Devletler aptallık yapmak zorunda mı?

Haberin Devamı

Açıkçası başka kelime bulamıyorum. Neye mi? “İt dalaşı” denilen akılalmaz askercilik oyununa.

İt dalaşının ne anlama geldiğini herhalde herkes biliyordur ama kısaca anlatayım yine de. Komşumuz Yunanistan ile çok uzun yıllardır oynanan bir oyun bu. Diyelim ki bir Türk jeti Ege semalarında havalanıyor. Aynı anda bir Yunan jeti de havalanıyor ve neredeyse aynı rotada uçmaya başlıyor. Pilotlar çoğu kez kanatları değecek kadar yaklaştırıyorlar uçaklarını birbirine.

Tabii tersi de geçerli. Bir Yunan jeti kalktığında mecburen bir Türk jeti de havalanıyor ve aynı oyun oynanıyor.

İt dalaşının kurallarından (ne demekse) biri de bir taraf kaç uçak kaldırıyorsa karşı taraf da aynı sayıda uçağını havalandırıyor. Hemen bilgi vereyim. F-16’nın bir saatlik uçuş maliyeti 25 bin dolar yani 37 bin 500 lira.

İşte bu “it dalaşı” oyununda geçen hafta garip bir olay yaşandı. Genelkurmay Başkanı Başbuğ’un katıldığı bir tatbikatta, Bandırma 6. Ana Jet Üssü’nden 18 F-16 uçağı havalandı. (Maliyet 675 bin lira.)

Bunu gören Yunanistan da uçaklarını kaldırdı. Normal koşullarda onların da 18 uçak kaldırması (675 bin lira harcaması) bekleniyordu ama Yunanistan ancak 4 uçağını yerden kesebildi. (150 bin lira.) Çünkü Yunanistan tarihinin en büyük krizini yaşıyor. Bu nedenle aynı anda 18 uçağını kaldıracak gücü kendinde bulamıyor.

Yunanistan ve Türkiye, NATO ülkeleri. Bu iki ülkenin savaşması teknik olarak mümkün değil. Ama Yunanistan’ın paranoyası yüzünden bu “aptal” oyun hemen her gün oynanıyor. Gerçek gün gibi ortada. Bu aptal oyun nedeniyle iki ülke de her gün yüz binlerce dolar kaybediyor. O paralarla her iki ülke de pek çok sorununu halledebilir. Krizler çok sıkıntı verseler de çok şey öğretir. Umarım ve dilerim, Yunanistan içine düştüğü krizden gereken dersi çıkarır ve bu aptal oyundan vazgeçer. İçine düştükleri rezillik akıllarını başlarına getirir.

*****


Türkiye sevgisizlerinin yeni sevinci

Televizyon kanallarının birinde “Pasifik” adlı bir dizi başlıyor. Bu dizinin bir sahnesinde Amerika’da yaşayan bir Rum “Türkler işgal ettikleri İzmir’de evlerimizi yaktı” diyor senaryo gereği. İşte buradan yola çıkan Türkiye sevgisizi bir grup, içlerindeki kin ve öfkeyi adeta kusarcasına “İşte bir tabu daha yıkılıyor. Resmi tarihte gizlenen gerçek ortaya çıktı” diye avaz avaz bağırıyor.

Hangi tabu yıkılıyor be kardeşim? Ne yalan söylenmiş ki?

İlkokul, ortaokul tarih kitaplarında ne yazmasını istiyordunuz? Emperyalist güçler adına İzmir’i işgal edip Anadolu’ya yayılmaya kalkan Yunan Ordusu’nu topraklarımızdan atan Türk Ordusu’nun zaferini mi karartsaydık yani?

Yunan askeri İzmir’i terk ederken götüremediği silah ve mühimmatını imha etmiş, bunların bulunduğu binaları yakmıştır. Türk Ordusu’nun intikam alacağından korkan gerçek İzmirli bazı Rumlar da kaçmışlardır. Yanlış bir uygulama ile bu kaçanların evleri de işgal sırasında ateşe verilmiştir. O günkü akılla güya “Gidiyorsunuz ama geri gelseniz de artık burada kalacağınız yer yok” mesajı verilmiştir.

