Erdoğan’ı zafere taşıyan üç cümle

Haberin Devamı

AKP’nin bu seçimde kazandığı zafer Cumhuriyet tarihinin en büyük seçim zaferidir. Daha önceki dönemlerde yüzde 50 oy alan partiler de olduğunu biliyoruz ama o dönemlerde iki büyük parti vardı. Doğal olarak zaten kazanan parti de yüzde 50 sınırını aşabiliyordu.

AKP 14 partinin katıldığı bir seçimde yüzde 50’ye yakın oy aldı. Bunu göz ardı edemeyiz.

Seçimin henüz sıcaklığını koruduğu dün gece yazdığım yazıda da belirtmeye çalıştığım gibi Türk seçmenler beni ve benim gibi düşünen pek çok kişiyi yanılttı. Belli ki seçmen sessiz sakin evinde oturup gelişmeleri izlemiş ve hatta belki son anda kararını verip oyunu kullanmış.

Dün yazdığım gibi sokakta bir AKP rüzgârı görmememiz bundandır. Peki seçmen acaba nasıl etkilendi? Bana göre büyük zaferin sihri birbirinden bağımsız üç cümlede saklı:

1) Borsa yüzde 12 düştü paşam.

Erdoğan askerin 27 Nisan gece yarısı yayınladığı bildiriden sonra Genelkurmay Başkanı ile Dolmabahçe Sarayı’nda bir araya geldi ve yüz yüze 2.5 saat görüştü. Bu görüşmeden sonra açıklama yapılmadı. Ancak kendini askere yakın gösteren kişiler bu görüşmede Büyükanıt’ın Erdoğan’a ağır sözler söylediğini, Erdoğan’ın bu sert uyarılar karşısında aday listesine liberal ve solcu isimleri aldığını ileri sürdüler.

Ancak Erdoğan’ın bu görüşmede Büyükanıt’a 24 Nisan bildirisinin ekonomide ters etki yaptığını ve borsayı düşürdüğünü söylediği açıklandı.

Ekonomik tarafı parası olanları ilgilendiriyordu bu haberin ama bana göre halkın kafasında şöyle bir manzara canlandı: “Biz askerin Başbakan’ı azarladığını sanıyorduk, oysa Başbakan fena halde kafa tutmuş. Zaten o görüşmeden sonra asker bir daha hiçbir açıklama yapamadı.”

Kamuoyu bazı çevrelerin yaydığı gibi “asker müdahale edecek” propagandasının da etkisinde kalarak “Aman asker gelmesin” düşüncesi içinde askere kafa tutan Tayyip Bey’in arkasına geçti.

2) Bizim petrol kuyumuz yok.

Genç Parti’nin açtığı yoldan giden tüm partiler mazotu bir liraya indireceklerini söylerken Tayyip Bey meydana çıkıp “Bunlar boş hayaller, bizim petrol kuyumuz yok, mazot bir lira olamaz” dedi. Oysa diğer partiler mazotun nasıl bir lira olacağını çok güzel anlatmışlardı. Erdoğan seçimden önce bir kararname ile mazotu bir liraya indirip büyük prim yapabilirdi. Tersini yaptı ve bu doğru çıktı.

Çünkü vatandaş “Demek ki mazot konusu büyük hayal, adam seçilmeme riskine rağmen direniyor, namuslu davranıyor, helal olsun” diye düşündü.

3) Tek başına iktidar olmazsam giderim.

Tayyip Bey yine meydana çıktı ve “Tek başıma iktidar olmazsam giderim” diye konuştu. Bu iddialı lafın arkasında aslında Baykal ve Bahçeli’ye de koşulmuş bir şart vardı. Ancak ağır seçim yenilgisi altında bile koltuğunu bırakmayan liderlere alışmış Türk halkı Erdoğan’ın bu kendine güvenen dik duruşuna bayıldı. Tayyip Bey oyunu artırmayı değil “tek başına iktidar” istiyordu. Böyle bir çıkışı kimse beklemiyordu. Vatandaş oyunu verdi.

4) Durumunun kötüye gittiğini inanan bize oy vermesin.

Seçime doğru Türkiye’nin her yerinden şikâyetler yükseliyordu. Çiftçiler, esnaf, memur, işçi yakınıyordu. İşsizlik artıyordu. Tayyip Bey bu sırada ortaya çıktı ve “Türkiye iyiye gidiyor, 4.5 yıl öncesinden daha kötü durumda olduğunu söyleyen varsa bize oy vermesin” dedi.

