Devletin bittiği an

Haberin Devamı

Ankara Keçiören’de belediye zabıtası içki satan bir büfeye gece yarısı baskın yapıyor. Belediye Zabıtası’nın iddiasına göre içki satan bu büfenin o saatte kapalı olması gerekiyor. Büfeci uyarılıyor, tartışma çıkıyor, belediyeciler ellerindeki sopalarla büfeciyi hastanelik ediyor.

Olayın görüntüleri tüm televizyonlarda yayınlanıyor. Gazetelerde hem haber hem de yorumlar yayınlanıyor.

Bütün bunlara rağmen hiçbir savcı harekete geçmiyor. Ne belediye hakkında ne dayakçı zabıta hakkında tek bir işlem bile yapılıyor.

Aradan 14 gün geçtikten sonra Amerika Birleşik Devletleri’nin Ankara Büyükelçiliği olaya el koyuyor. Yetkililerden bilgi istiyor ve Amerikan yönetiminin bu konuda girişimde bulunacağını bildiriyor.

Ve Amerika devreye girdikten sonra savcılarımız uyanıyor, alelacele bir soruşturma başlatılıyor, muhtemelen yakında dava da açılacaktır.

Şimdi bu ülkeyi sevdiğini söyleyen herkese sormak istiyorum Hiç mi içiniz sızlamıyor? Zaman zaman yaşadığımız olaylar sonucu “Acaba Türkiye Türkiye’den değil de başka yerden mi yönetiliyor” diye içimizden geçirmiyor muyuz? Ama bu duygunun uyanmasıyla birlikte silkinip “Olmaz öyle şey” diyoruz. Böyle bir düşüncenin zihnimize bulaşmasından ötürü kendimizden bile utanıyoruz.

Ancak Keçiören olayının uçar kaçar tarafı yoktur. Bir dayak olayına 14 gün hiçbir şey yapmayacaksınız, sonra devreye Amerika girecek ve soruşturma başlatacaksınız.

Türkiye Cumhuriyeti savcıları herkesin gözü önünde yaşanan çok çirkin bir olayı soruşturmak için Amerika’dan talimat bekler hale mi geldi yoksa? O kendimizden utandıran “Türkiye başka yerden mi yönetiliyor” sorusu acaba gerçek mi?

Bu yazıyı yazmaktan bile utanç duyuyorum.

*****

Askere yeni bir üslup gerek

Jandarma Genel Komutanlığı’nı Orgeneral Atila Işık’a devrederek Kara Kuvvetleri Komutanı olan Orgeneral Işık Koşaner devir-teslim töreninde ilginç bir konuşma yaptı.

Koşaner Avrupa Birliği uyum yasalarını eleştirerek “Sanki terör yokmuş gibi çıkarılan yasaların güvenlik kuvvetlerini sıkıntıya soktuğunu” söyledi. Yeni Kara Kuvetleri Komutanı Ergenekon olayına da dolaylı değinerek ortaya atılan iddia ve söylentilerin Silahlı Kuvvetleri’ni yıprattığını belirtti.

Orgeneral muhtemelen iki konuda da haklıdır. Ancak Silahlı Kuvvetler’in artık yeni bir üslup kullanması gerektiğini söylemek istiyorum.

Son bir yıldır Silahlı Kuvvetler’i yıpratmak için olmadık dedikodular üretildi. Buna karşın Silahlı Kuvvetler bu iddiaların hiçbirine “tatmin edici” bir cevap vermedi. Adeta “sineye çekerek” beklemeyi tercih etti.

Belli ki bu tavır askeri yıpratmak isteyenleri daha da cesaretlendiriyor. O halde artık Silahlı Kuvvetler, yalan, iftira, yıpratma kampanyalarına karşı daha duyarlı olmalı ve üstü kapalı açıklamalar yerine somut verilerle cevaplar vermelidir.

Ergenekon ile ilgili medyaya sızdırılan bilgi ve belgeler gerçek değilse bunlar mahkeme günü beklenmeden açıklanmalıdır. Eğer Silahlı Kuvvetler aralıksız her gün manşetlerde kalıyorsa ve bunların hiçbirine cevap vermiyorsa, vatandaş bir süre sonra ayırım yapmadan her şeyin doğru olduğuna inanır.

