Ergenekon siyasi bir intikam davasıdır

Haberin Devamı

Sevgili okurlar, konu Ergenekon’un temeli olunca pazartesi sohbeti zorunlu olarak bugüne de sarktı. Konunun iyi algılanması için biraz uzun tutmak zorunda kaldım. Dünkü sohbette Ergenekon’u ortaya çıkaran “devrilme” paranoyasını anlatmıştım sizlere. Bugün de bu süreçte oynanan oyunlardan ve itiraflardan söz etmek istiyorum.

Korku imparatorluğu

İktidar ve yandaşları, Ergenekon operasyonunu sürdürürken, bu ülkenin gerçek demokratlarının hukuka saygısından ve namuslu olmalarından yararlanıyor. “Hukuk önünde herkes eşittir, kimse dokunulmaz değildir” temel ilkesinden yola çıkılarak toplumun saygın kişilerine karşı sürdürülen sindirme, aşağılama ve korkutma operasyonu, toplumun namuslu insanlarının da elini kolunu bağlıyor.

Adalet aranıyor yalanı

Bu korku imparatorluğunu devlet gücünü kullanarak oluşturanlar “Her şey yargının eline teslim edildi, suçsuzlarsa korkacak bir şeyleri de olmaz. Yargı önünde herkes eşittir” söyleminin arkasına sığınarak onlarca kişiyi vicdansızca mağdur etmekten kaçınmıyor. “Adalet nasıl olsa doğru kararı verir” denilerek insanlar hapse atılıyor ve aylarca iddianameleri bile yazılmadan içeride tutuluyor. Türkiye’nin namuslu insanları da hukuka saygılarından ötürü hiçbir şey söyleyemiyor.

Kanıt değil kanaat

İktidara yaranmak adına Ergenekon aleyhine müthiş bir kampanya sürdüren çevreler telefon konuşmalarından ya da dost sohbetlerinden tutulan kayıtları kanıt gibi göstererek “darbe hazırlığı yapan korkunç bir çete” imajı çizmeye çalışıyor. Burada oynanan oyun şu: Tehlike olarak görülen herkesin çeşitli siyasi konuşmaları darbe hazırlığı olarak yorumlanıyor. Bu yönlendirme ile konuşmaları bu gözle okuyan normal vatandaşlar ister istemez bu hisse kapılıyor ve şaşırıyor.

Geçmişteki siyasi çekişmeler

Bir örnek vereyim. Yakın siyasi geçmişimizde pek çok çekişmeye hatta kavgaya tanık olduk. Bu çekişmelerde pek çok siyasi ayak oyunu ya da komplolar da yaşandı. Şimdi o günlerin şartlarını bir kenara bırakıp söylenen her söz, her davranış, her siyasi eylem “darbe planı” gibi sunuluyor. Bir cümleden yola çıkan AKP yandaşları“Vay canına ne badire atlatmışız” yaygarası koparıyor.

Darbe de olmamış zaten

Bütün bunların ötesinde, her sözü darbe kanıtı gibi göstermek isteyenlerin hiç değinmedikleri bir şey daha var. Neredeyse 20 yıldır darbe yapmaya hazırlandıkları söylenenler aslında bunu başaramamış. Bırakın başarmayı darbe şartlarını bile oluşturamayan bu kadar insanı aylarca belki yıllarca hapiste tutmanın mantığı var mı, adalete ve vicdana sığıyor mu sorusunu da sormamız gerekiyor.

Gladio yalanı

Ergenekon intikam operasyonunu yürütenler olayı aynı zamanda Türkiye’nin temizlenmesi olarak da sunmak istiyor. Bunu da İtalya’da yapılan Gladio operasyonu ile benzeştirmeye çalışıyor. İtalya’da mafya siyaset ilişkilerinin ortaya saçıldığı Gladio operasyonu ile Ergenekon’un hiç ilgisi yok aslında. Orada NATO artığı bir örgütün siyaset ve mafya ile kurduğu bir menfaat çetesi söz konusuydu. 7 bin kişi hakkında soruşturma yapıldı ama açıkçası bir sonuç da alınamadı.

Geçmişe gitme

İşte buradan hareketle güya Gladio benzeri bir operasyon yapıldığı anlatılmak için özellikle Türk Silahlı Kuvvetleri’ni hedef alan bir kampanya da sürdürülüyor. 1990’lı yıllarda olağanüstü hal koşulları altında yürütülen “düşük yoğunluklu harp” kuralları nedeniyle yaşanan terörle mücadele operasyonları bahane edilerek, Silahlı Kuvvetler cinayet işleyen, bununla da yetinmeyip insanları kuyulara gömüp üzerine asit döken bir örgüt gibi sunuluyor.

