Sevgili okurlar; haftaya bugün sonuçlarını merakla beklediğimiz yerel seçimler için sandık başına gideceğiz. Seçim propagandaları, karşılıklı suçlamalar, TV ekranlarındaki atışmalar, sokaklardaki bayrak ve afiş kargaşası sona erecek. Hepimiz kararımızı vererek siyasetin yeni şeklini belirleyeceğiz.
Herkes oyunu kullanmalı
Her seçimden önce söylediğimiz gibi, bir vatandaş olarak oyumuzu mutlaka kullanmamız gerektiğini hatırlatmak istiyorum. Kimse “Bir oy nedir?” diye düşünmemeli. O bir oy aslında kendi geleceğimizin belirlenmesi anlamını taşır. Belki oy verdiğimiz kişi ya da parti seçilemeyebilir, ama biz demokrasinin sağladığı en kutsal hak olan oyumuzu esirgeyemeyiz.
Bunun protestosu yok
Siyasetin genel gidişinden rahatsızlık duyan bazı kişilerin sandığı boykot edeceği ya da oyları karıştırıp geçersiz kılacağı yolunda duyumlar alıyorum. Nasıl sandığa gitmek kutsal bir görevse oyu doğru kullanmak da öyledir. Ayrıca oy kullanmamak ya da oyu geçersiz hale getirmekle kimseyi protesto etmiş olmayacağız, tam tersine kendimize zarar vermiş olacağız. Bunu kimse unutmasın.
Siyasette denge
Yerel olmasına rağmen bu seçimler ülke siyaseti için son derece önemli. Bu seçimler her ne kadar bir iktidar değişikliğine yol açmayacaksa da sonuçlarının siyasette yeni bir başlangıca neden olacağını kimse inkâr edemez. Bu seçimlerde alınacak sonuçlar mevcut iktidarı çok daha güçlü hale getirebileceği gibi bir iktidar çözülmesine de yol açabilir. Buna dikkat etmek gerek.
Muhalefet değil
Bir yazar olarak tavrımı herhalde her okur biliyordur. Bugünkü iktidarın yapısından da, zihniyetinden de, uygulamalarından da duyduğum rahatsızlıkları en açık dille ve çekinmeden dile getiriyorum. Ancak; bu satırlardan itibaren yazacağım bir bölümü muhalefet olarak algılamayın lütfen. Çünkü bunları, iktidarda kim olursa olsun yazacağımdan emin olabilirsiniz.
AKP güç kaybetmeli
Sevgili okurlar; Türkiye çok ciddi siyasal çalkantılar geçirdi bugüne dek. Ancak geldiğimiz noktadaki durum çok farklı. Demokrasinin bir cilvesi olarak da tanımlayabileceğimiz bu yeni durum çok güçlü desteği olan bir iktidar yarattı. Bu öyle bir güç ki, ülkeye zarar verdiği gibi bizzat sahiplerini de zehirliyor. Bu gücün mutlaka durdurulması gerekiyor. Kısacası AKP mutlaka oy kaybetmeli.
Siyasette denge gerek
Bir ülkenin iyi yönetilmesi için güçlü ve istikrarlı bir iktidara ihtiyaç vardır. Buna karşın “Güçlü iktidarın da bir dengesinin olması” gerekir. Çağdaş demokratik ülkelerde de tek parti iktidarları olmasına rağmen aritmetik denge de vardır. Bu, elbette dizayn edilemez, seçmenlerin sağduyusu bunu sağlar.
Aşırı güç zehirler
Eğer bir demokraside, iktidar partisi muhalefete oranla çok güçlüyse bu güç bir süre sonra iktidarı zehirlemeye başlar. Oysa iktidarlar muhalefetin nefesini ensesinde hissetmelidir ki hem parlamento çalışmaları daha verimli olsun hem de hükümet sayısal çoğunluğu güvence altına alıp dilediği gibi davranamasın.
