Hiç lafı uzatmadan söylemek istiyorum; dün Türkiye için bir dönüm noktası olmuştur. Ve şunu da hemen söylemek istiyorum; yarından itibaren artık dünün etkisinin hızla kalkmaya başlayacağını göreceksiniz.
4.5 yıldır sesi neredeyse hiç çıkmayan, çıkarmak isteyenin de susturulduğu Türkiye’de milyonlarca kişi ayağa kalktı. Milyonlar Türkiye’nin, Cumhuriyet ilkelerinin, laikliğin, sosyal hukuk devletinin sahibi olduğunu gösterdi.
Şimdi siyasal İslamcılar’la sözde demokrat yandaşları mitinge katılanların sayısı üzerine küçültücü hesaplar yapmak isteyeceklerdir. Kimse buna öfkelenmesin, herkes neyin ne olduğunu görüyor, güneşin balçıkla sıvanmayacağını biliyor.
Dün Ankara’da miting alanının dört bir yanını gezdim. Ortalık bir çiçek bahçesi gibiydi.
Genci, yaşlısı, kadını erkeği, fakiri zengini tek yürek olmuştu.
Günlerdir sözde demokratların ve siyasal İslamcılar’ın “darbecilerin peşine takılmayın” çırpınışlarına en güzel cevabı verdi milyonlarca insan.
Sadece hipodrom ve çevresinde birlikte gelen gruplar toplanmış ve topluca yürüyüşe geçmişti ki, bu da son derece normal. Çünkü herkes bir noktadan hareket edip yine aynı noktada toplanıp geldikleri yere döneceklerdi.
Bunun dışında önlerinde bir önder. bir pankart olmayan yüzbinlerce kişi akın akın Tandoğan ve Anıtkabir’e doğru yürüyordu. Herkesin yüzü gülüyordu, kimi de sevinçten ağlıyordu.
Dünkü gösteri, Cumhuriyet tarihinin en büyük kitle gösterisiydi. Ne zamanında Ecevit’in Demirel’in mitingleri, ne 1 Mayıs toplantıları dünkü görkemi asla yakalamamıştı.
Dün “darbe darbe” diye histeri çığlıkları atanlara karşı bir darbe yapıldı. Bu halk darbesiydi. Milyonlar yaşam biçimlerinin değiştirilmek istenmesine karşı tepkilerini korkmadan, çekinmeden, samimiyetle dile getirdiler.
“Darbe” çığlıkları atanlar, karşılarında asker yerine milyonlarca sivilin “yalnız değiliz” gürleyişi karşısında ne diyeceklerini gerçekten çok merak ediyorum.
Atatürk ilke ve devrimlerine bağlı, laik, demokratik hukuk devletine sadık Türkiye’nin gerçek sahipleri dünkü sınavdan yüzlerinin akıyla çıktılar.
Bakalım Türk halkının bu mesajını “ilgili” çevreler nasıl algılayacak?
30 yıl öncesi yaratılan korku nihayet kırıldı
Bundan tam 30 yıl önce, 1 Mayıs 1977’de Taksim’de dünkü kalabalık kadar olmasa bile 500 binin üzerinde bir kalabalık 1 Mayıs bayramını kutlamak için bir araya gelmişti.
Hain bir el bu mutlu günün sonunda kargaşa yaratmış ve 39 kişiyi kaybetmiştik.
Ama bu hain provokasyonun etkisi tam 30 yıl sürdü.
1977 yılından beri, kendiliğinden oluşan iki cenaze töreni dışında yüzbinlerce kişiyi bir araya getiren bir miting asla yapılamadı. Çünkü halk bu tür toplantılardan korkar hale getirilmişti. 1977’yi izleyen 15 yıl içinde İstanbul’da pek çok aile 1 Mayıs günlerini kent dışında geçirmeyi bile tercih etti. Korku herkesin yüreğine salınmıştı.
Bu nedenle hiçbir siyasi lider ya da sivil toplum kuruluşu büyük kitle gösterileri düzenlemeyi göze alamadı, göze alanlar da hüsrana uğradı.
Ama dün bu korkunun da bittiği gündü. 30 yıl sonra halk üzerindeki korkuyu ve endişeyi atarak özgürce Atatürk’e koştu. Bu da bir devrimdir.
"Bu ne utanmazlık"
Mitingi izleyen insanlar sürekli cep telefonlarıyla buraya gelemeyen yakınlarına gördükleri manzarayı anlatıyorlardı. En büyük tepki Kanaltürk dışındaki haber televizyonlarının mitinge ilgi göstermemesi üzerine oluyordu.
Telefonlarda konuşanlardan “Ne ayıp, buradaki milyonlarca insanı görmezden mi geliyorlar, yazıklar olsun” sözleri yükseliyordu.
Bu arada en büyük tepkiyi alan kurumların başında da DİSK, Türk-İş, KEKS ve TMMOB geliyordu. Çünkü bu kitle örgütlerinin liderleri bir gece önce televizyonlarda boy gösterip “Biz de laikliğe bağlıyız ama darbecilerin de peşinden gitmeyiz” demişlerdi.
Milyonlar kendilerine darbeci yakıştırması yapan bu kuruluşların başkanlarını “utanmazlar” olarak niteliyordu.
İnsanlar aralarında konuşurken “Ben Türk-İş üyesiyim, ama buradayım” diyen de vardı “Bana ne başkandan, ben DİSK üyesi olarak katıldım kardeşim” öfkesini gösteren de, “Mimarım ama TMMOB beni temsil etmiyor” diye haykıran da.
Bu tepkileri dinlerken ben de düşündüm. Gerçekten DİSK, Türk-İş, KEK, TMMOB Başkanları ne iş yaparlar? Bu kadar büyük kitle örgütlerinin liderleri hangi hakla bu görkemli kalabalığı “darbeci” olarak tanımlama küstahlığını nasıl gösterebilirler.
Öfkeleri dinledikten sonra ben de kendi kendime “Bunlar gerçekten utanmaz” diye geçirdim içimden.
Tek üniformalı bile yoktu
Cumhuriyet tarihinin en görkemli mitingini izlerken çok dikkat çekici bir gözlemim oldu. Mitingin yapıldığı Tandoğan alanı ile bu alana açılan tüm cadde ve sokakları hıncahınç dolduran yoğun kalabalık içinde asker üniformalı tek kişiye bile rastlamadım.
Askerler belli ki bu büyük sivil inisiyatifin herhangi bir şekilde zarar görmemesi için son derece özenli daranmışlardı. Öyle ki Anıtkabir’de bile nöbet tutan askerler dışında üniformalı bir kişi yoktu. Anıtkabir’in resmi görevlilerinin hepsi sivil giysiler içindeydi. Bu sivil görevliler olağanüstü bir titizlik ve nezaket içinde Anıtkabir’i saatlerce doldurup boşaltan milyonlarca insanın rahatını sağladılar.
Bugün ‘Her Açıdan’dayım
Gazeteci Ruhat Mengi’nin Pazar günü saat 12.00’de Star TV’de yayınlanan “Her Açıdan” programında, Ankara’daki tarihi mitingin basına ve televizyonlara yansımayan ayrıntılarını anlatacağım. Bu muhteşem mitingin bundan sonra siyasi hayatımıza olan yansımalarını da diğer konuklarla paylaşacağım.

