Derin devlet tartışmalarının altında Cumhurbaşkanlığı seçimi yatıyor

Tayyip Bey Etiyopya’ya gitmek için ayağını yerden kesince “derin devlet” tartışması açmış

Haberin Devamı

Tayyip Bey Etiyopya’ya gitmek için ayağını yerden kesince “derin devlet” tartışması açmış. Geziyi başbakanlık uçağından izleyen gazetecilerin haberlerinden öğrendiğimize göre Tayyip Bey derin devletin çok kötü bir şey olduğunu, bunun en derine kadar inilerek kazınması gerektiğini söylemiş.

Sonra da bir itirafta bulunarak “Biz derin devletin derinine inemiyoruz. Bir yere kadar gidebiliyoruz” demiş.

Peki nereden çıktı bu derin devlet tartışması?

Trabzonlu bir genç Hrant Dink’i alçakça katletti ya fırsat da buradan çıktı.

Çünkü gazetelerin haberlerine bakarsanız işler arap saçına dönmüş durumda. Bu cinayet birkaç kendini bilmez lumpen mikro milliyetçinin marifeti mi, bunların arkasında başka güçler var mı, örgütsel bağlar nereye kadar gidiyor bilinmiyor.

Ama şu biliniyor ki Trabzon Valiliği de, polisi de, hatta Ankara’daki istihbarat birimleri de Hrant Dink’in öldürüleceğini haber almışlar. Hatta bunu yapacak kişinin adına kadar da biliyorlarmış.

Gazeteler tam üç gündür bu haberlerle çalkalanıyor, nihayet haberlerin bir bölümü doğrulandı.

Şimdi buradan hareket edip “derin devlet” tartışması başlatılıyor. Özellikle zamanında kontrgerilla ve derin devletten nasibini hayli almış sol kesimlerin bugünkü AKP’li sözcüleri fırsat bu fırsat diyerek derin devlet tartışmasını alevlendirmeye çalışıyor.

Tayyip Bey de yaklaşan Cumhurbaşkanlığı seçimlerini hesaplayarak bu tartışmada yerini alıyor.

Birkaç gün önce yazdığım bir yazıdan tekrar olacak ama Tayyip Bey’in derin devletten bu kadar yakınması çok anlamsız. Çünkü içinde iktidarın unsurlarının olmadığı bir derin devlet olamaz. Derin devlet iktidara rağmen değil iktidarla birlikte çalışan bir organizma. Yani Tayyip Bey’in dediği gibi derin devlet devlet içindeki çeteleşme değil.

Devlet içindekilerin çeteleşmesi derin devlet değil, suç örgütüdür. Oysa derin devlet devleti ve iktidarı korumak için yasa ve kuralları tanımadan operasyon yapar. Bunu doğru yapar yanlış yapar çok ayrı bir tartışma. Beni yıllardır okuyanlar ve dinleyenler amacı ne olursa olsun bu tür yaklaşımlara karşı olduğumu defalarca dile getirdiğimi bilirler.

Tayyip Bey iktidarının ilk birkaç ayı içinde derin devletten yakınsa bunu anlamamız mümkün olabilirdi. Ancak Tayyip Bey yaklaşık beş yıldır iktidarda ve devletin tüm gücünü elinde tutuyor. Trabzon’daki Valiyi de Emniyet Müdürü de atayan kendisidir, Maliye Bakanlığı’nın tüm personelini kendi adamları ile dolduran da kendisidir, diğer tüm bakanlıklardaki kadrolaşmayı yapan da kendi iktidarıdır.

Uçan kuştan haberleri vardır ve yine de derin devletten yakınmaktadır.

Oysa bana göre bu tartışmanın asıl nedeni Cumhurbaşkanlığı seçimleridir. Tayyip Bey yaklaşan seçim gününden belli ki endişe duymakta. Cumhuriyet’in temel ilkelerine sahip çıkan ezici çoğunluğun kendisini ya da kendisine benzeyen birini o makamda görmek istemediğini giderek artan bir tepkiyle dile getirmektedir.

Sanıyorum Tayyip Bey ve kurmayları seçim günü yaklaştıkça herkesin bildiği bazı gerçeklerin ortaya çıkacağından çekinerek, haklarında çıkacak her türlü suçlamayı derin devlete yüklemeyi planlamaktadır.

Bunun için de elde hazır tutulan ve medya organlarında etkin görevlerde bulunan AKP şakşakçısı eski solcuların hassasiyetine hitap ederek onları harekete geçirmek istemektedir.

