Ergenekon’u kimin yürüttüğü anlaşıldı

Haberin Devamı

Genelkurmay, kimilerinin “ah bir yapsa” diye beklediği açıklamayı yapmadı. Tam tersine son derece sessiz biçimde “sıcak bir trafik” düzeni içinde “hassasiyetini” dile getirdi.

Buraya kadar güzel. Nitekim AKP’liler bile “kerhen” olsa da bu davranışa şapka çıkardı.

Peki askerler ne yaptı?

Genelkurmay Başkanı, belki de teamülleri de aşarak Cumhurbaşkanı’ndan randevusunun ertelenmesini rica ederek Başbakan Erdoğan’ı ziyaret etti. Ardından da Cumhurbaşkanı Gül’e çıktı.

Genelkurmay Başkanı bu görüşmelerde ne dedi?

Komutanlıktan tek satırlık bir açıklama yapıldı. Dendi ki: “Genelkurmay Başkanı bugün öğleden sonra yapmış olduğu görüşmelerde; özellikle dün yaşanan gelişmelerle ilgili görüş ve değerlendirmelerini, sırasıyla Sayın Başbakan ve Sayın Cumhurbaşkanı’na sunmuşlardır.”

Hükümetten bir açıklama yapıldı mı?

Hayır, hükümetten “tek satırlık” açıklama bile yapılmadı.

Ama buna karşın AKP’nin yayın organlarından Yeni Şafak Gazetesi, Genelkurmay Başkanı’nın bazı “ricalarda” bulunduğunu yazdı.

Çok belli ki bu gazete her zaman olduğu gibi yine Başbakanlık’tan aldığı “sızdırma” bilgileri manşetine taşıdı.

Yeni Şafak Gazetesi’nin “herkesi atlatan” haberinden ve Genelkurmay’ın “tek satırlık” açıklamasından anlaşıldığı kadarıyla Orgeneral İlker Başbuğ, Başbakan Erdoğan’a “muhtemelen” şöyle dedi:

“Sayın Başbakan, son operasyonlardan çok rahatsız olduk. Elbette yargı karşısında kimsenin ayrıcalığı yok. Ama gözaltına alınanlar arasında emekli orgeneraller ve muvazzaf subaylar var. Bu kişilere iyi davranılmasını istiyoruz. Ayrıca mümkünse tutuklama yapılmasın, yurt dışı yasakları konarak tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılsınlar.”

İyi güzel de, hani yargı bağımsızdı. Anlaşıldığı kadarıyla askerler konunun bizzat Başbakan’ın emriyle yürütüldüğüne inanıyorlar ve “küçük bir ayrıcalık için” kendisine başvuruyorlar.

Haydi, işlerine gelen demokrasi ve hukuku savunan AKP yandaşı liberalleri sevindirecek biçimde söyleyeyim: “Askerler demokrasi ve hukuka inanmadıkları için güçlerini kullanarak böyle bir girişimde bulundular.”

Pekiiii, kürsüye çıktığında demokrasi ve hukuk devleti sevdasını ağzından düşürmeyen Başbakan ne yapıyor?

Bir buçuk saat boyunca Genelkurmay Başkanı’nı dinliyor.

Diyemiyor ki, “Sayın generalim, Türkiye bir hukuk devletidir, yargı bağımsızdır. Benim müdahalem mümkün olabilir mi? Sizden bu sözleri duymamış olayım, lütfen siz de demokrasinin ve hukukun kurallarına uyun ve yanlış adreslere gelerek kamuoyunda da yanlış bir izlenim bırakmayın.”

Erdoğan bunu diyebilmiş midir?

Demediği kesin.

Dese zaten sadece Yeni Şafak değil, yandaş medyanın tamamı bu “hukuk ve demokrasi dersini” manşetlere taşırdı.

Yazının sonu; hukuk devleti, demokrasi, yargı bağımsızlığı kavramları siyasetçiler için sadece laftır.

