Demokrat Parti’nin merkezde bir birleşme çatısı olabileceğine ilişkin yazım büyük yankı yarattı anladığım kadarıyla. Dün gerek telefonlar gerekse elektronik postalarla o kadar çok tepki aldım ki anlatamam. Gördüğüm kadarıyla DP’de de büyük bir hareketlenme var. Parti içinde ve çevresinde gerek isimler gerekse yeni politika ve stratejiler tartışılmaya başlandı.
Bir kere daha ve önemle şunu belirtmek isterim: DP konusundaki yazılarım tamamen kamuoyunda beliren bir kararsızlığın ve bunun getirdiği umutsuzluğun sonucudur.
Hiçbir şekilde bir partinin işlerine karışmayı, bu yönde bir düzenleme yapmaya kalkmayı düşünmediğim gibi bu benim haddim de değil.
Son zamanlarda kiminle konuşsam “AKP’nin gitmesini istiyorum ama ne yapacağımı da bilmiyorum, kime oy vereceğiz?” sorusuyla karşılaşıyorum.
Demek ki vatandaş durumdan hoşnut değil, ama nereye yöneleceğini de bilmiyor. “Kime oy vereceğiz?” diye soran biri, mevcut CHP ve MHP muhalefetine kendisini yakın görmüyor demektir. Ancak bu kişiler diğer muhalif partilerin de dağınık olmasından umutsuzluğa kapılıyor.
İşte ben bu durumu saptamak ve bir öneri getirmek istedim. Elbette her lider ve kurdukları partiler iktidar için güçlü olduklarını söyleyeceklerdir ve buna inanacaklardır. Ancak kimsenin de hayal görmemesi gerek.
Seçim sistemimizde yüzde 10 barajının olması siyasetteki pek çok değerli kişi ve grupları saf dışı etmektedir. Bunu aşmanın yolu da asgari müştereklerde bir araya gelebilmektir.
Buna uygun partinin de şu anda DP olabileceğini düşündüğümü belirtip öneride bulundum. Yine DP’nin başına kendi deyimiyle “ağabey” olarak geçen amacının merkezde bir birlik oluşturmak olduğunu söyleyen Hüsamettin Cindoruk’a güvenerek hem kendim bir isim önerdim hem de okurlardan gelen önerileri değerlendirmeye çalıştım.
Sanıyorum bu öneriler DP’de de karşılık bulacak ve bu partiye gönül verenler kendi aralarında en doğru kararı alacaklardır.
Bugün sayfamı bu konudaki tepkilere ayırmak istiyorum.
Çiller’e destek Anadolu’dan
DP’ye genel başkanlık için adeta bir kampanya niteliğinde Tansu Çiller’in adının söylenmesi ilk başlarda beni çok şaşırttı. Ancak dikkat ettim, Çiller’i yeniden genel başkan olarak görmek isteyenlerin neredeyse tamamı İstanbul dışından.
İstanbul’dan yanılmıyorsam iki ya da üç kişi aradı, ama Anadolu’dan yüzlerce kişi hep Çiller adını verdi.
Üstelik Çiller diyenlerin büyük çoğunluğu DP veya eski DYP teşkilatlarından olanlar ve hepsi de çok iddialı. Diyorlar ki “Bize inanmıyorsanız gelin sizi ilçe ilçe, köy köy gezdirelim, kendiniz göreceksiniz ki halk Çiller diyor.”
Israrla Tansu Çiller’in gelmesini isteyenler yüzde 30’un üzerinde oy alacaklarını da ileri sürüyorlar.
Ama Tansu Çiller adı İstanbul’da ve özellikle medya çevrelerinde ise hep “olamaz” nidalarıyla karşılaşıyor.