Ama göreceksiniz derin devlet tartışması tuzağı da yarar sağlamayacaktır.

*****

İlahi sayın bakan
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Kaddafi’nin Etiyopya’daki Afrika Zirvesi’ne deve getirmesiyle, THY’nin apronda deve kesmesini aynı kefeye koyup “Biz olsak tefe koyardınız, adam yanında devesiyle geziyor” demiş. İlahi sayın bakan, elbette tefe koyardık, bundan hiç kuşkunuz olmasın. Ama lütfen aradaki farkı da görün.

Biz apronda deve kesilmesine neden karşı çıktık ve hatta alaya aldık? Libya gibi olmadığımızı göstermek için.

Kaddafi’nin taze süt içmek için devesiyle gezmesi dünyada alay konusu değil mi? Hem de ne alay konusu. Peki çağdaş Türkiye böyle bir alaya tahammül edebilir mi? Edemez. İşte THY’nin apronda deve kesmesi bu yüzden tefe koyuldu. THY’ciler Türkiye’yi birden Kaddafi düzeyine indirdi. Mesele bu kadar basit.

*****

Cenaze sorularına cevap gelmiyor
Hıncal Uluç’la birlikte Tayyip Bey’in 61 ilde astırdığı dev duvar afişlerinin parasının kim tarafından ödendiğini ısrarla soruyoruz, cevap hala yok.

Ama cevap vermeyen sadece onlar değil ki. Hrant Dink cenazesini düzenleyenler de sorulara cevap vermekten kaçıyor. Oysa çok basit sormuştum. Bu soruları sorarken de kendi kafamdan atmadım. Vatandaşların bu konudaki ısrarlı sorularını yansıtmaya çalıştım.

Birkaçını tekrarlamak istiyorum. Bunlara cevap vermek neden bu kadar zordur anlamıyorum. Örneğin cenazenin en ön saflarında herkesi hizaya sokan gazeteci Aydın Engin bunları cevaplayabilir.

- Hepimiz Ermeniyiz söylemine kim karar verdi?

- Cenazede taşınan dövizler nerede kaça basıldı?

- Dövizlerin yapıştırıldığı yuvarlaklar nerede yapıldı ve kaça mal oldu?

- Bu dövizlerden kaç tane hazırlandı?

- Dağıtılmadan önce nerede saklandı?

- Törenden sonra bunlar toplandı mı, bir yerde saklanıyor mu?

Bu sorulara cevap gelmedi. Sadece bir TV haberinde izledim. Düzenleme komitesi adına konuşan bir kişi “Neden Türk Bayrağı yoktu?” sorusuna çok ilginç bir cevap verdi. Dedi ki, “Törende hiçbir kişi ve kuruluşun sembolüne yer vermeme kararı almıştık.”

O değerli sözcüye hatırlatmak isterim ki, Türk Bayrağı bir kişi ya da kurumu temsil etmez. O bütün Türk halkının bayrağıdır. Halkı böylesine birleştiren bir cenaze töreninde Türk Bayrağı’nı bir kişi ya da kurumun sembolü olarak kabul edip taşınmasını yasaklamak kimseye yarar sağlamaz.

*****

Savunma hakkı yok
Yine evlere gönderilen trafik cezalarına değinmek istiyorum. Çünkü belli ki onbinlerce kişinin evine üçer beşer trafik cezası gitmiş. Beni arayanların yoğunluğundan bu çıkıyor. Konuyu hukukçularla da konuştum. Trafik ceza yönetmeliğine göre gıyapta yazılan trafik cezalarının 7 gün içinde tebliğ edilmesi gerekiyor. Öyle olacak ki cezayı alan kişi itiraz etme ve bunun için delil gösterme hakkını kullanabilsin. Oysa bir yıl sonra gelen cezalara itiraz etmek ve delil göstermek çok zor.

Ancak bu haksızlığa karşı çıkan pekçok kişi hukuk yolunu kullanarak cezalarını iptal ettirmeyi de başarmış.

Bunun için internetteki bir arama motoruna “Trafik cezasını iptal ettirdik” yazın, buradan cezalarını iptal etirenlerin hangi yöntemi kullandığı öğrenin. Ayrıca Turkhukuksitesi. com adresinde de bu konudaki hukuki hakları bulabilirsiniz.

Hukukçular konunun ceza davası olduğunu belirterek itirazlar ve karşı davalar için harç ödenmesine gerek olmadığını söylüyor. Bu ne olduğu belirsiz cezalara karşı yürütülecek hukuk savaşının mutlaka kazınılacağına inanıyorum.

DİĞER YENİ YAZILAR