Eee ne olacak şimdi, Dr. Öz kanser olursa bize ne düşer?

Haberin Devamı

ŞAŞIRDIM

İşe bakın, dünyanın en sağlıklı yaşayan adamı kanser olmuş. Vakti zamanında da “kalp krizi riskini önlemek için jogging tavsiye eden” doktor da kalp krizinden gidivermişti.
Demek ki neymiş, birincisi; dünyanın adaleti yok, ikincisi; sağlıklı yaşamak için her şeyi yapmak bazen para etmiyormuş.
Tabii ki sağlıklı yaşamak için olağanüstü çaba gösterenler kanser olamaz gibisinden bir kayıt falan yok, ama sağlığına dikkat etmeyen herkes çabuk ölür de o kadar gerçek değil.
Sigaranın sağlığa ne kadar zararlı olduğunu hepimiz biliyoruz. Ama hangimizin ailesinde 90 yaşına kadar sigara içip de bana mısın demeyen bir büyük amcası yoktur?
Bu iş galiba biraz da kader kısmetten geçiyor.
O halde biraz da tevekküllü olmayı seçmek lazım belki de. Tamam fast food denilen, hani şu hamburgerdi, patates kızartmasıydı gibi yiyecekler çok zararlı, ama bir o kadar da lezzetli. Üstelik hem açlığı çabuk bastırıyor hem de insanda garip bir haz bırakıyor yerken.

Gerçi bu tür şeyleri yedikten sonra hep “nedamet” getiririm ama, yerken hiç sesim çıkmaz. Dr. Öz’ün durumunu öğrenince kendimi hemen fast food dükkanına atmadım tabii de, ara sıra yaptığım “korsan eylemlerden” sonra pişmanlık duymamaya karar verdim. Hem atalarımız ne demiş “azı karar çoğu zarar”. Fast foodu çok yemedikten sonra belki de öyle ahım şahım bir zararı da yoktur.

Şu yaşıma kadar gözlediğim kadarıyla eğer bir konuda çok hassas davranıyor, kılı kırk yarıyorsanız, mutlaka istenmedik bir durumla karşılaşıyorsunuz. “Şu yaşıma” deyince ister istemez yaş konusu önem kazanıyor, özellikle sağlık konusunda kılı kırk yaranlardan “iflah” olanını da pek görmedim desem yalan olmaz.

Daha sağlıklı yaşamak için doktor doktor koşan, sağlıklı olmak adına ne öneriliyorsa yapan, hatta bunun için dünyanın parasını harcayanların başına mutlaka bir şeyler geliyor.

Diyorum ki hayatın akışını biraz da kendi haline bırakmak gerek belki de. Adam sağlığına çok dikkat eder, zararlı hiçbir şey yemez, düzenli spor yapar, düzenli bir hayat yaşarmış. Bir gün gazetede ölüm ilanı yayınlanmış. Trafik kazası geçirmiş meğer. Yani çok uzun yaşamanın yolu sadece çok sağlıklı olmaktan geçmiyor. Trafik canavarından da korunmak gerek örneğin.

Haydi lafı toparlayalım; kadın dinine çok bağlı, ibadetlerini sürekli yerine getiren örnek bir insanmış. Tam cennetlik. Torunu ise haylaz mı haylaz, dolandırıcı, hırsız, daleveracı, kavgacı. O da cehenmelik. Gün gelmiş savaş çıkmış, oğlanı askere almışlar, savaşta da şehit düşmüş. Bu acıya dayanamayan büyükanne de göçmüş öteki dünyaya.

Kadın gelmiş cennetin kapısına, ortalık ana baba günü, kimseye derdini anlatamıyor, ne kadar iyi bir insan olduğunu, dini ibadetlerini yerine getirdiğini söyleyemiyor. Derken uzaktan bir toz bulutu görünmüş, bir de bakmış ki, torunuyla birlikte şehit olan alayın tamamı cennetin kapısından içeri giriyor. Torun büyükanneyi görünce “hayrola?” demiş. Büyükanne dertli biçimde “cenetlik olduğumu anlatamıyorum” diye yakınmış. Torun “atla arkama” demiş.

Cennetin kapısında şehitleri güleryüzle karşılayan meleklerden biri sormuş “Bu arkandaki de kim?” diye. Torun çaresiz “O da alayın o....su” deyivermiş. Melek “İyi, o da cennetlik sayılır” deyip yol vermiş.

Yani diyeceğim, her konuda bu kadar hassas olmanın bazen yararı olmayabilir. Serseri torun şehit olup cennete girerken, gerçekten cennetlik kadın da alayın bilmemnesi olarak girer cennete.

Dünyanın hali bu işte.

