Darbeyle didişilmez hesap sorulur

Haberin Devamı

Sevgili okurlar; ortaya bir belge atıldı. Buna göre Silahlı Kuvvetler AKP’yi ve Fethullah Gülen cemaatini bitirmek için bir plan hazırlıyor. Bu planın uygulanması ile AKP ve Gülen zora sokulacak, halkın gözünden düşürülecek ve bu iktidar bir daha gelmemek üzere bitirilecek.

Gözler orduda

Belge doğal olarak sadece Silahlı Kuvvetler’i hedef alıyor. Zaten bu tür bir eylemi sevk ve idarede ordudan başkası da başarılı olamaz. Ama ortadaki sorun belgenin doğru olup olmadığı konusundaki kuşkular. Gerçekten Silahlı Kuvvetler böyle bir plan hazırladı mı hazırlamadı mı?

Orduya hakaret fırsatı

Belge olayı ortaya atıldığından bu yana Türk Silahlı Kuvvetleri’ne yönelik çok ağır bir suçlama ve hakaret kampanyası sürdürülüyor. Silahlı Kuvvetler ise bu konuda nedense sessiz. Sadece Genelkurmay Başkanı olayın ortaya atılmasından 4 gün sonra “inceleme yapılacağını” ve “sorumluların ortaya çıkarılacağını” söyledi.

Bu sessizlik neden?

İlk günden beri merak ettiğim bir nokta var. Genelkurmay neden 4 gün boyunca hiçbir açıklama yapmadı? Neden ardından “muğlak” ifadelerle dolu bir açıklama yapıldı? Ve Genelkurmay Başkanı neden belgenin sahte olduğu konusunu kamuoyuna açıklamak için bir gazetenin genel yayın müdürünü seçti?

Cevapsız sorular

Genelkurmay Başkanı “Belge kesin sahte, ama yine de inceliyoruz” açıklamasını bir gazeteciye yaptı ama arkası gelmedi. O açıklamadan bu yana neredeyse bir hafta geçti, bir arpa boyu yol alınmadı. Buna karşı “belgenin doğru olduğu” ve “ordunun darbeye hazırlandığı” iddiaları ayyuka çıktı. Silahlı Kuvvetler’in bu tavrı gerçekten demokrasi ve hukuk devletine inananları ciddi biçimde sıkıntıya sokuyor.

Hedefe giden yol

Bugünkü iktidar ve yandaşlarının ana hedefi, Türkiye Cumhuriyeti’nin temel felsefesini, Atatürk ilke ve devrimlerini ve en önemlisi laiklik kavramını ortadan kaldırmak. Bu konuda tek engel olarak görülen Silahlı Kuvvetler’in yıpratılması ve etkisiz hale getirilmesi büyük önem kazanıyor. Son üç yıldır yapılan da budur. Ve üzülerek söylemeliyim ki asker de bu baskı karşısında demokrasiye saygı adına etkisizleşmiyorsa da kimliksizleşiyor.

Demokrasi aldatmacası

Zihinlerinde asla demokrasi ve hukuk devleti kavramına yer olmayanlar, İslam devletine giden yolda kitleleri etkilemek ve muhalefeti sindirmek için demokrasiye inanmanın temel koşullarından birinin askere hakaret etmek olduğu fikrini kabul ettirmek istiyorlar. Ne yazık ki özellikle 12 Eylül’den sonra adeta afyonlanan kitleler bu demokrasi aldatmacasının kurbanı oluyor.

Bu bir paranoyadır

Bundan önce de defalarca yazdım. Türkiye’de darbe olacağını sanmak büyük bir paranoyadır. Geçmişteki müdahaleleri bahane edip “Peki bunlar neydi?” diye sormak tarihi ve siyaseti bilmemektir. Günümüzde ne askerin buna kalkışması ne de çağdaş dünyanın böyle bir şeye izin vermesi mümkün. Öte yandan bugün liberallik adına gürültü çıkaranlar 10 yıl önce askeri müdahaleleri dış desteklere bağlıyordu. Bu bile bugün sahtekârlık yaptıklarının kanıtı değil midir?

