Deniz Feneri dosyası kolay kolay gelmez

Haberin Devamı

Yüz bilmem kaç gün oldu değil mi Almanya’daki Deniz Feneri davası sonuçlanalı? Bu davada Almanya’da oturan bazı yöneticiler mahkûm edildi ama savcı “Asıl sorumlular Türkiye’de, olayı bütünüyle ortaya çıkarmak istiyorsanız dosyayı bizden alın ve gereğini yapın” dedi.

O günden beri dosyanın Türkiye’ye gelmesini, ilgili savcılara verilmesini, dosyanın incelenip eğer gerekiyorsa soruşturmanın açılmasını bekliyoruz.

Gerçi Frankfurt Savcılığı’nın dosyayı dün Türk yetkililere teslim ettiği haberleri geldi ama bakalım şimdi dosyanın Türkiye’ye gelmesi ne kadar sürecek! Çünkü dosyayı vermeyen Frankfurt Savcılığı değil istemeyen bizdik.

O halde biz gelelim konumuza,

Almanya’daki Deniz Feneri dosyası neden kolay kolay gelemez?

Çünkü eğer dosya gelir ve soruşturma açılırsa hiç beklenmedik bir gelişme ile karşılaşabiliriz. Eğer bu dernekten AKP’ye herhangi bir şekilde bir kuruş bile girdiği saptanırsa parti anında kapanır.

Anayasa’nın partilerin kapatılması ile ilgili 69. maddesinde şöyle bir paragraf var: “Yabancı devletlerden, uluslararası kuruluşlardan ve Türk uyruğunda olmayan gerçek ve tüzel kişilerden maddi yardım alan siyasi partiler temelli olarak kapatılır.”

Maddeyi aslında biliyorsunuz. AKP’nin kapatılması için açılan davaya esas oluşturan 69. madde.

Bu maddenin ağırlıklı bölümü özellikle cumhuriyetin temel ilkelerini ve laikliği ihlal eden partilerin kapatılması üzerine. Bu bölümden bağımsız olarak devam eden paragrafta ise işte yukarıda aynen koyduğum cümle yer alıyor.

Anayasa hukukçularına sordum. Bir partinin yurt dışından para alması halinde kapatılmasını önleyecek hiçbir şey yok. Üstelik bu suçun cezası para cezasına da çevrilemiyor. Aynı şekilde sorumlular kimlerse 5 yıllık siyaset yasağı alıyorlar.

İşte AKP’nin korkusu bu. Deniz Feneri’nden gelen paranın çok küçük bir kısmının bile partiye aktarıldığı iddia edilir ve bu kanıtlanırsa kapatma bir zorunluluk haline gelir.

Peki böyle bir kaynak aktarımı söz konusu olabilir mi? Şu anda bilemem, ancak bu paranın Kanal 7 televizyonunun kuruluşunda kullanıldığına dair güçlü iddialar var. Soruşturmayı yürütecek savcılar bu alışverişin AKP’nin kuruluşuna da sirayet ettiğini ileri sürebilirler.

Olmayanın üzerine yazmak doğru değil, buna karşın dosyanın bir türlü getirilmemesi bu şüpheyi çok kuvvetli hale getiriyor.



***




Tayyip Bey Hamas’a desin ki...

Gazze krizinin başladığı günden bu yana İsrail’in zalimce davrandığını ama buna çanak tutanın da Hamas olduğunu yazmaya çalışıyorum. Lafı tersinden anlayanlar da var tabii.

Tayyip Erdoğan da belki de Hamas’ın “demokratik yoldan” seçilmesiyle kendi seçilmesi arasında bir paralellik kurarak, tüm dünyanın “terörist” gözüyle baktığı bu iktidara destek oluyor.

Madem tercih bu yönde ve başta Emine Hanım olmak üzere AKP’liler Gazze’deki çocuk ölümlerinden çok rahatsız oluyor, bu durumda Tayyip Bey’in Hamas’a bazı tavsiyelerde bulunması gerekiyor.

Örneğin şöyle demeli Tayyip Bey: “Ey Hamaslı kardeşlerim. Etkisiz füzelerinizi Gazze’de, ailelerin oturduğu apartmanların balkonlarından atıyorsunuz. İsrail teknolojisi de füzenin atıldığı noktayı saptayıp bu noktayı bombalıyor. Bu durumda çocuklar ve yaşlılar da ölüyor.

Madem savaşı sürdüreceksiniz, o halde füzelerinizi boş arsalardan atın. İsrail de bu durumda üzerinde hiçbir şey olmayan bu boş arsaları bombalayacaktır. Komik duruma düşecektir. Yok eğer buna rağmen yine binaları bombalarsa işte o zaman ben de bugün yaptığımdan çok daha sert biçimde dünyanın önüne çıkar ve bu zulmü anlatırım.”

Erdoğan böyle bir öneri getirirse Hamas uyar mı? Bilemem. Ama bildiğim bir şey var. Hamas füzeleri özellikle apartmanlardan atıyor ki İsrail buraları bombalasın, çoluk çocuk cesetleri sağa sola yayılsın. Terör örgütleri kanla ve vahşetle beslenir.

Füzeler boş arsalardan atıldığında ortaya çocuk ölümlerinin görüntüleri de çıkmayacak. O zaman “mazlum edebiyatı” yapmak da mümkün değil.



***




Adana CHP’de ne olduğunu anlayan beri gelsin

Bir parti küçük bir ilçe veya beldede aday seçimi konusunda hata yapabilir. Ama Türkiye’nin en köklü partisi milyon seçmeni olan bir büyükşehirde aday açıkladıktan sonra “pardon” diyebilir mi?

CHP dedi.

Baykal büyük bir törenle Adana Büyükşehir Belediye Başkan adayı olarak Soner Çetin’in adını açıkladı. Aradan biraz zaman geçti “Bu adayın halkımız tarafından tanınmadığını anladık, ondan vazgeçtik yerine Ümit Özgümüş’ü getirdik” dedi. Gerçekten Soner Çetin “pek tanınmadığı” için mi geri çekildi yoksa işin içinde başka şeyler mi var? Adana’daki söylentilere göre CHP’de etkili güce sahip oldukları belirtilen milletekili Tacidar Seyhan ve ailesinin bu olayda “istifa” tehdidinde bulundukları ileri sürülüyor.

Ne olursa olsun büyük bir partinin büyük bir kentte içine düştüğü bu durum hiç de hoş değil.

Bu arada CHP’nin çarşaftan sonra yeni Kuran kursu açılımını da hayretle öğrendik. İnanın bu konuda bir şey söylemek şu an içimden gelmiyor. Pes doğrusu!



***




Objektif’te Davos’u konuşacağız

Davos olayının ele alınacağı Objektif programına bu akşam ben de konuk olarak katılıyorum. Kadir Çelik’in sunduğu ve Fox TV’de yayınlanan programın diğer konukları Aytunç Altındal, Yiğit Bulut ve Fikri Akyüz. Objektif bu akşam saat 23.15’te başlayacak ve canlı olarak yayınlanacak.



***




Bu haftaki konserde İdil Biret çalacak

İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası bu hafta konserlerine tekrar başlıyor. Yarın Caddebostan Kültür Merkezi’ndeki konserin solisti devlet sanatçısı İdil Biret. Howard Griffiths’in yönetiminde orkestra Beethoven’ın Fidelio Uvertürü ile 2. Piyano Konçertosu’nu seslendirecek. Programdaki diğer yapıt Bizzet’nin Karmen Süiti. Konser her zaman olduğu gibi saat 19.30’da başlayacak.

DİĞER YENİ YAZILAR