*****


KOMİK

Diyaloglara bak


- Evlenmek istiyorum sayın peder.
- Yaşın kaç?
- 22
- Peki, gelinin yaşı kaç?
- O 15 yaşında efendim.. Karşıda duruyor
- 15? Daha çok küçük. Evlenmeniz kanuna aykırı, evlendiremem sizi.
- Biliyorum. Mümkünse bu teknik imkansızlığı o kız çocuğunun sağındaki silahı beyefendiye de izah edebilir misiniz?..”

***


- Adam bu sabah 87’ye girdi ve sabahtan beri aşk yapıyor!
- Helal olsun, ne var bunda?
- Kardeşim 87 numaralı dairedeki kadının kocası geldi gelecek.

***


- Karım beni resmen ‘dindar’ yaptı..
- Ciddi misin?..
- Evet.. Onunla evlenene kadar vallahi ‘Cehennem’e inanmazdım..!

***


- Zengin bir kadını daha mutlu etmek için onu nasıl gıdıklarsınız?..
- Gucci.. Gucci..Gucci.. diyerek..!

*****


Yıldırım Tuna’dan neşeli pazar fıkraları

Beterin beteri

Belediye ekipleri “Sağlığa aykırı imalat yapılıyor” diye ihbar aldıkları pide fırınına baskına gitmişler, pide ustaları sıcak fırının karşısında her biri çırılçıplak ter içerisinde pide yapmaktalar. Birisi hamuru yoğurup yandakine uzatmış, yandaki hamurun üzerine oturarak yuvarlak ve yassı bir görünüm verdirmiş daha sonra fırının önünde duran ustaya göndermiş, son adam da açılmış hamuru terli göbeği üzerinde sıvazlayarak iyice genişletmiş ve fırına sürmüş. “Çok ilkel, çok iğrenç ve hiç hijyenik değil..! Yahu çıplak çıplak hamurun üzerine oturulur mu?..” demiş zabıta müdürü müthiş sinirlenerek, “Bu bir şey değil efendim..!” demiş ihbarda bulunan vatandaş, “Siz asıl sabah gelin, o simitler nasıl yapılıyor görünce şaşıracaksınız..!”

Yorulmak

Kilisenin kapısında şöyle bir levha asılıymış; “Günahlarından yorulduysan içeri gir.” Altında da rujla eklenmiş bir not; “Ama hala yorulmadıysan 0889 694 11 888’i ara.. Sonia.”

Hatırlamaz mıyım?

Babam 4 yaşındaki oğluma yaş günü hediyesi olarak ‘su tabancası’ hediye etti, oğlum resmen delirdi hemen banyo’ya tabancasını doldurmaya koşarken “Ya baba bu alınır mı?” dedim, “Çocukken bununla seni nasıl deli ettiğimi hatırlamıyor musun?” Babam “Hatırlıyorum” dedi dişlerini sıkıp gülerek evimizden giderken, “Dün gibi hatırlıyorum..!”

Çok şanslı!

Yeni diyete başladığımda her sabah arabamla işe giderken kahvaltı etmek için aldığım sıcacık, yumuşacık, pufuduk simitleri satan fırının önünden geçmemeye özen gösterdim. Bu sabah ilk defa fırının bulunduğu caddeye girdiğimi fark edince “Tanrım” dedim, “Eğer o simitlerden tekrar almamı istiyorsan fırının tam önünde bana boş bir park yeri nasip et..” Dualarım kabul oldu.. Allah sizi inandırsın fırının olduğu caddede 8. Tur atışımda fırına 100 metre mesafede park yeri bulmaz mıyım?..”

İşte orada

Balık avlayan adamın karısı deniz kenarında otururken polis kadının yanına gelip “Affedersiniz bayan” demiş, “Kocanızla görüşmem lazım, kendisi nerde?” Kadın gayet bezgin bir şekilde işaret parmağını ilerideki kayalıklara doğru uzatıp “Orada” demiş, “İki ucunda da solucan olan misinanın kara tarafında duranı!”

ÇOK GÜLDÜM

Unutmamış meğer


Avukat tüm aile fertlerinin önünde ölen milyarderin vasiyetnamesini okuyormuş. “Sevgili Karım Rose.. Tüm hayatın boyunca hep yanımdaydın.. Sana evimizi ve 200 milyon dolar bırakıyorum.” Avukat devamla, “Kızım Jessica, hastalığımda yanımdan eksik olmadın.. İşimi sana devrediyorum.. Yatım ve 100 milyon dolar param senin.. Ve kuzenim Dan.. Benden nefret eden ve her dediğime itiraz eden kuzenim Dan.. Vasiyetimde senden hiç bahsetmeyeceğimi tahmin ediyordun değil mi?.. Bak işte şimdi yine yanıldın.. Na’ber lan düdük?..”

DİĞER YENİ YAZILAR