Ecevit’in cenaze töreni sırasında kulağıma çalınmıştı. Ankara’daki bir dostum “Ecevit’in cenazesindeki en ilginç anlardan biri Süleyman Demirel’in İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu ile yaptığı kısa görüşme oldu” demişti.
Ama ertesi gün gazetelerde Demirel’le Aksu’nun konuştuğuna ilişkin hiçbir yazıya rastlamadım. O sırada yazı da yazamadığım için konuyu araştırmam mümkün olmamıştı. Ancak dün konuştuğum bir dostum, tesadüf sonucu konu Aksu’ya geldiği sırada ilginç bir anekdot anlattı.
Evet, Demirel cenaze töreninde Aksu ile bir ara yan yana gelmiş ve ona bazı uyarılarda bulunmuş.
Demirel, tören sırasında bir kenarda yakaladığı Abdülkadir Aksu’ya “Kürt konusunu fazla deşiyorsunuz, bu bir süre sonra büyük bir sorun olarak karşınıza çıkacaktır” demiş.
Bakan Aksu da Demirel’in bu uyarısına dikkat kesilerek “Neyi kastediyorsunuz efendim” diye sormuş. Demirel bunun üzerine “Bugün Kürt konusunu böyle sorumsuzca konuşursanız, yarın Türk milliyetçiliği karşınıza çıkar. O zaman önünü alamazsınız, PKK terörü halkı bezdirdiği halde bugüne kadar tek bir Kürt vatandaşımızın bile burnu kanamadı, ama yarın insanlar birbirini vurmaya başlar” diye konuşmuş.
Ankara’lı dostuma “Bunu Süleyman Bey’den kendin mi dinledin?” diye sordum. “Hayır” dedikten sonra şunu söyledi: “Geçen hafta ziyarete gitmiştim.Yanında başka kişiler vardı. Onları uğurlarken (Aksu’ya söylediklerim bir kulağından girdi ötekinden çıktı) diye bir cümle sarfetti. Çekindiğimden ne olduğunu kendisine soramadım. Çıkarken yakınlarından birine (Bu ne demekti?) diye sordum. Orada anlattılar.”
Bu nedenle olayı her şeye rağmen “dedikodu da olabilir” şerhiyle yazıyorum. Ama ne olursa olsun, Demirel’in söylediği iddia edilen cümlede bir yanlışlık yok. Bu hükümet Güneydoğu konusunda net bir politika belileyemediği için bir gün terör, bir gün Kürt sorunu, bir gün alt kimlik üst kimlik tartışması açarak zihinleri de bulandırdı. Üstüne bir de Amerika’nın Irak politikasında Türkiye’yi sıkıştıran tavırları gelince halkın önemli bir bölümünde öfke damarının kabarmasına neden oldu.
Bugün “Milliyetçilik yükseliyor, bunun sonu tehlikeli” diye feryat eden bazı entellektüel (!) kesimlerin kısa bir süre önce Tayyip Bey’in sözlerine verdikleri destek geliyor aklıma.
O günlerde sözde “demokrasi ve özgürlükler” adına Başbakan’a adeta yağ yakan çevreler şimdi artan milliyetçilik duygularından rahatsız oluyor.
Son derece önemli ve etkili konularda günlük politikalar yapmaya bayılanların, geldiğimiz noktadan şikayetçi olmaya ve bu sefer panik halinde toplumu etkilemeye çalışmaları bana anlamsız geliyor.
Canımı çok sıkan bir telefon konuşması
Perşembe günü rakıya “Ata” ve “Sarı Zeybek” adlarının verilmesine karşı olduğumu anlatan bir yazı yazmıştım. O yazı yayınlandıktan hemen sonra CHP örgütüne yakınlığı ile tanıdığım biri telefon etti. Canımı çok sıkan bazı şeyler söyledi. Bunu sizlerle paylaşmak istiyorum:
- Şinasi Öktem’i tanır mısınız?
- Belediye Başkanıydı.
- Evet eskiden ama.
- Ümraniye değil mi?
- Evet ama şimdi CHP İstanbul İl Başkanı.
- Hatırladım, hiç karşılaştık mı onu da hatırlamıyorum.
- Öyle olduğunu tahmin ettiğim için aradım zaten.
