Demokratik hak şoku

Haberin Devamı

Memurlar dün eylemdeydi. Trenler çalışmadı, uçak hizmetleri aksadı, hastanelerde acil servise gelen ve yatan hastalar dışında hizmet verilmedi.

Özellikle büyük kentlerde memurlar meydanlara akın etti, bazılarına yine memur olan polisler müdahalede bulundu.

Memurlar dün bir “demokratik hakkı” kullandılar aslında.

Ancak başta AKP, medyanın bir kesimi ve 12 Eylül’le birlikte vatandaş olma şuuru adeta beyinlerinden silinmiş kalabalıklar bu demokratik hakkın kullanılmasına büyük öfke duydular.

Önce Başbakan, daha eylem başlamadan bunun yasa dışı olduğunu ilan etti ve “Yapan da bedeline katlanır” dedi. Bu sözler Türkçeye “Eylem yapanın canına okunur” şeklinde tercüme edilebilir.

Eylemlerden sonra ise AKP yetkilileri “demokratik haklara büyük saygı duyduklarını” belirterek sözlerine başladılar ama arkasından eklediler, “Ancak bu hakların kullanılması vatandaşı sıkıntıya sokuyorsa o zaman hak olmaktan çıkar.”

Aynı şekilde vatandaşların bazıları da eylemlere karşı çıkarak “Tamam da bizi neden sıkıntıya sokuyorsunuz” dediler.

İşte püf noktası da bu zaten.

Gaspedilen hakları almak için kullanılan demokratik eylemler başkalarını rahatsız edecek ki mesaj yerine gidecek ve sorun çözülecek.

Ama AKP ve yandaşları demokratik hak kullanımını “benden olan-bana karşı olan” ayrımı ile değerlendirdiği için işine gelmeyen hak kullanımını yasa dışı olarak niteliyor.

Normal vatandaşın aklına ise “demokratik hak” denince ya “türban” geliyor ya da “Kürtçülük.” Tabii bu durumda işçinin, memurun hakkını istemesi karşısında şoke oluyor ve “Ne alakası var bunun demokratik hakla” diye tepki gösteriyor.

12 Eylül’den başlayan halkı uyutma projesine bugünkü iktidarın demokrasiyi “sadece kendine destek olmakla” tanımlaması eklenince ortaya yaşadığımız garabet çıkıyor.


***



Hay seveyim sizin Hukukunuzu

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal önceki gün grup toplantısında bazı savcı ve hâkimler hakkındaki “dinleme kararlarını” gösterdi herkese.

Son iki yıldır hemen her gün bir belge gösterildiği için açıkçası şöyle bir bakıp geçtim.

Ama AKP yandaşı medyayı, özellikle internet sitelerini görünce güleyim mi ağlayayım mı karar veremedim.

Bugüne kadar muhalefet olarak kabul ettikleri herkesi karalamak için, imzasız mektupları, telefon dinlemelerini, gizli yapılan soruşturma kayıtlarını hiçbir hukuki kurala uymadan çarşaf çarşaf yayınlayanlar büyük bir pişkinlikle “Baykal’a bu belgeleri kim sızdırdı?” diye soruyordu.

Hukuk her nasılsa ilk kez iktidarın aleyhine olabilecek bir kararın sadece kapağının gösterilmesi sırasında akıllarına geldi.

Hukuksuzluğu ilke edinenlerin hukuk demeleri ne büyük bir çelişki.


***



Hepinizin Kurban Bayramı’nı kutlarım

Bayramın birinci günü, yani yarın biliyorsunuz benim yazı günüm değil. Bu nedenle herkesin bayramını bir gün önceden kutlamak istiyorum. Cumartesi günü bayramı bir daha kutlamak üzere.


***



Bir yalanı çökerten tespit

Cengiz Aktar, Vatan yazarlarından ama asıl uğraş alanı Avrupa Birliği. Türkiye’nin Batılı demokratik ülkeler gibi olması ve AB üyeliğini kazanması için canla başla çalışan Aktar, bu uğurda AKP politakalarını destekleme riskini bile göze alır zaman zaman.

Cengiz Aktar’ı dün memur eylemleri konusunda konuşurken dinledim televizyonlarda.

Başbakan Erdoğan’ın memur eylemine “yasa dışı” damgası vurması konuşuluyordu ve Cengiz Aktar memurların Avrupa Birliği uyum yasaları çerçevesinde sendika kurma ve grev yapma hakkına sahip olması gerektiğini belirtti.

Aslında Türkiye Avrupa Birliği üyeliği için bu kuralları kabul etmişti de uygulamaya henüz geçilmemişti.

Sunucu “Türkiye neden bunu uygulamıyor?” sorusunu sorunca Cengiz Aktar müthiş bir itirafta bulundu:

“Çünkü” dedi, “İş çevreleri Fransa ve Almanya’nın karşı çıkışları nedeniyle AB’ye tam üye olamayacağımız ihtimalini daha fazla görüyor. Bu durumda ‘Eğer AB’ye girilemeyecekse işçi-memur haklarında bu kadar ileri gitme riskini neden alalım’ düşüncesi ağır basıyor. İktidar da buna uyuyor.”

Hatırlayın, Başbakan AB’den gelen her tepkiden sonra “Bizim için AB’ye girmek önemli değil, önemli olan çağdaş kriterleri yakalamak. Kopenhag kriterlerinin adını Ankara kriteri koyar yola devam ederiz” diyor.

Demek ki bu ifade doğru değilmiş. Çağdaşlık meğer laftaymış. AB’nin bizi almama ihtimali varsa bazı çağdaş kuralları da uygulamayabilirmişiz.

DİĞER YENİ YAZILAR