Son birkaç gündür kamuoyunda “Devlet Tiyatrosu sanatçılarının dizilerde veya filmlerde görev alamayacağına” ilişkin haberler tartışılıyor. Ancak pek çok kişi durup dururken böyle bir kararın nasıl çıktığını anlamış değil. En azından bana gelen sorulardan anladığım bu.
Ben de konuyu en iyi bildiklerine inandığım Devlet Tiyatrosu sanatçıları ile konuşup sorunun ne olduğunu öğrenmeye çalıştım. Bu dünyanın iki önemli temsilcisi TOBAV ve DETİS’in yöneticileriyle masaya oturup sordum.
Şimdi öğrendiklerimi madde madde sıralayayım.
1- Sorun iki yıl önce Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü’ne Mine Acar’ın atanmasıyla başlıyor. Mine Acar bu kurumda dramaturg olarak çalışıyor. Oysa Devlet Tiyatroları Kanunu’na göre Genel Müdür ancak sanatçı statüsü olanlar arasından seçilebiliyor. Buna rağmen atama yapılıyor, ancak Cumhurbaşkanı Sezer hukuka uygun olmadığı gerekçesiyle bu atamayı veto ediyor. Mine Acar bu koltuğa vekaleten oturtuluyor.
2- Mine Acar konumunu yasal hale getirmek için bir yönerge hazırlıyor. Yönerge ile Genel Müdür’ün kurumda belli bir süre çalışmış, kamuoyunda ismi bilinen kişiler arasından seçilmesine olanak sağlanıyor.
3- Sanatçıların yasal örgütleri olan DETİS ve TOBAV bu oyunun bozulması için Danıştay’a dava açarak yürütmenin durdurulmasını istiyor. Danıştay da başvuruyu haklı bularak yönergenin yürütmesini durduruyor.
4- Mine Acar, resmen Genel Müdür olmasını sağlayacak yönergenin iptali üzerine, Devlet Tiyatroları Kanunu’na dayanarak, sanatçıların tiyatro dışında bir işte çalışmasına izin verilmeyebileceğini açıklıyor. Kıyamet de bundan sonra kopuyor.
Peki yönergenin yürütmesinin durdurulması ile sanatçıların dizilerde rol alması arasındaki bağlantı ne?
O da şuymuş. Kanunda sanatçıların kurum dışında kendi adlarına çalışmalarının bir yönerge ile belirleneceği belirtiliyormuş. Mine Acar kendisini de ilgilendiren yönergeyi hazırlarken, kanun gereği sanatçıların kurum dışında çalışmalarını düzenleyen maddeleri de koymuş. Ancak yönerge iptal edilince, kanun gereği dışarıda çalışmayı düzenleyen metin de ortadan kalkmış oluyor. Acar da adeta “Madem öyle işte böyle” diyerek “Yönerge olmadığına göre kanunen dışarıda çalışamazsınız” demiş.
Sanatçıların bir merakı da Mine Acar’ın bu kararı neden öncelikle hükümetin yayın organı gibi çalışan bir gazeteye sızdırdığı.
Bu konuda daha yazılacak çok şey var.
Tiyatrocuları çekin dizilerden bakın neler oluyor?
Devlet Tiyatrosu Sanatçıları dizi ve filmlerde görev alır mı almaz mı diye tartışanlara bir şey söylemek istiyorum.
Çok sevilen diziler, bu sanatçıların yetenekleri sayesinde herkesi peşinden sürüklüyor. Dizilerde güzel mankenler, ünlü isimler başrolleri alıyor genellikle ama tiyatro sanatçılarının canlandırdığı diğer roller o kadar belirgin oluyor ki, diziler seyredilir hale geliyor..
Örneğin milyonları ekran başında kilitleyen Kurtlar Vadisi dizisindeki Devlet Tiyarosu sanatçılarını çekin alın, bakalım o dizi o kadar başarılı olur muydu?
Özellikle Kurtlar Konseyi’nin tüm üyeleri tiyatro sanatçılarıydı ve dizi onlar sayesinde izlendi. Tabii bir de sesledirmeler var. Çok sevilen ve tiyatro sanatçısı olmayan pek çok dizi kahramanı acaba kendi sesleriyle konuşsalar bu kadar etkili olurlar mıydı? Asmalı Konak’ta Özcan Deniz Seymen Ağa’yı kendi seslendirse aynı etkiyi mi yapardı?