Şok edici bir sözdü bu. Bir siyasetçi için “intihar” olarak bile nitelenebilirdi. Ama Tayyip Bey bunu yaptı. Türk halkı da bu cesur çıkışı sessizce oya çeviriverdi.

Şimdi bugüne kadar iktidarı eleştiren ya da yandaş olan pek çok kişi seçim analizleri yaparak bahaneler arıyor, muhalefete yükleniyor, suçlanacak adam arıyor

Bunların hepsi gereksiz. Tayyip Erdoğan alışılmamış davranışlarda bulunarak, insanlara güven ve istikrar vaat ederek, askere taviz vermeyerek ve dik durarak çok büyük bir riski göze aldı, kazandı.

Mesele budur. Artık yeni bir Türkiye var. Şimdi sıra herkesin bu yeni duruma kendisini uyarlamasına geldi.



Muhteşem yanılgı

Yanıldık mı, evet. Dün de yazdım. Millet fena halde dalgasını geçmiş bizimle. Cumhuriyet mitinglerini, evlere asılan bayrakları, internetteki savaşları falan geçiyorum. Sadece bir örnek vermek istiyorum.

Giresun’da fındık üreticisi belki çiftçiler içinde en mağdur edilen kesimdi. Nitekim Karadeniz bölgesindeki görülmemiş biçimde 100 bini aşkın insan tarihi bir gösteri yaptı. Hükümeti hakaretlerle eleştirdi. Sorduğunuzda Giresun’da bırakın AKP’nin milletvekili çıkarmasını, tek bir oy bile alamayacakları söylendi.

Dünkü sonuca göre AKP Giresun’da yüzde 51 oy aldı. CHP yüzde 16’da kaldı. Fındığa 8 lira vereceğini 7 ay önce ilan eden Genç Parti ise yüzde 1,3 oy alabildi.

Başka bir örneğe ihtiyacınız var mı?



Kamer Genç mucizesi

Kamer Genç ne kadar ilginç bir siyasetçi değil mi? 12 Eylül askeri müdahalesinden sonra askerler tarafından Kurucu Meclis’e atandı. Tuncelili olması ve “sol” eğilimi ile dikkat çekti. Kendisini oraya atayan askerlere tek başına kafa tutan tavrıyla herkesin ilgi odağı oldu.

Ardından dönemin Halkçı Partisi’nden milletvekili seçildi. Sonra parti değiştirdi. Soldan sağa geçti. DYP’den de yine Tunceli adayı oldu, seçilmeyi başardı.

Siyaset yaptığı dönem boyunca zaman zaman komik hareketleri ile herkesi güldürürken zaman zaman da aykırı çıkışları ile tepki topladı. Medya ile arası hem iyi hem kötü oldu, televizyondaki kavgalarıyla ününü artırdı.

“Çiçek sulama” olayıyla magazin dünyasının yıldızı olmayı bile başardı.

2002’de partisi barajı aşamayınca siyasete zorunlu ara verdi, ama bu seçimlerde tek başına Tunceli’den aday oldu. Bölgede DTP’nin ağırlığı olmasına rağmen yine seçilip gelmeyi başardı.

Demek ki Kamer Genç Tunceli’de gerçekten çok sevilen bir isim. Böylesine hassas bir bölgeden tekrar seçilip gelmek mucize gibi bir şey. Yeni Meclis Kamer Genç’le çok daha renkli olacaktır.



Tarhan Erdem mucizesi

Tarhan Erdem seçim sonuçlarını neredeyse aynen tahmin etti. Seçimden iki gün önce açıkladığı araştırmada AKP’nin yüzde 47,8 oy alacağını söyledi. Hatta bir gazeteci dostum Tarhan Erdem’in araştırmayı verirken “Sonuç budur ve kafamı ortaya koyarım” dediğini söyledi bana.

Bu sonucu gördüğümde açıkçası tepki göstermiş ve bunun bir manipülasyon olduğunu düşünmüştüm. Belki iki aydır bu yönde yapılan yayınlar halkın eğiliminde etkili olmuştur, buna karşın Tarhan Erdem’in araştırmasının aynen gerçekleşmesi bunun bahanesi olamaz.

Tarhan Erdem tüm araştırmacıları geride bırakarak Türkiye’nin en kritik seçimini tam olarak bilmiştir, bu hakkı teslim etmek ve önünde eğilmek gerekir.

DİĞER YENİ YAZILAR