Şu işe bakın ki, pazartesi sohbetinde “Hilmi Özkök’ün de ifadesi alınsın” dediğim yazı yayınlandığı sırada meğer Ergenekon savcıları emekli Genelkurmay Başkanı’nın ifadesini almışlar bile.
Haber sadece Milliyet Gazetesi’nde yayınlandı. Haberi öğrenip gazetesinin manşetine taşıyan Tolga Şardan’ı kutlamak gerek. Maazallah bu haber önceki gece yarısı Vatan’a da gelmiş olsaydı, benim yazı okunmadan güme gidecekti.
Tabii burada ilginç olan savcıların Özkök’ün ifadesini “gizlice” almaları. Sadece gizlilik de değil, savcılar, yargının önünde dağdaki çobanla eşit olan emekli Genelkurmay Başkanı’na ayrıcalık tanıyarak İstanbul’a kadar zahmet etmesine bile izin vermeyip kendileri İzmir’e gitmişler.
Şimdi savcıların demokratlığına leke sürdürmeyen ve “Kimseye ayrıcalık tanınamaz” diyen sözde liberallerin bu ayrıcalık karşısında ne diyeceklerini merak ediyorum.
Bunun dışında bir gerçeği daha öğrenmiş olduk. Demek ki ifade almalar, kişilerin onurlarına saygı duyularak yapılabiliyor. Ergenekon savcıları isteseler Özkök’ü sabahın köründe evinden alıp, uçağa “mevcutlu” bindirip İstanbul’a da getirebilirdi.
Ama savcılar böyle yapmadılar, nezaket içinde davranıp paşanın ayağına kadar bile gittiler. Hayırlı bir gelişmedir bu.
Tolga Şardan’ın haberine göre Özkök’ün ifadesi tam 8 saat sürmüş. Emekli paşa “Bildiklerimi anlattım” demiş. Acaba bildikleri neydi? Dünkü yazımda da belirttiğim gibi eğer “Evet, bir darbe hazırlamışlardı, ama ben engelledim” dediyse bile görevi ihmal suçu işlemiş olacak.
Yok “Böyle bir şey kesinlikle yok, darbe planı filan yapılmadı, zaten ben de bu yüzden bu orgeneraller emekli olurken kendilerine birer şeref madalyası taktım” dediyse bu kez de iddianame çok zayıflayacak.
Şimdi sanıyorum sırada Özden Örnek’in olması gerek. O günlükler doğru mu değil mi, kurmaca mı bunları henüz tam anlamış değiliz.
Başbuğ bu sorulara cevap verecek mi?
Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ yarın bir basın toplantısı yapacak. Daha önce İstanbul’da yaptığı toplantıda “Bugün güncel konulara giremeyeceğim, bunları basın toplantısında açıklayacağım” diyen Başbuğ’un yarın çok merak edilen sorulara da cevap vermesi bekleniyor.
ÖNCE MGK: Başbuğ’un basın toplantısından önce bugün MGK olağan aylık toplantısı yapılacak. Büyük ihtimalle Genelkurmay Başkanı’nın basın toplantısında yapacağı açıklamalar bu toplantıda şekillenmiş olacak. Tahminim Başbuğ basın toplantısını özellikle MGK sonrasına bıraktı. Bu da MGK’nın hükümet kanadının bir sürprizle karşılaşmamasını amaçlıyor.
ÖNEMLİ SORULAR: Aşağıda kamuoyunun merak ettiği bazı konuları soru haline getirdim. Sanıyorum zaten bu sorular toplantıya katılacak gazeteci arkadaşlarımız tarafından sorulacaktır.
- Özden Örnek’e atfedilen günlüklerle ilgili bir çalışma yapıldı mı? Örnek’in ifadesine başvuruldu mu?
- Medyaya Ayışığı, Sarıkız ve Eldiven olarak yansıyan darbe planları ile ilgili askeri savcılık herhangi bir çalışma yaptı mı?
- Eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’ün demokrat bir tavır takınarak darbeleri önlediği ileri sürülüyor. Konu Özkök’e soruldu mu?
- Medyada her gün Silahlı Kuvvetler’le ilgili gizli olması gereken bilgiler yayınlanıyor. Bu sızmanın nasıl olduğu araştırıldı mı?
