Cumhuriyet yeteri kadar taviz verdi

Haberin Devamı

Türban tartışmalarıyla birlikte çok sık duyduğumuz sözlerden biri de “Kimsenin kılık kıyafetine karışmıyoruz.” Bu sözü ben de sık sık kullanıyorum. Gerçekten de şu anda tartışılan insanların kılık kıyafetleri değil, simge niteliğindeki bazı kıyafetlerin ısrarla devlet yönetimine de sokulmak istenmesi.

Oysa “Kimsenin kılık kıyafetine karışmıyoruz” sözü bile devrim kanunlarına aykırıdır. Türkiye Cumhuriyeti bir imparatorluğun kötü yönetimle ve dışa bağımlılıkla batırılmasından sonra bir avuç idealist tarafından kurulmuştur.

Bu kuruluş aşamasında binlerce şehit verilmiş, ülke düşman işgalinden kurtarılmış, yepyeni bir anlayış ve felsefe yaratılmıştır.

Bu yeni felsefe kendi ilke ve devrimlerini de uygulamaya sokmuştur. Bu devrimlerden biri de kıyafetle ilgili olanıdır. Buna göre yeni cumhuriyetin vatandaşlarının çarşaf giymesi, peçe takması, cüppe, sarık, fes ve şalvarla gezmesi yasaklanmıştır.

Ancak aradan geçen 85 yılda gerek Türkiye’de gerekse dünyada yaşanan sosyal gelişmeler nedeniyle kıyafet kanunu ilk günkü sertliğinden taviz vermiştir.

Cumhuriyet rejiminin hoşgörüsü nedeniyle palazlanan ve asıl hedefleri tüm cumhuriyet ilke devrimlerini ortadan kaldırmak olan çevreler, güçlerinin son noktasına geldiklerini düşünerek şimdi harekete geçtiler.

Ama şunu da herkes bilmelidir ki, insanların özgürlüklerini baskı ve dayatma ile ipotek altına almak isteyen, bir ülkenin kuruluş felsefesine nefret kusan, kuruluş felsefesini ve devrimlerini yıkmak istenler mutlaka hüsrana uğrayacaktır. Cumhuriyet yeteri kadar taviz verdi artık.

*****

Cumhuriyet’le kıyaslamak

Bugün İstanbul Valisi Sayın Muammer Güler’e söylemek istediğim bir şey var. Pek sayın valim; İstanbul’un kültür kenti olma toplantısında yaptığınız konuşmayı dinledim. Ancak bir cümlenize çok takıldığımı söylemeden geçemeyeceğim.

Efendim diyorsunuz ki “İstanbul’a son beş yılda Cumhuriyet tarihindekinden fazla yatırım yapıldı.” İyi güzel Sayın Valim, siz de bu beş yıl içinde görevdeydiniz. Elbette bazı başarıları üstlenmeniz ve bunları anlatmanız çok doğal.

Anlayamadığım kendi döneminizle, pek tabii ki AKP dönemiyle Cumhuriyet’in tamamını kıyaslamaya kalkışmanız.

Yani “Cumhuriyet tarihinden bile fazla” diyerek ne demek istiyorsunuz? Son beş yılda önemli işler yapılmış olabilir, ama unutmayın ki İstanbul en büyük eserlerine de cumhuriyet döneminde kavuştu.

Sevgili Vali Beyciğim, sözleriniz iktidar mensuplarının çok hoşuna gidebilir. Eh haklısınız, şu anda kaderiniz de onların elinde, hani kendi deyimleriyle “İsterseniz böyle konuşmayın” ama bana yine de dokunuyor.

*****

Bu adam istifa etmeli

Yahu bu ne iştir kardeşim, koca YÖK Başkanı için bakanlardan biri “İsterse konuşmasın” diyor, o adam hâlâ yerinde oturuyor. Üstelik tuhaf gülümsemesinden de hiçbir şey kaybetmiyor.

Kardeşim üzerinde profesör unvanı var. Bunu nasıl aldığını bilmiyorum ama insan hiç olmazsa bu unvandan biraz utanır. Koca bir profesörün emir eri durumuna getirildiği nerede duyulmuş şeydir.

Ama belli ki bu adamın tındığı bile yok. Baksana “İsterse konuşmasın” fırçasından sonra alelacele imam hatiplileri nasıl üniversiteye sokarım telaşına kapılmış. “Sıkıysa yapmasın” bakalım. Bu nedenle aralık ayının başından bu yana YÖK Genel Kurulu’nu bile toplamamış. “Sıkıysa toplasın.”

Yazık bu ülkeye çok yazık. Üniversitelerimiz böyle bir kafanın yönetiminde mi olacaktı?

*****

Ayna

Köylü adamın biri iş icabı kasabaya inmiş. Dönerken karısına hediye olsun diye bir ayna satın almış. Eve geldiğinde daha önce hiç ayna görmemiş karısına aynayı vermiş. Karısı aynaya bakınca ağlaya ağlaya anasının yanına koşmuş, “Ana, ana bak oğlunun yaptığına. Bunca yıldan sonra üzerime kuma getirmiş” diyerek aynayı anasına uzatmış. Anası aynaya bakınca “Tüüü.. Gözün kör olmasın damat, bu karı hem yaşlı hem çirkin” demiş.

*****

Her durumda evlenin. İyi bir eşiniz olursa mutlu olursunuz.

Eşiniz kötü olursa filozof olursunuz..

Sokrates

*****

Var mısın oğlum

Ergenekon olayında tutuklanan tetikçi ile azmettirici neredeyse herkesin dinlediği “telefonda!” konuşuyor.

- Orhan Pamuk işini halledince iki trilyon da hesabımızda olacak, var mısın oğlum?

- Varım abi.

*****

Atatürk’e küfür

Atatürk’e hakaret eden Profesör Atilla Yayla’ya
3 yıl hapis cezası verildi. AB bu işe çok öfkelendi. Türkiye’deki iktidar ve ona yandaş olanlar bu karardan hiç memnun değil.

Prof. Yayla ve kendisine destek verenler “Bir bilim adamının bile görüşlerine tahammül edemeyecek miyiz?” diye feryat ediyor. Ama bakın durum o değil.

Atilla Yayla o görüşlerini örneğin Türk Tarih Kurumu’nun bilimsel bir toplantısında söylese haklı olabilirlerdi.

Oysa Yayla bu konuşmasını AKP’nin düzenlediği ve sadece partililerin katıldığı bir toplantıda yaptı. Bu durumda konuşma bilimsel olmaktan öte siyasi anlam kazanır. Ve en fenası da bir profesörün, karşısındaki topluluğun hoşlanacağı biçimde bir konuşma yapmasıdır.

Verilen cezanın niteliğini bilemem, eğer yasalarımızda varsa elbette uygulanacaktır. Ama kimse “bilimsel bir konuşma” yalanının arkasına da sığınmasın.

DİĞER YENİ YAZILAR