Tüm alavere dalaverelere rağmen bu kararın uygulanmayacağını sanıyorum.
Allah artırsın da...
Başbakan Tayyip Erdoğan’ın oğlu Burak bir gemi satın alarak armatör sınıfına girmiş. Geleceğini garanti altına almak için böyle bir sektöre atılmış.
Hakkıdır, Allah yolunu açık etsin, başarılı olsun.
Buraya kadar tamam da, henüz tamamlanmamış bir iktidar döneminde gencecik bir çocuğun bu kadar büyük çaplı bir işe cesaret emesini ve yeterli finansman bulmasını açıkça yadırgadım.
Tayyip Bey’i Başbakan olmadan önce de tanıyordum. O kadar varlıklı gibi durmuyordu. Hele İstanbul’a Belediye Başkanı seçildiğinde “Kaçak evde oturduğunu” yani bir anlamda gecekondu sakini olduğunu bile itiraf etmişti.
Sonra çocuklarını okutacak kadar maddi gücü olmadığı için bazı iş adamlarından burslar alındığını da bizzat kendisi açıklamıştı.
Şimdi işe bakın. Okumak için parası olmayan ve iş adamlarından burs alan çocuklar gemi sahibi oluyor.
Ben münafıklık etmiyorum ama merak ediyorum Tayyip Bey’e toz kondurmayan ve koşa koşa oylarını verenler bunu soracaklar mı?
Siz aday olacak mısınız?
Ka-Der’in ilginç afişleri büyük kentlerin sokaklarını, gazete sayfalarını ve TV ekranlarını süslemeye başladı.
“Meclis’e girmek için erkek olmak şart mı?” sloganı ile yapılan reklamlarda Ümit Boyner, Lale Mansur, Meltem Cumbul, Meral Okay gibi ünlü isimler kamuoyunun önüne bıyık takarak çıkıyor.
Tabii bu kadar güzel kadınların bıyıklı görüntüleri hayli ilgi topluyor. Son derece güzel ve akıllıca bir strateji bana göre.
Ancak merak ettiğim bir şey de var. Ka-Der, kadınları hangi siyasi görüşten olursa olsun politikaya girmeye teşvik ediyor. Kadının siyasette yerinin ağırlıklı olmasını isteyen Ka-Der yöneticileri “Siyasi partilere baskı yapın, aday olun, seçilin” propagandası yapıyor. Şimdi, Türkiye’nin ünlü kadınları, kadınları siyasete itmek için çok çarpıcı bir kampanyanın rol mankenleri oldu. Peki acaba onlar siyasete soyunacak mı? Bir partiye başvurup aday olacaklar mı?
Bence içlerinden hiç olmazsa birinin aday olması gerek. Kampanya o zaman yerine oturur ve gerçekten kadınları teşvik eder. Aksi takdirde kadınların çoğu bu kampanyaya ünlülerin kendi reklamı olarak bakabilir.
Cumhurbaşkanı’nın dokunulmazlığı
Anayasa’da Cumhurbaşkanı’nın sorumsuz olduğunu ama dokunulmazlıkla ilgili bir madde bulunmadığını görünce meraklandığımı yazmıştım. Konuyu Anayasa Profesörü Süheyl Batum’a sormuştum. Değerli hocam dokunulmazlık yazılmamış olsa bile, milletvekillerinden daha üst statüde olan Cumhurbaşkanı’nın bu hakkı taşıyacağını söylemişti.
Ancak bu yazı yayınlandıktan sonra bazı hukukçulardan aykırı görüşler geldi. Tam tersini savunan hukukçular “Cumhurbaşkanı’nın dokunulmazlığı yoktur. Daha önce işlerdiği suçlar varsa bunlardan yargılanır veya Yüce Divan’a gönderilir” diyorlar. Tabii bu görüşlerini hayli uzun hukuki mütalaalarla destekliyorlar.
Bunları burada yayınlamaya hem yerim yetmez, hem de hukuki bilgim açısından haddim değil. Ancak hukuki mütalaaları, taraflarla konuşup çok iyi anlayınca sizlere de aktarmaya çalışacağım.

