağdat Caddesi’ne koşmuştu. “En büyük Aykut” diye de bağırdı mı bilemiyorum ama, pek keyifliydi.

Peki Fenerbahçe şeref tribününün değişmez paşası şu en kritik günlerde neden hiç konuşmuyor acaba? Paşamızın içine düşülen durumla ilgili bir görüşü, bir eleştirisi yok mu?

Örneğin Fenerbahçeyi küme düşürürlerse maçlara yine gidecek mi, bayrak elinde olacak mı?

İnsan merak ediyor vallahi..

***


Zenginin biri kendi başına maçları satın alırsa ne olur?

Geçen hafta pazar gecesi Samanyolu Haber’deydim. 25 dakikalık bir program için davet etmişlerdi. Tek başımaydım. Futbolda şikeyi konuşacaktık. O 25 dakika, okurlardan gelen mesajlar nedeniyle 2 saat 25 dakikaya kadar uzadı.

Meğer Samanyolu Haber o gece izlenme rekoru kırmış. Güzel bir duygu benim için de. Ekranda, 2.5 saat tek başınıza kalıyorsunuz, (Bir süre Samanyolu Haber Spor Müdürü ve Beşiktaş’taki son duruşmayı izleyen muhabir arkadaşım da yayına katıldı) tutuklamalarla ilgili (Aziz Yıldırım o sırada tutuklanıyordu) görüntüler eşliğinde, tek bir konuyu konuşmak ve izlenme rekoru kırmak nasıl sevindirmesin insanı.

İşte o proramda aykırı bir soru sormuştum. Demiştim ki “Kulüple hiç ilgisi olmayan çok zengin ve fanatik bir taraftar, hiçbir yöneticiye haber vermeden, tamamen kendi girişimleriyle takımının maç yaptığı takımlardan futbolcu satın alarak galibiyeti garantilerse ve lig bitip takımı şampiyon olduktan sonra bu gerçek ortaya çıkarsa ne olur?”

Öyle ya, ne kulübün, ne yöneticilerin, ne futbolcuların hiçbirinin şikeden haberi yok. Onlar her maçı “bileklerinin hakkı ile kazandıklarını” sanıyorlar.

Evet, ne olur bu durumda?

Bir okurum imdada yetişti. UEFA’nın bunu da düşündüğünü ve talimatnamesine yazdığını belirterek bu maddeyi de gönderdi.

Madde şöyle diyor; “Kurumlardan ve kulüplerden bağımsız olarak tamamen kişisel girişimle dahi şike yapılırsa adı geçen kulübün 1 ile 18 puan arasında puanı silinir.”

Demek ki neymiş, senin haberin olmasa bile biri senin adına şike yaparsa cezayı yine sen yersin.

Böyle bir kural Avrupa için geçerli olabilir.

Ama Türkiye’de kurnaz bol.

Ya adamın biri nefret ettiği takım adına bütün maçları satın alır da, sonra bunun ortaya çıkmasını sağlayarak o takımın puanlarını sildirirse ne olacak?

***


Gani Yıldız’dan

Hükümetin beğenmediği bir hukuk adamının görev yerinin değiştirilmesi gösteriyor ki, biz “Kuvvetler Ayrılığı İlkesi”nden “ayrılalı” çok olmuş!

***


İşsizlik oranı tek haneye düşmüş. Oranı tek haneye düşse de, işsizlik milyonlarca haneyi etkilemeye devam ediyor!

***


CHP “Siyasi Etik Yasası” çıkarılması için kanun teklifi vermiş. CHP’nin, siyasetin alıştığımız düzenine çomak sokup kimi siyasilerin işini bozacak olması hiç etik değil!

***


Kılıçdaroğlu rötarlı yemin ve anlaşılmayan mutabakat için, “Bizim bu tavrımızı tarih yazacaktır” demiş. Oysa CHP’liler partilerinden, “tarih yazacak bir tavır” sergilemesini bekliyordu!

***


Güvenoyu sonrası uzlaşma mesajı veren Başbakan muhalefetle tokalaşıp “Birlikte sınav vereceğiz” demiş. Yapılan her şey iktidarın, yapılmayan muhalefetin olduğuna göre; bu sınavda AKP geçecek, muhalefet kalacak...

***


İstanbul, pahalılık sıralamasında gerilemiş. Yaşamanın maliyeti düşse de, her an pisi pisine ölebileceğimiz için “hayatta kalmanın maliyeti” hâlâ çok yüksek!

***


Pazarın fıkraları

Yıldırım Tuna’dan gelen fıkralardan bir demet; Seyahat

Seyahat acentesi sahibi dünyanın çeşitli yerlerinin harika fotoğraflarının sergilendiği vitrine iç geçirerek baktıklarını hissettiği, bir anda anne ve babasına benzettiği yaşlı adam ve kadını içeri davet etmiş, “Biliyorum böyle yerlere gidebilmeyi hayal dahi edemezsiniz” demiş, “Sizi çok güzel bir yere göndermek arzusundayım.. Tek bir itiraz bile duymak istemiyorum.” Hemen sekreterine direktif verip iki adet uçak bileti ve 5 yıldızlı bir otelde balayı suitinde yer ayırtmış. Aradan bir ay geçtikten sonra yaşlı kadın onun ziyaretine gelmiş, “Teşekkür etmek için geldim” demiş. “Nasıldı? Beğendiniz mi?” diye sormuş acente sahibi, “Ne demek? Harikaydı” diye cevap vermiş yaşlı kadın, “Fakat bir şey öğrenmek istiyorum.. Odamı ve yatağımı paylaştığım o adam kimdi?..”

Ruj lekesi

Kıskanç kadın, gece yarısı eve gelen kocasına “Gömleğinin yakasındaki ruj izini izah et bakalım” demiş sinirle, “İzah etmeme imkan yok karıcığım” diye cevap vermiş kocası ağlamaklı bir sesle, “Sana yemin ederim böyle bir rezillik olmasın diye o kadar dikkat edip gömleğimi çıkartmıştım, nasıl oldu da bulaştı vallahi olacak şey değil!”

DİĞER YENİ YAZILAR