Erdoğan iki seçimi birden kazanmak zorunda

Önceki gün seçimlere iddialı biçimde hazırlanan bir siyasi partinin önemli ismi aradı. Cumhurbaşkanlığı konusunda bazı fikirleri olduğunu söyledi

Haberin Devamı

Önceki gün seçimlere iddialı biçimde hazırlanan bir siyasi partinin önemli ismi aradı. Cumhurbaşkanlığı konusunda bazı fikirleri olduğunu söyledi. Aramızda şu konuşma geçti:

- Cumhurbaşkanlığı konusunu çok yazıyorsun.

- Evet şu anda en önemli siyasi gelişme bu.

- Genellikle Erdoğan’ın seçilmemesi doğrultusunda.

- Benim içime pek sinmiyor da ondan.

- Benim de sinmiyor ama siyaset böyle değil.

- Ne anlamda?

- İçimize sinmeyen pekçok şey siyasette geçerli.

- Orası öyle.

- Bana göre Tayyip Erdoğan sonuna kadar zorlayacak.

- Galiba öyle, ama ben aklı selimin galip geleceğine inanıyorum.

- Siyasette aklı selim her zaman geçerli değil ki.

- ????

- Canım sen de öyle olduğunu biliyorsun pekâlâ.

- ????

- Bak Tayyip Erdoğan zorlamak zorunda.

- Neden?

- Çünkü ya bu sefer seçilir ya hiç seçilemez.

- Belli mi olur?

- Şimdi seçilemezse en erken ne zaman seçilir?

- Bundan sonra.

- Yani 7 yıl sonra.

- Evet.

- Demek ki seçilmesi için iki genel seçim daha kazanmak zorunda.

- Öyle tabii.

- Yani önce bu yıl yapılacak seçimlerde iktidar olacak.

- 5 yıl daha başbakan.

- Evet. Bir seçim daha olacak, 5 yıl sonra.

- Onu da kazanır mı?

- Sanki bu yılı kazandı da.

- Onu daha bilmiyoruz.

- Eski oyunu alamayacağı kesin.

- Neden, bir şirketin yaptığı araştırma AKP’yi çok yüksek gösteriyor.

- Şu yüzde 36’yı diyorsun.

- Evet.

- Bana göre mümkün değil, zaten öyle olsa.

- Ne olur?

- Ne olacağı var mı, hiç durmaz seçime gider.

- Ben bir baskın seçim yapabileceğini düşünüyorum.

- Onu 10-15 gün içinde göreceğiz zaten.

- Gider mi?

- Anketlere inanırsa gider belki. Ama birileri mutlaka gerçeği söylüyordur.

- Hangi gerçeği?

- Gerçek oyunu.

- Kaçtır?

- Yüzde 25’in altı.

- Gerçekten mi?

- İddiaya girelim mi?

- Ben niye gireyim, ben gazeteciyim.

- O zaman yaz, çıkmazsa adımı ifşa et.

- Tamam.

*****

Tayyip Bey’in Üsküdar’daki evi
Başbakan’ın evinin Üsküdar’da olduğunu biliyordum da gazetelerden, yerini bilmiyordum.

Bayramdan epeyi önceydi, Çamlıca’dan köprü yoluna gitmek için iniyorum. Bir baktım köprüye giden yol çok sıkışık. Çengelköy’e inip, Beylerbeyi’nden çıkarak bu yolu bay pass etmeyi düşündüm. Meğer o yolun üzerindeymiş Tayyip beyi evi. Ve tesadüfe bakın ki, o sırada da İstanbul’daymış.

Aman efendim, bütün sokaklar polis kaynıyor. Onlarca polis otosu, üç tane içi çevik kuvvet dolu otobüs.

Tamam elbette güvenlik alınacak da, bu kadar göstere göstere yapılması bir tuhaf.

Ayrıca nedir bu kadar endişe edilen. Çevreyi daha az tedirgin ederek yapılamaz mı bu koruma?

