Ekrandan kaçmak minderden de kaçmaktır

Haberin Devamı

Sevgili okurlar; seçime artık çok az kaldı. Bugünden itibaren ikinci Pazar günü yerel yöneticilerimizi seçeceğiz. Siyasiler propaganda gezilerini tam gaz sürdürüyor. Bize yansıyan ise sadece aralarındaki çekişme, karşılıklı hakaret ve küfüre varan sözler.

Ekrana çıkmalılar

Adaylar ve siyasetçiler elbette seçim bölgelerini karış karış gezecek, vaat ve projelerini anlatacaklar. Buna karşın kamuoyu seçeceği adaylar arasında kıyaslama yapma imkânı bulamamaktadır. Kıyaslamanın en iyi yapılacağı yer televizyon ekranlarıdır. Bu nedenle özellikle büyük oy potansiyeli olan bölgelerde adayların halkın önüne birlikte çıkmaları gerekir.

TV ekranı çok önemli

Televizyon neredeyse 70 yıldır siyasette tercihlerin belirlenmesinde en önemli faktörlerden biri. Televizyonun gücünü ilk keşfeden kişi 1960 yılında ABD Başkanı olan John F. Kennedy’dir. İlk kez bu seçimlerde adaylar televizyon ekranında halkın karşısına birlikte çıktılar ve bu da seçim sonuçlarında çok etkili oldu.

AKP kaçıyor

Dünyanın tüm demokratik ülkelerinde seçim öncesi liderler ya da adaylar TV ekranlarına birlikte çıkarak halkın bir kıyaslama yapmasına imkân sağlarlar. Daha önceki seçimlerde Türkiye’de de bu yapılabiliyordu. Ama ne zaman ki AKP iktidar oldu, halkın önüne rakiplerle birlikte çıkma adetinden vazgeçildi. AKP özellikle kaçmaya başladı.

Büyüklük kompleksi

Gerek Başbakan Erdoğan gerekse büyük kentlerdeki AKP adayları rakiplerle birlikte ekrana çıkmayı bir tür küçülme olarak görüyor ve bunu savunuyor. Örneğin AKP’li Başkan Kadir Topbaş “Ben belediye başkanıyım, bu görevi hiç yapmamış biriyle neden ekrana çıkayım” diyebiliyor. Başbakan da zaten “Ben başbakanım” tafrasıyla rakiplerle birlikte çıkılacak ekrandan kaçıyor.

Konuma göre değişiyor

Oysa örneğin aynı Topbaş seçildiği 2004 yılında rakipleriyle birlikte ekrana çıkmak için can atıyordu. Çünkü halka farkını ancak bu yolla anlatabileceğini biliyordu. Şimdi ise kaçıyor çünkü belki de “farkın fark edilmesini” istemiyor bu kez. Keza Tayyip Erdoğan da siyasete adım attığında en büyük güç olarak rakiplerle çıkılacak ekranları görüyordu.

Erdoğan’ın tutumu yanlış

15 gün sonra yerel seçim olacağı için bu yarışta parti liderlerinin ekrana birlikte çıkmaması anlaşılabilir. Ama Tayyip Erdoğan tüm seçim propagandasını kendi üzerinden götürüyor. Demek ki bu seçimi sadece yerel olarak düşünmüyor. Buna rağmen ekrandan kaçıyor ve pek de geçerli olmayan bir yığın bahane ileri sürüyor.

Sorulardan kaçış mı?

Bana öyle geliyor ki Erdoğan bir taraftan “Ben başbakanım, herkesle tartışmaya girmem” diye kendisini savunurken aslında olası sorulardan da kaçmaya çalışıyor. Herkes biliyor ki eğer örneğin Baykal’la karşılıklı bir programa çıksa, sorulacak pek çok soru karşısında sıkıntıya girecek. O halde bu sıkıntıdan kurtulmanın yolu ekrana hiç çıkmamak.

Yeni ekonomik paket

Sevgili okurlar; Başbakan Erdoğan, başından bu yana ekonomik krizi hep inkâr etmeye çalıştı, krizin Türkiye’yi teğet geçeceğini savundu. Ama öyle olmadığı hükümetin hazırladığı “geçici önlemler paketi” ile ortaya çıktı. Demek ki kriz varmış. Ama alınan önlemlere bakınca bunların ne kadar ilaç olacağı meçhul.