Sarıgül: 14 milyon oy alacağız
Geçen haftaki ve dünkü yazımda “DP çatısı altında seçime girebilir” diye yazdığım Türkiye Değişim Hareketi lideri Mustafa Sarıgül aradı. Sarıgül çok yakında hareketlerinin partiye dönüşeceğini söyleyerek “81 ilin tamamında ilçelerde, 700’ün üzerinde beldede örgütlendik, iktidara yürüyoruz, kimsenin çatısı altında olmayacağız” dedi.
Sarıgül şu anda 790 bin gönüllülerinin olduğunu belirterek “Bu sayıyı 1 milyona çıkardıktan sonra hepsini kurucu üye yapacağız” diye konuştu.
Pazar günü İzmir Bornova’da büyük bir miting yapacaklarını söyleyen Sarıgül bu mitingde en az 50 bin kişi olacağını tahmin ettiğini söyledi ve “Ortada seçim yokken bu ilgiyi görmek hiçbir siyasi harekete nasip olmamıştır” dedi. A&G Araştırma Şirketi’nin “Sarıgül’ün yeni kurulacak partisine oy vermeyi düşünür müsünüz?” sorusuna “yüzde 16,8 oranında evet” denildiğini belirten Sarıgül’e göre TDH ya yüzde 40’ları geçecek ya da bir şey olmayacak, bunun arası yok.
Sarıgül, hareketinin çok dinamik olduğunu, Türkiye’nin en saygın isimlerinin bir araya geldiğini ileri sürerek “Sevgili Can Ataklı, artık senden başbakan muamelesi bekliyorum” dedi.
Söylemez: İthal başkan aramıyoruz
DP yazılarım nedeniyle dün ilk arayanlardan biri parti yöneticilerinden eski bakan Ufuk Söylemez oldu. Söylemez “Öncelikle iyi niyetli girişimin için kutlamak isterim, bunun partiye bir hareket getireceği kesin” dedikten sonra devam etti: “Ancak, şunu hemen söylemeliyim, partiyi yeni bir heyecan ve şevkle ele aldık. Sayın Cindoruk büyük bir fedakârlıkla bu görevi üstlendi. Medya şu anda yaptıklarımıza hiç yer vermiyor ama giderek büyüyoruz, bunu da fark etmiyorlar.”
Söylemez, “Şu anda partimizin genel başkanı var ve biz onun önderliğinde seçime hazırlanıyoruz. Lider ithal etmeyi düşünmediğimiz gibi anketlerde kampanya yaparak adlarını duyuranların peşine de kimsenin takılmayacağını biliyoruz. DP bir felsefedir, bir fikir hareketidir, bu hareketin halk tarafından da benimseneceğini ve bizi iktidara taşıyacağına inanıyoruz” diye sözlerini bitirdi.
Kesici’ye destek hiç de az değil
Merkezde yeni bir alternatif ve birleştirici unsur olarak kabul edilebilecek Demokrat Parti’ye genel başkan olarak İlhan Kesici’yi önermem çok ilginç tepkiler aldı.
Gözlediğim kadarıyla İlhan Kesici adı pek çok çevrede sempati ile karşılandı. Gün boyu arayan birçok kişi İlhan Kesici’nin başkanlığının kamuoyunda olumlu hava estireceğini söylediler.
İnternete girebilenler, yazımın altındaki yorumların bir bölümünde buna benzer görüşleri de okumuşlardır mutlaka.
Elbette şunu da söylemeliyim ki İlhan Kesici tamamen benim değerlendirmelerim sonucu önerdiğim bir isim. İnanın kendisi bile dün sabah sizlerle birlikte okudu yazıyı, önceden bırakın haberinin olmasını benim yazacağım konusunda tahmini bile olamazdı.
İlhan Kesici adının DP’liler tarafından benimsenip benimsenmemesi, ne benim karar verebileceğim ne de zorlayabileceğim bir konu. Ancak belki de ilk kez bir ismin telaffuz edilmesiyle birlikte tartışma artık daha somut bir hal alır ve DP’liler ve dolayısıyla diğer siyasi partilerde bir hareketlenme başlar.