- Hayrola, konu nedir?
- Bugünkü rakı yazısı.
- Evet ne olmuş?
- Konuyu ortaya Şinasi Öktem atmıştı.
- Gerçekten mi, CHP olduğu biliyorum da.
- Tamam CHP gibi oldu ama, konunun sahibi Şinasi Öktem.
- Ne var bunda?
- Öktem içki işine girdi.
- Yok canım, ne var bunda?
- Bir yerde Ata’yı çıkaran firmaya rakip.
- Türkiye’de bir sürü içki firması var.
- Evet ama bu şirketlerden biri CHP’li olunca iş değişiyor.
- ????
- CHP içinde pekçok kişi Şinasi Öktem’in bu çıkışını kendi işine bağlıyor.
- Yani?
- Rakip firmayı zora sokmak istediği konuşuluyor.
- Olabilir mi böyle bir şey?
- Neden olmasın, sanki bundan önce olmadı mı?
- Çok şaşırdım ve üzüldüm.
- Niye üzülüyorsunuz ki?
- Nedeni var mı, aylar öncesinden yazmayı düşündüğüm bir konuyu ne hale getirdiniz?
- Ben sizi suçlamak istemiyorum, sadece durumu bilin istedim.
- İlk fırsatta Şinasi Öktem’in böyle bir bağlantısı var mı onu araştıracağım.
- Tabii araştırın, ama içki şirketi olduğu doğru.
- Nerede bu firma.
- Tekirdağ’da.
- Ne yapıyor?
- Bağları var, şarap üretiyor, Öktem şarapları.
- Bu konuyu da bilmiyorum, bakacağım,
- Bakın tabii, ama bilin ki CHP’de bu konu sıkıntı yarattı.
- Yani rakıya Ata adının verilmesini eleştirmiyorlar mı?
- Eleştiriyorlar da bunun Öktem’den çıkması rahatsızlık yaratmış.
- Bu tarafı beni ilgilendirmiyor elbette. Ben rakı ya da herhangi bir ticari ürünün Atatürk’ü çağrıştırmasına karşı çıkıyorum.
- Bunu savunanlar, ne var bunda diyenler de var.
- Herkes aynı görüşte olamaz. Benim değerlerime göre böyle.
- Haklısınız.
- Ama canımı çok sıktınız.
- Sıkılmayın, ben bilgi sahibi olasınız istedim.
- Teşekkürler.
Bu konuşmadan sonra Şinasi Öktem’i bulmaya çalıştım. Şimdi kendisinden ricam, bu konuya mutlaka bir açıklık getirmesi. Gerçekten Tekirdağ’da şarap üretiyor mu, rakı konusunu ortaya atarken ticari bazı kaygıları da var mıydı?
Bunu öğrenmek herkesin hakkı.
Vakti zamanı gelince
Tayyip bey son günlerde “vakti zamanı gelince” deyimini pek kullanır oldu.
Yolsuzluktan mı söz edecek “Vakti zamanı gelince onu da açıklarız” diyor.
Terör ve çetelerden mi bahis açıldı “Vakti zamanı gelince açıklayacağımız şeyler olacaktır” diyor.
Cumhurbaşkanlığı seçimi için de sürekli “vakti zamanı gelince” söylemine sarılıyor.
Tayyip Bey’i dinleyince sanırsınız ki bir Başbakanla değil de bir muhalefet üyesiyle konuşuyorsunuz.
Bir başbakan “vakti zamanı gelince” deyimini kullanamaz. Çünkü eğer ortada acil bir sorun varsa Başbakan zaten onları çözmekle görevlidir. Bunları sıraya sokmaya ve hele hele bunları bir tehdit aracı gibi kullanmaya hiç hakkı olamaz. Dink cinayeti ile ilgili arapsaçına dönmüş iddialar varken eğer Başbakan bir şeyler bildiğini ama bunları “vakti zamanında” açıklamak istediğini söylüyorsa bunda iyi bir devlet yönetimi anlayışı ve dürüst siyaset yok demektir.
“Vakti zamanı gelince” derseniz kimi rakipleri tehdit etmek, korkutmak amacı olduğu iması ile karşı karşıya kalırsınız.