Zihinler karışıyor

Bu sayede kamuoyunun kafası iyice karıştırılıyor ve tutuklanan pek çok saygın kişi görünmeyen vahşi bir örgütün üyeleri gibi algılanıyor. Televizyonlarda birer “misyoner” edasıyla gezinen sözde liberaller de bir taraftan iktidardan sağladıkları kazanımları korumak diğer taraftan hınçlarını çıkarmak için bu zihin karışıklığını körüklüyorlar. Hiçbir ahlâki ve vicdani değerleri olmayan bu kişiler verdikleri hasarı da kıs kıs gülerek izliyorlar.

Hukukla ilgisi hiç yok

Bu köşeyi sürekli izleyenler Ergenekon sanıklarından bazılarının bir dönem sahip oldukları devlet gücünü kendi çıkarları adına kullandıkları yönünde ciddi şüphelerim olduğunu sürekli yazdığımı ve hesap sorulmasını istediğimi biliyorlar. Ama yine ısrarla bunun bir darbe amaçlı olduğu savının kasıtlı olarak yapıldığını yazıyorum. Çünkü bu olayda hukukun esamesi bile okunmuyor.

Hukuksuzluğun kanıtı

Benim ısrarla bu davanın hukukla ilgisi olmadığını yazmamın kanıtı son operasyonda bütün açıklığı ile orta çıktı aslında. Türkan Saylan’ın evinin aranmasından sonra oluşan tepkiden çekinen AKP yandaşları, “hukuk” yaygaralarıyla bezedikleri bütün yazılarını unutup “Şimdi sırası mıydı?” demeye başladılar. AKP yandaşları şimdi savcıları eleştirip “Türkan Saylan’a baskın hata oldu, şimdi bundan AKP zarar görüyor” diyorlar.

Ya Bakan Bey

Bu konuda en radikal çıkışı ise Ergenekon’un AKP’yi kapatma davasına karşı bir koz olduğu gerçeğini ilk açıklayan Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay yaptı. Günay, Türkan Saylan için “Velev ki işin içinde olsun, onu görme ya, onu görme ya” dedi. İtiraftır bu. Hukuksuzluğun itirafı. Eğer gerçekten bugüne kadar dedikleri gibi hukuka inanmış olsa “yargıya karışmayın, adalet yerini bulur” mavalını okumaya devam ederdi. Oysa şimdi tepki büyüyor Bakan Bey de “boş verin hukuku, suçlu bile olsa görmeyiverin” diyebiliyor. Bu korkunun da ipucudur.

Psikolojik savaş

Tabii bir yandan operasyonlar devam ederken öte yandan psikolojik savaş da devam ediyor. Devletin çeşitli odaklarıyla al takke ver külah türü ilişki içinde oldukları artık saklanamayan bir gerçek olan bazı gazeteciler operasyonların devam edeceğini ve sırada çok daha çarpıcı isimlerin olduğunu yazmaktan çekinmiyorlar. 300 kişilik bir listeden söz eden bu kişiler öyle isimleri sayıyorlar ki, insan gerçekten hayrete düşüyor.

Kötü bir yol açıldı

Sevgili okurlar; sonuçta Ergenekon davasının hukukla hiç ilgisi olmadığı tamamen siyasi bir dava olduğu artık mutlaka daha yüksek sesle konuşulmalıdır. Bir zihniyeti iktidarda tutmak için sözde hukuk adı altında yürütülen bu aşağılama ve sindirme operasyonu Türkiye için kötü bir örnek de yaratıyor. Yarın bir iktidar değişikliği, yeni iktidar sahiplerine aynı yolu kullanarak rakiplerini ezme fırsatı doğuracaktır. Dilerim bugünün “şımarık” egemenleri yarın bunun hesabını aynı yöntemle vermek zorunda kalmazlar.

Bundan sonrası

Bütün bu yaşananlara rağmen Ergenekon olayının süreceğini sanıyorum. Çünkü bunu bir bilek güreşi, bir intikam olarak gören iktidar geldiği noktadan geri dönmek istemeyecektir. Hatta yaşadığı paranoyayı atlatabilmek için daha da sertleşebilir. Ama şunu da söylemek isterim: Cumartesi günü Anıtkabir’e gidenler “Biz buraya şikâyet için gelmedik, kararlılık göstermeye geldik” dediler. Türkiye’yi seven, Cumhuriyet ilkelerine bağlı ve çağdaşlığı yaşam biçimi olarak seçen herkesin korkmadan, kararlılıkla bu oyuna karşı cesaretle direnmesi gerek.

Tekrar hepinize iyi haftalar dilerim.

DİĞER YENİ YAZILAR