*****

Hafta sonunun neşesi pazar fıkraları

Bu haftanın fıkraları yine Yıldırım Tuna’dan. Unutmadan; yan taraftaki kısa fıkralar da Yıldırım Tuna imalatıdır. Haydi hep birlikte okuyup keyiflenelim biraz:

Çam ağacı

Sarışın arabası ile düz yolda çok sert zig zaglar çizerek ilerleyince bunu gören polis onu hemen durdurmuş, “Ne var? Ne oluyor?” demiş. Polis “Sarhoş musunuz?” diye sorunca “Hayır” demiş sarışın bir az önce başına gelen tehlikeli olaydan korkup etkilenerek. Sonra anlatmış: “Memur Bey tam önüme çıkan bir çam ağacını fark edince direksiyonu sola çevirdim, orada da bir çam vardı hemen sağa kırdım orada başka bir çam ağacı, haydi tekrar sola orada da başka bir çam ağacı, derken siz durdurdunuz.” Sonra bir çığlık atmış: “Ayyy yine karşımda bir çam var.”

Polis “Bayan” demiş, sinirini bastırmaya çalışarak, “O her sefer gördüğünüz çam ağacı dikiz aynanıza asılı araba parfümünüz..!”

Yaşama gücü

Yılbaşı gecesi, tüm mahalle sakinleri kutlama yemeği için eşleri ile sokaklarındaki barda toplanmışlar. Yılbaşına 5 dakika kala DJ kız “Hazır olun bakalıımmm” diye müziği kısıp anonsa devam etmiş: “Yeni yıla girmek üzereyiz. Şimdi her kocanın ona yaşama, tutunma gücü veren, hayatını tatlandıran kişinin hemen yanında ayakta durmasını istiyorum..!”

Bir an bir karışıklık, bir gürültü kopmuş, barmen mahalleli onlarca kocanın altında ezilmiş!

Küçük bir soru

Bir arabanın içinde direksiyondasınız ve sürekli aynı hızda gidiyorsunuz. Sol tarafınızda aşağıda bir boşluk var, sağ tarafınızda ise bir itfaiye arabası, o da sizinle aynı süratte gidiyor... Ön tarafınızda sizin arabanızdan büyük bir domuz var, arkanızda alttan bir helikopter sizi takip ediyor.. Hem helikopter hem de domuz sizinle aynı süratteler... Bu durumdan nasıl kurtulursunuz?

Cevap: Ayıptır. O arabadan hemen inip yerinizi bir çocuğa bırakın. Lunaparktaki içinde oyuncaklarla dönen bu tip eğlence düzenekleri küçük çocuklar için yapılmıştır!..

Bildiğiniz fıkranın farklı yorumu

Senfoni Orkestrası Harran’a konsere gitmiş, konser çıkışı spiker halktan bir köylüye konseri nasıl bulduğunu sormuş. “Valla bacım Harran Harran olalı böyle bir zulüm görmemiştir” demiş köylü. “Ama olur mu?” demiş spiker, “Ne kadar güzel yorumladılar?” Köylü “Ne güzel yorumu bacı, ne güzel yorumu” demiş “Moderato partisyonu allegretto yorumladılar. Böyle yorum mu olur? De gitsinler lo!”

*****

Kısa kısa

Doping yapan Temel yarışta sonuncu olmuş, “Neden?” diye sormuş olayı bilen arkadaşı. “Sus oğlum” demiş Temel, “Çakılsın istemedim!”

***
-
Çok ünlü birinden reenkarne olduğunuzu nasıl anlarsınız?..

- Apartmanınızın arka bahçesinde dev gibi bir gemi inşa edip komşuların evlerinde beslediği hayvanları yürütüp yürütüp geminize yerleştiriyorsanız...

***

- Erotizmle porno arasında ne fark vardır?..

- Sevişme sahnesinde tüy kullanılıyorsa bu erotizmdir... Porno’da işin içine tavuğun tamamı girer!..

***

Gece siyah bir kedi görmek kötü bir şey midir?..

- Eğer bir fareyseniz... Evet!

***

- Tiyatroda bana verdikleri rolde yirmi yıllık evli bir erkeği canlandırıyorum baba...

- Harika oğlum... Eğer başarı gösterirsen ileride muhakkak bir-iki repliği olan başka bir rol alabilirsin!..

***

Yurt dışında yaşayan Temel’e arkadaşları “Karın sen yokken kilisenin papazı ile seni aldatıyor ona göre” demişler. Çok sinirlenmiş Temel, akşam karısına duyduklarını anlatmış. “ Aaa.. Tamamen iftira” demiş karısı, “Ben ne papazı tanırım, ne de kilisenin yolunu bilirim bir tanem. Aziz Nikolas çarpsın ki öyle bir şey yok..!”

DİĞER YENİ YAZILAR