Doğalgaz üzerinde kara bulutlar...

Dünya ne için savaşıyor? Amerika’nın Afganistan’da Irak’ta ne işi var? Biliyoruz ki hepsinin altında büyük bir paylaşım savaşı var. Özellikle enerji alanında. Çünkü enerji, özellikle ucuz enerji olmadığı zaman batı uygarlığının bir anlamı kalmıyor

Haberin Devamı

Dünya ne için savaşıyor? Amerika’nın Afganistan’da Irak’ta ne işi var? Biliyoruz ki hepsinin altında büyük bir paylaşım savaşı var. Özellikle enerji alanında. Çünkü enerji, özellikle ucuz enerji olmadığı zaman batı uygarlığının bir anlamı kalmıyor.

Enerjideki bu büyük paylaşım ve etkin olma savaşı küçük çapıyla bizde de oynanıyor elbette.

Küçük dediysem, o kadar da küçük değil. Milyarlarca dolar dönüyor ortada. Her şey de herkesin gözü önünde oynanıyor.

Ankara’dan kulağıma fısıldayan bir ses örneğin diyor ki “İran’ın doğalgazı kısa süreli de olsa keseceğinden birilerinin haberi var mıydı?”

Olabilir mi acaba? Gerçekten İran gazı kesilmeden önce birileri bunu öğrendi ve kendince tedbir aldı mı?

Gaz kesildiğinde Türkiye doğalgaz alımı için spot piyasalara yöneldi mi? Bunun için ne kadar para ödendi? Normalde 120 dolara alınacak doğalgaz 310 dolara mal oldu mu?

Örneğin Silivri’deki doğalgaz depolama tesislerinin neden hâlâ bitirilemediği ve kriz anında neden buradan doğalgaz alınamadığı çok merak ediliyor.

İnsanın bu sorularla kafası karışıyor doğal olarak.

Ankara’daki kaynaklar diyor ki “Enerji bakanlığı karmakarışık. Bakan bunalmış durumda.”

Bakanın bunalma nedeni ise Başbakan’a çok yakın olduğu havasını yayan bir kişinin bu bakanlık üzerinde adeta hükümranlık kurması.

En tepeden en alt memura kadar pek çok kişinin bakandan çok bu kişiye bağlı olduğu, tüm bilgi ve belgelerin de ona aktığı söyleniyor.

Yine çok önemli eski bir siyasetçinin yakınının da aynı düzen içinde yer aldığı dedikoduları artık ayyuka çıkmış durumda.

Peki bakan ne yapıyor? Aldığım bilgiye göre Enerji Bakanı dışarı çok fazla yansıtmamakla birlikte rahatsızlığını artık paylaşmaya başlamış. Çünkü ister istemez Türkiye’nin en netameli bakanlığını işgal ediyor ve yakın bir gelecekte patlayacak skandallar nedeniyle başı çok ağrıyabilir.

*****

Botaş Genel Müdürü kararnamesi Köşk’te

Botaş Genel Müdür Yardımcısı Saltuk Düzyol’un Botaş Genel Müdürlüğü’ne atanma kararnamesi onay için Cumhurbaşkanlığı’na gönderilmiş. Kararname gönderilir gönderilmez de Cumhurbaşkanlığı bilgi bombardımanına tutulmuş.

Öncelikle Düzyol’un bu görevi yürütecek seviyede devlet hizmetinde bulunmadığı ileri sürülüyormuş.

Ama asıl önemli olan dedikodu kaynağı, Düzyol’un enerji bakanından çok Tayyip Bey’le samimiyetini öne çıkaran bir kişiye daha yakın olması.

Önümüzdeki dönemde yapılacak yurtiçi ve yurtdışı projelerde dönecek para aşağı yukarı 12 milyar dolar. Bu paradan Türkiye’deki bazı müteahhitler ve işadamları da ciddi paylar alacaklar.

Deniyor ki “Eğer sizin bir adamınız tüm bu projelerin ayrıntılarına sahip bir makamda oturuyorsa, buradaki aslan payını siz alırsınız.”

İşte Tayyip Bey’e yakınlığı ile övünen kişinin nihai amacı buymuş. Bakalım Köşk bu yoğun dedikodular karşısında ne yapacak?