Türkiye’de durum
Buna karşın Türkiye’de, iktidar demokrasinin de cilvesiyle parlamentoda olağanüstü bir güç kazanmış durumda. Öyle ki muhalefetin tamamı gelse, iktidar partisinin yarısı gelmese bile hükümetin istediği kanunlar hiçbir engele takılmadan Meclis’ten geçebiliyor. Bu, Meclis’in saygınlığını ve denetim gücünü çok ciddi bir erozyona uğratır.
Seçmen iradesi yok
O halde Türk halkı siyasette dengeyi sağlamak zorundadır. Elbette demokrasi gereği herkes kim tarafından yönetilmek istiyorsa oyunu ona verecektir. Ancak ne yazık ki bugünkü iktidarın görülmemiş uygulamaları ile seçmen iradesi bir tür ipotek altındadır. Yoksullaştırılan, propaganda bombardımanı altında gerçeği göremeyen seçmen tercihini yaparken zorlanmakta ve kolay yolu seçmektedir.
Ne yapmalı?
Bu seçimde ve daha sonra, her seçmen günlük kişisel çıkar hesaplarının dışına çıkabilecek biçimde Türkiye’yi ve sorunlarını düşünmeli ve kararını buna göre vermeli. Siyasette kurulacak dengenin aslında kendi lehine olacağının bilincine varmalıdır. Seçmen eğer bunu başaramazsa Türkiye gerçekten çok sıkıntılı günler yaşayacaktır.
Herkes sandığa
Bu nedenle kimse “Bir oydan ne çıkar” olumsuz düşüncesine kapılmadan sandığa gitmeli ve oyunu kullanmalıdır. Öfkeyle kalkışılacak protesto yöntemlerinin kimseye yaramayacağı ortadadır. Türk halkı düşünerek oy kullanmalı, siyasette dengeyi sağlamalı ve iktidarın “Milli irade budur” aldatmacasına bir son vermelidir. Ve en önemlisi seçmen, saşmaz sağ duyusunu yine kullanarak bugünkü iktidara da gelecekte iktidara gelecek muhtemel partilere de bu aşırı gücü vermekten kaçınmalıdır.
CHP’nin durumu
Bu konuyu daha önce de yazdığım bir yazıyı hatırlatarak kapatmak istiyorum. Bu seçimlerden sonra sonuçlar ne olursa olsun, yani ister CHP büyük oy patlaması yapsın, isterse gerilesin, CHP Genel Başkanı ve parti yönetimi yerini boşaltmayı düşünmelidir. Baykal ve arkadaşları artık yüz binlerce CHP’linin “çaresizlikten” ve “kerhen” oylarını CHP’ye verdiklerini görmeli ve soldaki siyasetin önünü açmalıdır.
Kredi kartları konusu
Sevgili okurlar Tayyip Erdoğan’ın kredi kartı mağdurlarını “dürüst olmamakla” suçlayan açıklaması üzerine en ciddi tepkiyi bu köşede okumuştunuz. Bu yazılar keyifle gördüm ki çeşitli gazete ve televizyonları da ateşledi. Ekonomi servisleri kredi kartlarının kullanım alanlarını irdeleyen haberleriyle Erdoğan’ın nasıl bir yanlış söylem içinde olduğunu daha da açık biçimde gözler önüne serdi.
Galatasaray’a üzüldüm
Galatasaraylılar inanmayabilir, Fenerbahçeliler de kızabilir ama UEFA kupasındaki hazin sona gerçekten çok üzüldüm. Keşke Galatasaray en azından bu turu da geçebilseydi. Beceremediler. Keşke finale de çıksalardı da Fenerbahçe Stadı’na gelselerdi. Hiç olmazsa bir stat nasıl olur görürler, taraftara saygının ne olduğunu anlarlardı.
Hepinize iyi haftalar dilerim...
Ey seçmen, siyasette dengeyi kurmalısın
Haberin Devamı

