Erkeklerin daha zeki olduğunu anlatan fıkra pek yok biraz üstün göründükleri fıkralar var

Haberin Devamı

Geçen hafta pazar günü “kadınların daha zeki olduğunu” anlatan bir dizi fıkraya yer vermiş ve “Gelecek hafta için de erkeklerin daha zeki olduğunu anlatan fıkralar bulalım” demiştim.

Açıkçası ben böyle fıkraları pek bulamadım. Ama Yıldırım Tuna erkeklerin daha zeki olduğunu değil ama evli erkeklerin “laf cambazlığı” ile daha üstün çıkabildikleri fıkralar demeti göndermiş. Bu hafta da onlarla gülelim;

***

Yaşlı karı-koca bilmem kaçıncı kavgalarını ediyorlarmış, “Benim gibi kadını hiç hak etmiyorsun..!” demiş yaşlı kadın... “Evet..!” diye cevaplamış adam bastonuna titreyerek yaslanırken... “Parkinson’u da hak etmiyorum ama Allah onu da verdi işte..!”

***

“Hayatım..” demiş kadın, “Ben biber dolması ile ekmek kadayıfını çok güzel yaparım...” “Hımmm” diye karşık vermiş kocası önündeki tabağa endişeyle bakarak, “Bu hangisi?..”

***

Kadın, kocasına “Dikkat ettim de..” demiş, “Her konuştuğunda ‘Benim evim... Benim arabam... Benim sandalyem...’ deyip duruyorsun... Ağzından bir kere bile ‘Bizim’ çıkmadı... Biz bu yuvayı birlikte kurduk..! ‘Bizim’ demen gerekmiyor mu?..”

Adam bir şey arar gibi etrafına bakınıp dururken karısı merak edip sormuş: “Ne arıyorsun?..” diye... “Şey hayatım...” demiş adam etrafına bakınarak “Bizim pantolonumuzu..!”

***

Adamcağız yıllar sonra zar zor para biriktirip bir araba almış... Şoförlüğü son derece kötü olan karısı birkaç yüz metre ilerdeki markete gitmek için anahtarı isteyince, “Boşver aşkım...” demiş adam, “Allah korusun şimdi kaza yapsan yarın gazetelerde isminin yanına parantez içerisinde yaşını da yazarlar!”

***

Maddi sıkıntı içindeki adam eski kamyonetini yenilemek isterken cadaloz karısı tutturmuş “İlle bana spor bir araba alacaksın!..” diye. “4 saniyede 0’dan 100’e çıkan bir şey olmalı ona göre.. Sevgililer Günü yaklaşıyor sürpriz yapabilirsin!..” “Tamam..” demiş adam ve 14 Şubat’ta karısına bir tartı aleti hediye etmiş..

***

Karı-koca sinema dönüşü bir bara gitmişler. Masaya oturur oturmaz kadının gözü barda tek başına içen adama ilişmiş. Biraz dikkatlice bakınca “Aaa o!” deyivermiş. Kocası meraklanmış.. “Kim o?” “Seninle evlenmeden önce çıktığım çocuk. Biliyor musun ayrılırken onu burda bırakmıştım. Demek 7 yıldır aynı yerde içiyor..” Kocası başını sallamış: “Onu anlıyorum, ama bir olay bu kadar uzun zaman kutlanmaz ki..”

***

“Bu günü hafızana kazımaya çalış sevgili yavrum...” demiş damadın amcası, “Yıllar sonra arkana dönüp bakacak ve özellikle bu günün hayatının en mutlu günü olduğunu sürekli anımsayacaksın...” “Ama Amca benim düğünüm yarın...” diye cevaplamış Damat... “Evladım, biliyorum...” demiş amcası, “Ben de tam bunu ifade etmek istedim!..”

***

Üç arkadaş golf oynarlarken 3. deliğin önüne gelmişler... “Aman Tanrım, yine o delik!” demiş birisi... “Ne o?” demiş arkadaşları “Bu deliğin kötü bir anısı mı var sende?” “Ne kötüsü... Korkunç!” demiş adam. “Üç sene önce karım Alice bu noktada kalp krizi geçirip öldü... Daha sonra bir topa vur, bir Alice’i sürükle... Bir topa vur, bir Alice’i sürükle... Kulüp binasına kadar neler çektim anlatamam...!”