Avrupa ülkelerinde de benzer terör tehditleri var ama Başbakanların evlerinin çevresinde bu kadar geniş güvenlik yok. Ya da en azından gelip geçenin de hayretini toplayacak kadar görünen bir güvenlik yok.

Bu yapılan güvenlik mi yoksa gösteriş mi, ya da bilmediğimiz bir korku mu, anlamak çok zor.

*****

“Ellerine çelik çomak verdik” de ne demek?
Başbakan Tayyip Bey’i televizyonda izliyorum. Lübnan’dan İstanbul’a dönmüş. Oturduğu evin çevresinde gezintiye çıkmış. Bir dükkana girmiş ve gazetecilerin sorularını cevaplandırıyor.

Gazeteciler doğal olarak Cumhurbaşkanlığı konusunu soruyorlar.

Tayyip bey alaycı gözlerle diyor ki: “Benden Cumhurbaşkanı adayı olduğumu duydunuz mu? Hayır, duymadınız. Ben ne dedim? Nisanda parti olarak kimin aday olacağını açıklayacağız. Haaa bu arada aday olmak isteyen varsa çıkar aday olur. Hatta Baykal da aday olmak istiyorsa çıksın söylesin.”

Buraya kadar herşey normal.

Ama Tayyip bey hemen sonra “irticalen” yaptığı konuşmalardaki havasına bürünüp, “Şimdi biz bunların eline verdik çelik çomağı, nisana kadar oynarlar” demez mi?

Çelik çomak dediği, kendisinin Cumhurbaşkanlığı için aday olup olmayacağı sorusu.

Doğal olarak tüm Türkiye bunu tartışıyor. Tayyip bey ise bunu, “çelik çomak” benzetmesi yaparak cevaplıyor.

Tayyip beyin üslubu konusu, iktidara geldiği günden beri gündemden düşmüyor.

Fikirlerini benimseyelim benimsemeyelim, Türkiye Başbakanı’na böyle konuşmak hiç yakışmıyor. Halktan görünmek, onun gibi davranmak ve konuşmak başka, siyasete bu avamlığı sokmak başka.

Gelelim işin ikinci cephesine.

Evet doğrudur, Tayyip bey şu ana kadar hiçbir şekilde Cumhurbaşkanlığına aday olduğunu söylemedi. Ama aday olmayacağını da söylemedi.

Türkiye’nin bu kadar önemli bir kararında, bunca tartışmaya rağmen Başbakan’ın kendisi ya da bir başkası adına hiç konuşmaması da tuhaf değil mi?

Atla deve değil ki, madem ki Cumhurbaşkanını bu Meclis kendi içinden seçecek, kim aday olacaksa ya da parti kimi destekleyecekse adını açıklar olur biter.

Öyle anlaşılıyor ki, Tayyip bey zaman kazanarak zemin yokluyor, tepki ölçüyor.

Nisan ayı geldiğinde eğer Çankaya’ya çıkmaktan çekinirse “Ben zatan hiç aday olmamıştım” sözünün arkasına sığınacak.

Tabii bu kamuoyunda ve özellikle kendi tabanında ne kadar inandırıcı olacak? Kendi tabanı acaba böyle bir söylem karşısında Tayyip beye ne tepki verecek?

*****

Hangi kaşar?
Erdoğan kadrolaşma konusunda “asıl CHP bu konuda kaşardır” dedi ya, insanın aklı karışıyor. Çünkü Tayyip bey bunu söylerken CHP’nin hiç iktidar olamadığını da belirtiyor. Bu durumda hiç iktidar olamamış bir parti nasıl oluyor da kadrolaşmada “kaşar” tadında oluyor? Türkiye’de uzun yıllar iktidarı elinde tutanlar DP, AP, ANAP ve DYP’liler. CHP bu partiler sayesinde kadrolaştıysa helal olsun.

DİĞER YENİ YAZILAR