Fehmi Bey’den al haberi AKP’yi zor günler bekliyor

Haberin Devamı

Başbakan Erdoğan Washington’da Başkan Obama ile görüştü. İlk açıklamalar elbette çok olumlu olur. Her iki lider de ne kadar yararlı bir görüşme yaptıklarını söyleyip dostluk ve işbirliği konularının pekiştirildiği belirtilir. Ama geçen günler içinde yapılan pazarlıkların sonuçlarını yaşamaya başlarız. Tam neler olup bittiğini çözerken yeni görüşmenin kapısı çalınır.

Demek ki Obama-Erdoğan görüşmesinin temel niteliklerini net biçimde öğrenmemiz için biraz zaman geçmesi gerek.

Ancak AKP yandaşı yazarların ifadelerinden ABD’nin AKP yönetimi için eski ABD olmadığı anlaşılıyor.

Erdoğan’ın uçağına binmek yerine önceden Amerika’ya giden ve ön çalışmalar yapan Yeni Şafak yazarı Fehmi Koru, dün Taha Kıvanç imzasıyla Amerika’daki durumun biraz “vahim” olduğunu yazdı.

Koru’ya göre “keşke” bu görüşme ilk açıklandığı tarih olan 29 Ekim’de yapılsaydı. Çünkü aradan geçen süre içinde Amerika’daki Türkiye aleyhtarı lobi hayli ciddi bir çalışma yapmış ve bu lobi hep olumsuz yanları sergilemiş.

Koru, Türkiye ile ilgilenenlerin hemen her köşede bunu konuştuklarını belirtiyor.

Ancak Fehmi Koru’nun yazısından anlaşıldığı kadarıyla durum gerçekten kötü. Çünkü Koru’ya göre eğer Obama-Erdoğan görüşmesi iyi geçmezse Türkiye aleyhtarları susacak. Ama zaten ilişkiler bizzat başkan tarafından kötüye götürüleceği için AKP’nin işi zor. Koru tersi durumun da AKP aleyhine olduğunu vurguluyor. Eğer görüşmeler iyi geçerse Türkiye aleyhtarı lobinin çalışmalarını daha da sertleştireceğine inanıyor.

Kısacası Erdoğan ve AKP’nin durumu Amerika gezisinin sonunda, her duruma göre parlak değil.

Çok kısa bir süre sabredip göreceğiz.


***



Türkan Saylan ile bir hayırseverin açtığı okulun adından “Çağdaş Yaşam” kısmı çıkarılmış. E tabi, akıllardan çıkarabilmek için önce tabeladan çıkarmak gerekir.

(Gani Yıldız)


***



Paşalara da bravo yani

Pazartesi sohbetimde üzerinde kısaca durmaya çalışmıştım. İfade veren emekli orgeneraller neden basınla köşe kapmaca oynadılar? Gizlice geldiler, binbir türlü oyun oynayarak ve kameralara pek yakalanmadan da adliyeden ayrıldılar.

Nedir bu endişe, bu korku? Anlamak mümkün değil.

Bana öyle geliyor ki bu emekli generaller kendilerini kurtarmak için ellerinden geleni yapıyor. Anladığım kadarıyla verdikleri ifadelerde kendilerini bir parça kurtarmışlar ama halen hapiste olan ya da şartlı olarak bırakılan eski arkadaşlarını da harcamışlar.

Generallik rütbesine kadar çıkmış bir askerin böylesine korku içinde olmasını anlamam mümkün değil. Darbeye soyunmuşlar ya da soyunmamışlar, o ayrı konu, ama bir general bu kadar suskun, bu kadar çekingen, bu kadar endişeli olabilir mi?

Eğer bir hukuksuzluk görüyorlarsa çıkar asker gibi konuşurlar. Ergenekon duruşmalarında konuşan genç teğmenlerin ifadelerine milyonlarca kişi internette ulaşıyor. Hiç olmazsa onları okuyup biraz yüzleri de kızarmaz mı?

Ama bu emekli generaller suspus durumdalar. Aynı generaller ara verildiğinde balkonda çay ve sigara içerken pek neşeli, pek konuşkanlar, savcılarla şakalaşıyorlar, gülüşüyorlar.

Bunu nasıl yaptıklarını da anlamak zor. İçeride, sırf bu emekli generallerin zamanında bir darbe planı yapıp yapmadıkları belli olmadığı halde yatan yüzü aşkın değerli insan var.

Onlar yılları aşan sürelerdir hapishanede çile çekerken, bu generallerin ağızlarını açmamaları herhalde hiç hoş değil.

Sadece son üç emekli general mi? Ya onlardan öncekiler? Bir dönem bulundukları makam nedeniyle herkesi titretenler de dut yemiş bülbül gibi değil mi?

Hiç mi söyleyecek sözleri yok bu paşaların. Paşa paşa ifade verip şimdi paşa paşa televizyondan gelişmeleri mi izleyecekler ve “Aman bize dava açılmaz inşallah” diye dua mı edecekler?

Domuz gribinden daha çok domuzdan ve de domuzdan yana olanlardan çekin; yoksa talan edilir binbir emekle yetiştirdiğin ekin.

(Erhan Tığlı)


***



Kalkışma Manzarası

İmralı’daki teröristin yeni hücresinden şikâyetini bahane ederek ülkenin pek çok yerinde olay çıkaran PKK ve yandaşlarının çizdiği manzara çok ürkütücü.

Olup bitenleri izleyen sıradan vatandaşlar tipik bir “kalkışma manzarası” karşısında ne düşüneceklerini şaşırıyor. Başbakan’ın “Bedeli ne olursa olsun” sözlerini hatırlayanlar “Bedeli çok ağır olacak bu gidişle” görüşünde birleşiyorlardır sanırım.

Sokak aralarında, küçük yaştaki çocuklarla gençlerin “dekman” oynarcasına polislerle taşlı molotoflu çatışmaları sürerken çok acı bir haber dün Tokat’tan geldi. Bütün sokak hareketlerini bastıran bu olayda jandarma timlerine sisli havada pusu kuran PKK’lı teröristler 7 askerimizi şehit ettiler.

Bu olaylar açılım projesini neredeyse tamamen yok ederken, bugüne kadar yaşamadığımız bir düşmanlık ve husumet duygularını çok uzun yıllar bitmeyecek biçimde hayata geçiriyor.

Düne kadar PKK’lı teröristle Kürt halkını ayırmasını çok iyi bilen Türkiye halkı giderek “Bu işin tadı çok kaçtı, bu kadar müsamaha yeter” görüşüne itiliyor.

Bu tehlikeyi aylardır söyleyen biri olarak bu satırları da “kahrolarak” yazıyorum.

Sebep olanlar utanacaklar mı acaba?

DİĞER YENİ YAZILAR