Temel gıda mağdurluk

Bunun böyle olduğunu AKP ve yandaşları da elbette çok iyi biliyor. Ama bildikleri bir şey daha var ki, bu iktidarın en temel gıda maddesi mağduru oynamak. Bu nedenle sürekli asker tehdidi gündeme getiriliyor, bu nedenle sonuçsuz kalması planlanan türban atakları yapılıyor, bu nedenle Anayasa Mahkemesi’nden döneceği bilinen yasalar çıkarılıyor.

Darbeyle didişmek

İşte temel anlayış böyle olunca AKP iktidarı darbeyle didişiyor ama hesap sormayı akıl edemiyor. Oysa eğer AKP ve yandaşları söylemlerinde samimiyseler darbeyle didişmek yerine çıkaracakları kanunlarla darbeden ve darbeciden hesap sormalıdırlar. 12 Eylül’e ve anayasasına bu kadar eleştiri yöneltmek yerine Anayasa’daki geçici maddenin kaldırılması ve darbe yapanlardan hesap sorulması daha doğru olur.

Eylem yerine şov

Oysa AKP eylem yapmak yerine anlamsız şovlarla kamuoyunu oyalamayı tercih ediyor. Ne olduğu henüz belirsiz bir belgeye dayanarak savcılık kapısına koşmak ve bir hedef göstermeden suç duyurusunda bulunmak sadece bir gösteridir, milleti kandırmaktır. Üstelik zaten şikâyet edilen belge savcıların elinde. Savcılar acaba neden harekete geçmemişler de, belgenin bir gazeteye sızdırılmasını beklemişler?

Görevini yapsın yeter

Bu durumda hükümet suç duyurusu komikliği yerine gereğini yerine getirmek durumundadır. Eğer bir darbe belgesi savcıların elindeyse, öncelikle savcılara neden harekete geçmedikleri sorulmalıdır. Hükümet ise bu konuda hesap sormak yerine savcıların da elini kolunu bağlıyor. Bu suç duyurusu ile savcılar ne yapacaktır? Genelkurmay Başkanı’nı çağırmaktan başka çare var mıdır? Kim bilir belki de amaç bu.

O albay oturuyor

Aslına bakarsanız içinde isim geçmeyen ve hedefi belli olmayan suç duyurusu iktidarın da bir kaçış kapısı gibi. Normal koşullarda belge ortaya çıktığı andan itibaren en azından adı geçen albay açığa alınmalıydı. Genelkurmay Başkanı’na bir gazeteci değil Başbakan “Bu belge doğru mu” diye sormalıydı. Oysa Başbakan üç gün hiç bir şey sormadı ve belgeyi doğru kabul ederek konuşma bile yaptı.

Arınç şaşırtıyor

Sevgili okurlar; hükümete yeni giren Bülent Arınç beni şaşırtmaya devam ediyor. Deniz Feneri konusunda gerçekten alkışlanacak bir çıkış yapan, ama lafı yerlerde sürünen Arınç, sanıyorum buradaki mahcubiyetini örtmek için henüz ne olduğu kanıtlanamayan belgeye sarıldı. Arınç bu tür çıkışlarıyla belki fanatiklerin alkışını alır ama itibarının hızla düştüğünü de görmeli.

Devlete meydan okuyan vali

Bülent Arınç’ın konuştuğu Fethullah Gülen cemaatinin Abant toplantısında kürsüye çıkan Bolu Valisi ise devlete ve rejime meydan okumanın doruklarında dolaştı adeta. Kendisini AKP hükümetin koruyucusu ilan eden bu vali AKP iktidarının kadrolaşma konusunda ne kadar gözü kara davrandığının da kanıtıdır. Ama ne yazık ki normal koşullarda hemen görevden alınması gereken bu vali iki bakan tarafından da şiddetle alkışlandı.

Bugün ART’deyim

Bu akşam ART’de Lale Şıvgın’ın sunduğu Beyin Fırtınası programına katılıyorum. Son günlerin gelişmelerini konuşacağımız programın diğer konuğu Süheyl Batum. ART’deki program saat 21.00’de başlayacak. Haber vereyim istedim.


DİĞER YENİ YAZILAR