Okul kitaplarında sadece “Rumlar kaçarken binaları ateşe verdiler” bilgisi vardır ama diğer gerçeği de herkes bilir. Bilmek başka her fırsatta bağıra çağıra bunu ilan etmek başkadır. Sonuçta bir imparatorluğu bitirip yerine bir cumhuriyet kuruyorsunuz. Hiçbir devlet kuruluşunu utanacağı bilgilerle süslemez.

Şurası da unutulmamalı. Gerçekler asla saklanamaz. Bazı gerçeklerin açıkça söylenmemesi saklandığı anlamına gelmez. Türkiye beğenmediğimiz bazı gerçekleri asla gizleyip söylenmesini yasaklamamıştır. Bu tür gerçekler tüm ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de de bilimsel konumlarda konuşulur tartışılır ve yayınlanır.

İzmir’in kurtuluşu ile ilgili tüm gerçekleri anlatan pek çok kitap da şu anda serbestçe satılmaktadır.

Kimse Türkiye sevgisizlerinin hezeyanlarına kapılmasın.

*****


Tayyip Erdoğan’ın çok haklı olduğu bir konu

Başbakan Erdoğan muhalefetle tartışırken sıklıkla aslında bu muhalefetten “memnun” olduğunu söylemekten geri kalmıyor. Çünkü Erdoğan’a göre muhalefet bazen öyle işler yapıyor ki, AKP’nin işleri kolaylaşıyor. İşte son örnek Adana’da yaşananlar.

MHP’den Adana Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Aytaç Durak bazı yolsuzluk soruşturmaları nedeniyle İçişleri Bakanlığı tarafından görevinden alınmıştı. Gerçi bu görevden alma tartışmalı bir konudur ama sonuçta Adana’ya yeni bir belediye başkanı vekaleten de olsa seçilmesi gerekiyordu.

Bu seçimi de Belediye Meclisi kendi içinde yaptı. MHP ve CHP çoğunluğu elde tuttukları halde aralarında anlaşamadılar ve başkanlık AKP’nin oldu. Önümüzdeki 4 yıl kenti AKP’li başkan halk tarafından seçilmediği halde yönetecek.

İktidarda olsam tam da böyle bir muhalefet isterim.

Bu nasıl bir anlayıştır, bunlar nasıl muhalefet partileridir ve bunlar nasıl genel başkanlardır? Böyle önemli bir konuya genel merkezler neden müdahale etmezler, neden bir anlaşma zemini bulamazlar?

Sanıyorum şimdi iki muhalefet partisi de “Meclis’te çoğunluk bizde, AKP’li başkanın burnundan getiririz” diyeceklerdir. İyi de, siyaset böyle mi yapılır, halka hizmet bu mudur?

“Ben yapamam, ama kimseye de yaptırmam” mantığı ile halka çektirmek siyaset olursa, bundan sonraki seçimlerde halk size neden oy versin?

*****


Baykal’ın Anayasa paketiyle ilgili önerisine cevap için Başbakan’ın dönüşü bekleniyor. Bu kritik süreçte, Başbakanlık kapısında, “ABD’YE GİTTİM, DÖNÜCEM” yazıyor. (Gani Yıldız)

*****


Samsun yolunda

Hep aklımdaki bir konuyu yine yaşayınca tekrar yazmak istedim. Dün gece Samsun 19 Mayıs Üniversitesi’nden yayınlanan Abbas Güçlü ile Genç Bakış programındaydım. Bu nedenle dün uçakla Samsun’a geldik.

Yazmak istediğim şu: Galiba dünyada havaalanında çifte güvenlikten geçirilen tek ülkeyiz. Son bir ayda üç kez yurt dışına gittim. Zürih, Paris ve Nice havaalanlarından geçtim. Hiçbirinde ana girişte de güvenlik kontrolü yapılmıyor. Sadece uçağa binecek yolcular güvenlikten geçiriliyor.

Anlamadığım şu: Avrupalılar için güvenlik önemli değil mi? Ya da acaba göremediğimiz biçimde bir güvenlik mi alıyorlar? Bizimkiler ise beceriksizlik nedeniyle mi insanları bu kadar sıkıntıya sokuyorlar?

Ayrı bir yazı konusu ama dünyada hiçbir yerde otel ve alışveriş merkezi girişlerinde bizimki gibi arama yapılmıyor. Ama hiçbirinde de terör olayı yaşanmıyor. Demek ki güvenlik kapı araması yapılmadan da sağlanabiliyor.

DİĞER YENİ YAZILAR