***

Bir gece yemek masasında Jill, “İlk evlendiğimizde küçük bifteği sen alıp büyüğünü bana verirdin, şimdi büyüğünü sen alıp küçüğünü bana bırakıyorsun... Yoksa sevmiyor musun artık beni?” diye sormuş... “Saçmalama sevgilim...” diye yutkunarak cevaplamış John, “Neydi o eski bifteklerin? Lastik gibi yapardın... Artık harika pişiriyorsun!”

***

Evin hanımı mutfakta sabah kahvaltısı için tavada iki tane yumurta pişirirken içeri kocası dalmış, “Dikkat... Dikkat!.. Biraz daha yağ koy!.. Aman Tanrım ne kadar çok pişiriyorsun... Çok fazla... Şimdi çevir... Şimdi... Off... Daha fazla yağ koy... Yapışacaklar... Dikkat... Dikkatttt! Sana dikkatli ol demiyor muyum?.. Yemek pişirirken beni hiç dinlemiyorsun... Çevir hadi onları... Çabuk ol... Deli misin?.. Aklını yitirdin herhalde... Tuz koymayı unutma... Her zaman unutursun zaten... Tuzu kullan... Tuzu... Tuzu diyorum...” Karısı dönüp şöyle bir bakmış kocasına, “Sana ne oluyor öyle?” demiş “İki yumurtayı nasıl pişireceğimi bilmediğimi mi zannediyorsun?” “Bak bir tanem...” demiş adam artık sakin sakin... “Sadece sen yanımda otururken araba kullandığımda neler hissettiğimi anlamanı istedim..”

Ve son söz;

Karısını çok seven bir erkeğin duası..

Tanrım, onun başı ağrımasın benim ağrısın..

O üzülmesin, ben üzüleyim..

Onun canı sıkılmasın, benim sıkılsın..

O dul kalmasın, ben kalayım...

*****

Boş taksinin arkasından dolu taksinin önünden gitme İSTANBUL ATASÖZÜ

*****

Diyorlar ki

Milli Takım ve Galatasaray Kaptanı Hakan Şükür, bugün oynanacak Fenerbahçe-Galatasaray maçının “Kutlu Doğum Haftası’na” yakışır biçimde olmasını dilediğini açıkladı.

Futbol maçıyla Hazreti Muhammed’in doğumu arasında nasıl bir bağ olabilir, bunu anlamak zor. Gerçi bu sözler eleştirildi. Ama Hakan Şükür’ün arkasında öylesine güçlü bir lobi var ki adeta bir terör fırtınası estirerek eleştirileri kahramanca göğüslediler.

Tabii böyle bir dilekte bulunmayı “masum” bir şey olarak da kabul edebiliriz. Yersek...

Ancak bu tür temennilerin ucunun nereye gideceğini de hesaplamak gerek. Bugünkü maçı örnegin Galatasaray kazanacak olsa bunu takımın Kutlu Doğum Haftası’na yaraşır biçimde oynamasına mı dayandıracaklar? Ya da tam tersi olduğunda Hakan Şükür ve onun gibilerin inançları mı sorgulanacak.

Neresinden bakarsanız bakın bir maç için söylenmemesi gereken bir sözdü.

*****

Doğru söz

Başbakan Erdoğan “hitabet sanatı” olarak “öfkeyi” kullanırken sendikalı işçileri kastederek “Ayaklar başları yönetmeye kalkarsa kaos olur” deyiverdi.

Doğal olarak bu söz çok eleştirildi. Normal bir demokratik ülkede böyle konuşan bir siyasetçinin asla oy alamayacağı bile söylendi.

Ancak pek çok okurdan mesaj alıyorum. Bu eleştirilere katılmadıklarını belirterek “Halkı yanlış yönlendiriyorsunuz” diyorlar. Bu okurlara göre Başbakan son derece doğru konuştu, gerçeği dile getirdi.

Ortak kanı şu; “Ayaklar başları yönetmeye kalkarsa kaos olur. Örnek Türkiye...”

DİĞER YENİ YAZILAR