ÖTV ile kime hizmet?

Örneğin bazı mallardaki ÖTV’nin alınmaması kararlaştırıldı. Ancak hepimiz biliyoruz ki ÖTV ithal mallara uygulanan bir vergi. Bu durumda vatandaş ithal malları biraz daha ucuza alma şansını bulacak. Ama asıl kazançlı olan bu malları Türkiye’ye satanlar.

Fehmi Koru olayı

Diğer gazeteleri de izleme şansı bulan okurlar son aylarda Fehmi Koru isimli gazetecinin çok gündemde olduğunu fark etmişlerdir. Özellikle Doğan Grubu’na yönelik Maliye baskısından bu yana Koru, Hürriyet Gazetesi’nin başına geçmek istediğini anlatan yazılar yazıyor. Koru bununla da yetinmeyip Aydın Doğan’a yönelik olarak “Yöneticilerin ve yazarların sana zarar veriyor, bunları at” diyor açıkça.

Medyanın durumu

Aslına bakarsanız bu olay iktidarın medya üzerindeki inanılmaz baskısının da bir itirafıdır. Hiçbir eleştiriye tahammülü olmayan, demokrasiyi sadece kendisine destek verilmesi olarak algılayan ve bunun yolunun da medyadan geçtiğine inanan iktidar, tüm medyayı kontrolü altına almaya çalışıyor. Satın almalarla ve kaynağı belki de halktan yoksullar adına toplanan bağışlarla oluşturulan yeni bir medya türü pazar payını giderek artırıyor.

Amaç tamamına hâkim olmak

Demokrasiyle pek ilgisi olmayan iktidar, hiçbir aykırı ses istemediği için medyanın tümüne hâkim olmak istiyor. Bunun için de adım adım ilerliyor. AKP’nin hedefinde, içinde AKP’ye de destek veren isimlerin bulunduğu Doğan Grubu var. Buna rağmen iktidar Doğan Grubu’nu yıkılması gerekli bir kale olarak görüyor. Fehmi Koru’nun hayalinde Hürriyet’in başına geçmek olur ya da olmaz, ama bu işin sözcülüğünü yaptığı bir gerçektir.

Mahsun Kırmızıgül

Sevgili okurlar; geçen haftanın gündeminde en çok yer alan konulardan biri de Mahsun Kırmızıgül’ün yönetip oynadığı Güneşi Gördüm filmiydi. Bu film her nedense göklere çıkarıldı, dostluğun ve kardeşliğin sembolü gibi gösterildi. Tabuları yıktığı ileri sürüldü.

Gerçek bu değil

Oysa Güneşi Gördüm sadece “çok güzel” bir film. Bir dram. Bir yaşam öyküsü. Ne bir politik mesajı var, ne bir direniş, ne bir fikir. Terörün dağıttığı bir aile dramı, o kadar. Bu nedenle filme başka işlevler yükleme çabalarını yadırgadım. Bu konuda yapılmış başka filmlere haksızlık edildiğini düşünüyorum.

Bülent Arınç’ın çıkışı

Geçen haftanın garip gündemlerinden biri de eski Meclis Başkanı Bülent Arınç “İyi ki bu askerlerle savaşa girmemişiz” gibi sözler söyledi. Ergenekon nedeniyle tutuklanan kimi generallerin sağlık bahanesiyle hastanelere koşması belki pek çok kişinin zihninde soru işareti oluşturuyorsa da Arınç’ın bu çıkışı yakışık almadı.

Buna da dikkat

Tabii, Arınç’ın sözlerinin yakışıksız olması bazı gerçeklerin konuşulmamasını da gerektirmez. Bazı general ve subayların hastalık bahanelerinin de pek yakışık almadığını söylemeliyiz. Bunun yanı sıra hakkında dava açılan Silahlı Kuvvetler mensuplarının da suspus olması, hiçbir tepki göstermemeleri de dikkat çekici. Hiçbirinin söyleyecek hiç mi sözü yok acaba?

Hepinize iyi haftalar dilerim.

DİĞER YENİ YAZILAR