Dolmabahçe özel (!) görüşmesi

Haberin Devamı

Başbakan’ın “mektupla randevu talebine” CHP Genel Başkanı’nın yine mektupla “olabilir ama” karşılığını vermesi ve “ama”yı “görüşmemizi kamera kaydına alalım” diye açıklaması tartışılıyor.

Şimdi bazı yazarlar yine Baykal’ı eleştiriyor. Çünkü Baykal’ın atıfta bulunduğu ve bu nedenle kamera istediği Dolmabahçe’deki Büyükanıt görüşmesi “özel”miş.

Başbakan’ın Genelkurmay Başkanı ile planlı, programlı ve adeta mizansenli görüşmesi nasıl “özel” oluyor anlamak mümkün değil; ki ayrıca hangi ülkede Başbakan’la Genelkurmay Başkanı özel görüşürler ya da yaptıkları görüşme hangi koşullar altında “özel” sayılır, bunu da değerlendirmek gerek.

Bu ikili ancak üzerlerinde artık “eski” sıfatı varsa “özel” görüşebilirler, bunun dışındaki her görüşmeleri, hatta bir kokteyldeki ayaküstü karşılaşmaları bile özel olamaz.

Deyin ki ısrarla bu görüşmenin “özel” olduğu söyleniyor. Kabul edelim. O zaman bunu bir anekdotla açmak istiyorum.

İzmir valilerinden biri, tam hatırlamıyorum ama Sefa Poyraz olabilir, son derece dürüst, görevine bağlı biriymiş.

Bir gazeteci röportaj yapmak istediğini söylemiş. Vali önce yanıt vermemiş. Ama ısrarlar ve yardımcılarının “iyi olur efendim” uyarıları üzerine kabul etmiş.

Vali gazeteciye “Saat 08.15’ten 08.59’a kadar size zaman ayırırım” demiş. Röportaj günü gelmiş, gazeteci sorularını sormuş, cevaplarını almış ve saat tam 08.59’da vali “Tamam, vakit doldu” demiş.

Gazeteci tam çıkarken sormuş: “Efendim, sadece bir sorum var. Neden randevuyu tam 08.59’da bitirdiniz?” O sırada işine dalmış olan vali dosyadan başını kaldırmış ve cevaplamış:

“Burası devlet görevinin yapıldığı yer, bu makam da devletin. Sizinle görüşmem özeldi. Mesai saat 09.00’da başlıyor. Eğer mesai saatlerini size ayırırsam devlete haksızlık yapmış olurum.”

Bu kadar katı olmasına gerek belki ama Başbakan’la Cumurbaşkanı’nın, devletin tüm görevlilerini çalıştırarak ve devletin makamında görüşmeleri özel olabilir mi?

***



TAM ARICILARIN NE YAPACAKLARINI YAZACAKTIM Kİ..


Marmaris ormanlarında arıcılık yapanların sorunlarını sizlere aktarmaya çalışmıştım. Ballarını normal fiyatlarından satamadıklarını söyleyen arıcılar “Artık bıçak kemiğe dayandı, sonunda biz de eylem yapacağız” demişlerdi. Ben de “Nasıl bir eylem düşünüyorsunuz?” diye sormuştum.

Bana çok ilginç bir eylem planı anlatmışlardı. Çok şaşırmıştım. Tam yazacaktım ki, arıcıların düşündükleri eylem biçimini dere yatağına yaptıkları everin yıkılmaması için direnen bir grup gerçekleştirdi.

Dere yatağındaki, tapusuz, ruhsatsız yerlere ev yapmaya çalışanlar yıkımı önlemek için bir arı kovanını parçaladılar ve ortalığa yayılan kızgın arılar polislere zor anlar yaşattı.

İşte arıcılar böyle bir eylem düşünüyordu. Topluca Ankara’ya, Meclis’in önüne gidecekler, vekillere sorunlarını anlatmaya çalışacaklar, eğer başaramazlarsa yanlarında getirdikleri 50 kovanı yere çarpıp arıları ortalığa salacaklardı.

Bir arıcı “O arılar bir yayılsın, vallahi üç ayda ortalığı temizleyemezler” demişti.

Unutmayın, arılar kendilerine zarar verilmedikçe kimseyi sokmazlar, ama yuvalarını dağıtıp kızdırırsanız, kimseyi de dinlemezler.

***



3G İYİ DE FATURALARA DİKKAT EDİN


Büyük reklam kampanyaları ile başlayan ve reklamları da hâlâ devam eden 3G yakında pek çok aboneyi şaşırtabilir.

Bu konuda sayısız şikâyet mesajı almaya başladım. 3G paketine üye olanlar birkaç işlem yaptıktan sonra “Hakkınız doldu, bu andan itibaren işlemleriniz faturanıza yansıyacaktır” mesajını aldıklarını söylüyorlar.

3G iyi de aslında pahalı bir hizmet. Bir film indiriyorsunuz örneğin ve üye olduğunuz abonelikte size tanınan kota dolmuş oluyor bile.

Telefon şirketleri haksızlık yapıyor demek istemiyorum elbette, ama her yeniliğin ve kolaylığın da bir bedeli var. Her gün cepten TV izlemek, film indirmek isterseniz beklemediğini faturalarla karşılaşabilirsiniz. Sadece bunu söylemek istiyorum. Tabii bir de telefon şirketlerinin bunu reklamlarında belirtmeleri de gerekiyor herhalde.

***



CEZA YOK OLMUŞ


Cumartesi günü Karaköy’de caddede çift sıra park olduğu halde arka sokakta ve trafiğin hiç olmadığı yerde park eden araca ceza yazıldığını size iletmiştim.

Ama asıl ilginç olan ceza yazılması değil, ceza yiyen vatandaşın uygulamayı adaletsiz bularak emniyet teşkilatının internet sitesindeki şikâyetler bölümüne yazması üzerine cezayı yazan polis tarafından aranması ve “Sizi savcılığa şikâyet ettim, çünkü bana hakaret ettiniz” demesiydi.

Son aldığım bilgi daha da ilginç hale getirdi olayı. Çünkü, muhtemelen benim yazım yayınlandıktan sonra Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü’nden ceza yiyen vatandaşa bir resmi yazı gitmiş. Bu yazıda “Belirttiğiniz gün ve saatte, belirttiğiniz plakaya hiçbir ceza yazılmamıştır” deniyor. Yazının devamında ise “Ön caddedeki çift sıra park eden araçların trafiği engellediği ve bu nedenle ceza uygulaması yapıldığı” belirtiliyor.

Ne şaşırtıcı değil mi? Herhalde bir arkadaşı bu vatandaşa “ceza yazılmış” şakası yaptı..

***


HEM YARIN HEM PAZAR GÜNÜ CİNE5’TEYİM

Cine5’e TMSF’ye geçtiğinden bu yana hiç gitmemiştim. Bir anda iki ayrı program için davet aldım.

İlki yarın saat 15.30’da başlayacak olan İnci Ertuğrul ile “Nergarenk” programı. Programa sohbet konuğu olarak katılıyorum.

Pazar günü saat 14.00’te Canan Barlas’ın sunduğu Kırmızı Hat programına katılıyorum. Barlas, Cine5’teki bu ilk programında medya-siyaset ilişkilerini ele alacağını söyledi.

***



BURNU BÜYÜK

YILDIRIM TUNA’DAN:

- Anneeee.. Arkadaşlarım benimle ’Uzun Buruuuun...’diye dalga geçiyor.

- Dinleme onları yavrum... Ama biraz başını dik tutarak yürü parkeleri çiziyorsun...


DİĞER YENİ YAZILAR