*****

Üstün yetenekli çocuklarımız harcanıyor
Hafta sonunda Özgür Bolat ziyaretime geldi. Özgür Bolat Türkiye’nin yüz akı gençlerinden biri. Antalya’nın Kepez’inden çıkıp Boğaziçi Üniversitesi’ni birincilikle bitiren, Harvard’da bursla okuyan ve yine birincilikle mezun olan, şimdi de Cambridge Üniversitesi’nde yine bursla proje hazırlayan ve geleceğini eğitime adayan bir gencimiz.

Özgür sohbet sırasında Türkiye’deki yüzbinlerce üstün yetenekli çocuğun uyum sorunu ve eğitim sistemimizdeki eksiklik nedeniyle heba olduğunu üzülerek anlattı.

Son bir örneği Alanya’dan verdi. Burada üstün yetenekleri olan bir çocuk hiçbir okula uyum sağlayamamış. Ailesi perişan olmuş. Başvurmadık yer bırakmamışlar. Sonunda Cumhurbaşkanına bile yazmışlar. Cumhurbaşkanı konuyla ilgilenmiş ve üstün yetenekli bu çocuğun Ankara’da bir okula alınmasına önayak olmuş. Ama burada da uyum sorunu çıkmış. Aile yine perişan.

Özgür’e üstün yetenekli çocuğun ne demek olduğunu sordum. Normal insanların IQ’su 90-110 arasında olurmuş. Bu çocukların IQ’su ise en az 160’tan başlıyormuş. Ama Özgür sadece zeka ile katagorize etmenin yanlış olduğunu vurgulayarak “Zeka ile ilgili 8 ayrı kriter var” dedi.

Bunun üzerine üstün yetenekli çocukların nasıl bir uyum sorunu çektiklerini sordum. Özgür bu çocukların inanılmaz sorgucu olduklarını, bunun da özellikle bu konuda eğitim almamış öğretmenleri rahatsız ettiğini söyledi. Yine bu çocuklar, eğer ilgilerini çekmezse anlatılan dersle hiç ilgilenmiyorlarmış.

Üstün yetenekli çocukların okuyabildikleri tek okul var o da TEV’e bağlı İnanç Türkeş Lisesi. Bunun dışında bir de Beyazıt’taki bir ilköğretim okulu var.

Özgür Bolat “İstatistikler her ülkede yüzde 1 ile yüzde 3 arasında üstün yetenekli insan olduğunu gösteriyor. Demek ki bizim ülkemizde 750 bin ile 2 milyon 250 arasında üstün yetenekli insanımız var. Bu insanlardan yeterince yararlanamıyoruz. Ben buna iç beyin göçü diyorum ve bu bana dış beyin gücünden daha büyük sorun gibi geliyor.”

İnsan ne diyeceğini bilemiyor.

*****

Akılsız plandı
Haberi ilk kez Mustafa Mutlu’nun köşesinde okuyunca irkilmiştim. Mutlu yazısında diyordu ki “Önümüzdeki seçimlerde nüfus kağıdında vatandaşlık numarası yazmayan kişiler oy kullanamayacak. Bu nedenle zaman yitirmeden nüfus kağıtlarınızı vatandaşlık numarası da yazan yenileri ile değiştirin.”

Meğer AKP iktidarı nüfus kağıtlarının hızla yenilenmesini sağlamak için böyle bir yöntem bulmuş. İlk bakışta iyi bir zorlama gibi görünüyor ama kazın ayağı öyle değil.

Çünkü AKP kendi tabanında nüfus kağıtlarının değiştirilmesi için uzun süredir çalışma yapıyormuş. Kısacası vatandaşlık numarası olmadığı için oy kullanamayacakların ezici çoğunluğu AKP’ye oy vermeyecekler olacaktı.

Neyse ki ilk bakışta “ancak şeytanın aklına gelir” denilecek cinsten plan Yüksek Seçim Kurulu tarafından bozuldu.

Bu plan o kadar da akıllıca değil. Ehliyet ve pasaport da geçerli kimlik sayılıyor. Ama sandık başlarında çok olay çıkacaktı.

DİĞER YENİ YAZILAR