- Askeri bölgelerde ya da yakınlarında toprağa gömülü silahlar ortaya çıkıyor. Bunların Silahlı Kuvvetler’le ilgisi var mı?
- Emekli subay ve astsubayların dışında muvazzaf subay ve astsubaylar da tutuklandı. Adı geçen kişilerle ilgili bugüne kadar hiç istihbarat alınmış ve yasal işlem yapılmış mıydı, yoksa suçlamalardan bir sivil savcının harekete geçmesinden sonra mı haberiniz oldu?
- Eğer bu konular savcının harekete geçmesinden sonra öğrenildiyse, istihbarata çok büyük kaynak ayıran Genelkurmay’ın bundaki sorumluluğu nedir?
- JİTEM adı verilen yapılanma gerçekten var mıdır?
- Güneydoğu’daki terörle mücadelede yasa ve hukukun dışına çıkmış eylem ve uygulamalar saptanmış mıdır, bunlarla ilgili hangi idari işlemler yapılmıştır?
- Türk Silahlı Kuvvetleri’nin içinde yapılanan bazı örgütlerin adam kaçırdıkları, işkence yaptıkları, insanları kurşuna dizdikleri, üzerine benzin döküp yaktıkları, cesetleri ortadan kaldırmak için üzerine asit dökerek kuyulara gömdükleri ileri sürülüyor. Bunlarla ilgili bir araştırma yapıldı mı?
- Bazı haberlerde “resmi kayıt olduğu” izlenimi veren ifadeler ve insanı hayrete düşürecek ayrıntılar var. Bu bilgiler nasıl ve nereden alınıyor, hiçbir cevap verilmediğine göre doğrulukları kabul mü ediliyor ve en önemlisi yoksa bu bilgiler devletin resmi gizli kayıtlarında mı var?
- Veli Küçük’ün tutuklanmadan önce Silahlı Kuvvetler tarafından istenmeyen kişi ilan edildiği ve orduevlerinden yararlanmasının engellendiği doğru mu?
- Şener Eruygur ve Hurşit Tolon’un tutuklanmasından sonra Kocaeli’de görevli bir general sivil kıyafetle cezaevinde ziyarete gitti. Bu ziyaret sizin emrinizle mi gerçekleşti? Eğer böyleyse bu ilgi ve şefkat devam ediyor mu?
- Sizin döneminizden önce de olsa Türk subay ve astsubaylarının başına çuval geçirilmesi ile ilgili Genelkurmay’da herhangi bir soruşturma inceleme yapıldı mı, herhangi bir kişiye bir ceza verildi mi?
- Çuval olayına misilleme olarak PKK itirafçıları kullanılarak tuzağa düşürülen Amerikalı askerlerin başına don geçirildi mi?
- Türk Hava Kuvvetleri’nin Awacs uçaklarına gerçekten ihtiyacı var mı? Parası ödenen bu uçakların teslimi ne zaman yapılacak?
- Türkiye’nin 6.5 milyar dolara denizaltı almasının gerekçesi nedir?
Domuz gribi
Kendi sorunlarımız içinde boğuşuyoruz ama dünya büyük bir felaket sinyalinin paniği içinde. Meksika’da çıkan ve hızla yayılmaya başlayan domuz gribi insanları öldürüyor. Tıp şu anda çaresizlik içinde bu virüsün nasıl durduracağını bulmaya çalışıyor.
Kıtalararası ulaşımın çok kolay olduğu günümüzde bu virüsün bir anda dünyayı sarması hiç de şaşırtıcı olmaz. Virüsün birkaç saatlik uçak yolculuğu ile Türkiye’ye gelmeyeceğini kimse garanti edemez.
Ancak sevinçle gördüm ki, pek alışık olmadığımız biçimde bu kez Sağlık Bakanlığı çok hızlı hareket ederek domuz gribi ile ilgili önlemler alındığını açıkladı.
Öncelikle uluslararası havalimanlarında sağlık kontrolü yapılmaya başlanması ve tüm sağlık ünitelerinin alarma geçirilmesi son derece doğru bir karar.
Umarım bu çalışmalar aksatılmaz, denetimler ciddi biçimde yapılır ve bu ölümcül virüs Türkiye’yi gerçek anlamda “teğet” geçer.
Tabii domuz gribinin de tıpkı SARS olayı gibi “sahte” çıkması olasılığını göz ardı etmemek de gerek.