*****

Fıkra gerçek olacaktı

Amerika halkı zenci bir Başkan’a hazır mı? Obama ile ilgili tartışmaların başında bu geliyor. Kamuoyundan büyük destek gördüğü belirtilmesine rağmen araştırmacılar hâlâ “Obama’nın zenci olması bazı katı beyaz seçmenlerin eğilimi değiştirebilir” görüşünde.

Hatta bazı araştırmacılar “pek çok kişi Obama’ya zenci olduğu için karşı görünmemek amacıyla anketlerde doğru bilgi vermiyor” yorumunu bile yapıyor. Çünkü Amerika’da ırk ve renk ayırımı yapmak neredeyse en büyük insanlık suçu.

Buna rağmen Obama ve siyah olması ile ilgili pek çok espri de üretiliyor. Bunlardan biri şöyleydi FBI Obama’ya “Bazı örgütlenmeler var, bir siyahın başkan olmasını hazmedemeyenler size suikast düzenleyecek” bilgisini aktarıyor.

Bunun üzerine danışmanları Obama’ya “Başkan yardımcısı olarak bir siyah kadın seçin” önerisini yapıyor. Obama’nın “neden” diye sorması üzerine danışmanları “Beyazların bir zenci başkana tahammülü yok, ama kadın zenciye hiç olamaz. Bir zenci kadını başkan yardımcısı yaparsanız kimse size suikast yapmaya cesaret edemez.” diyor. (Amerika’da başkan ölürse yerine yardımcısı geçiyor biliyorsunuz.)

İşte fıkra olarak anlatılan bu olay az daha gerçek oluyordu. Denver’de yapılan Demokrat Parti Kongresi’nde Obama’ya suikast planlayan bir grup yakalanmış. Bu olaydan ders çıkaran Obama ister misiniz Başkan Yardımcısı adayını değiştirip yerine bir siyah kadın koysun?

*****

Tekme

Yıldırım Tuna göndermiş: John öğretmenini teneffüste bir kenara çekip “Öğretmenim sizi endişelendirmek istemem ama” demiş, “Dün gece babam ‘Daha iyi notlar almazsan biri kıçına tekmeyi yiyecek!’ dedi.”

*****

Akıl alacak iş değil

Gün geçmiyor ki Tuzla tersanelerinden birinden ölüm haberi gelmesin. Bir tarafta anormal bir kapasite kullanımı, diğer taraftan çalışan hakkına ve güvenliğine gösterilen özensizlik, sürekli kazalara yol açıyor. Ve ne yazık ki bu kazaların sonucu hep ölümlü oluyor. Toplumu da derinden üzüyor.

AKP hükümeti aylardır güya bu sorunun üzerine gider gibi yapıyor. Başbakan tersaneleri ziyaret ediyor, esip gürlüyor. Çalışma Bakanı gidiyor, herkesi azarlıyor. Siz de sanıyorsunuz ki önlem alınacak, ölümler önlenecek, Tuzla tersaneleri çağdaş hale gelecek. Nerdeee, konuşmalar bitiyor bir kaza daha ve yeni ölümler.

Derken bir bakıyorsunuz, hükümet harekete geçmiş. Kurallara uymayan bir tersaneyi kapatmış. “Hah” diyorsunuz “Öyle böyle ama sonunda harekete geçtiler.” Ve soruyorsunuz hangi tersanenin kapatıldığını. “Rahmi Koç’un tersanesi” diyorlar. İşte o noktada duruyorsunuz.

Bugüne kadar Tuzla tersanelerine hiç gitmedim. Ama bana tersaneleri ve sahiplerini saydıktan sonra deseniz ki “En güvenlisi hangisidir?” Hiç tereddüt etmeden “Rahmi Koç’un tersanesi en güvenlidir” derim.

Nedeni basit Koç Grubu ilke, kural ve yasalar konusunda “delicesine” muhafazakârdır. En küçük işlerini bile her türlü kurala uygun olarak yapan, bu nedenle maliyet artışlarını bile göze alan Koç Grubu’nun Tuzla gibi kamuoyunun tüm dikkatinin üzerinde toplandığı bir yerde kurallara aykırı davranmış olması akla mantığa aykırıdır.

Belli ki işin içinde başka bir şey var. Bu tersane Deniz Kuvvetleri için hücumbot yapıyor. Koç Grubu bu kadar hassas bir görevi üstlenmişken, tek bir kural bile çiğnemez. Gerçek nasıl olsa ortaya çıkacaktır.

*****


Herkes cahildir, ancak farklı konularda

Will Rogers

DİĞER YENİ YAZILAR