Cumhuriyet’in temeli 86 yıl önce bugün atılmıştı

Haberin Devamı

Bundan tam 86 yıl önce bugün Türk ulusu, “makûs talihini” nihayet yenmiş, ülkeyi dört bir yandan işgal eden, Türk ulusuna hayat hakkı tanımayan Sevr’i dayatmış emperyalist güçlere karşı zafer kazanmıştı.
Bu büyük zafer hem Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı hem de Başkomutan sıfatındaki Mustafa Kemal’in eşsiz askeri ve siyasi dehası sayesinde gerçekleşmişti.
Ülkenin her yanından şahlanan Türk ulusu, genciyle ihtiyarıyla, kadınıyla erkeğiyle, imamıyla öğretmeniyle Türk askerinin hemen yanında canı pahasına ülkesini kurtarmıştı.
30 Ağustos zaferi ile 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kurulmasıyla çıkılan “demokratik cumhuriyet” yolunun sonuna gelinmişti. Mustafa Kemal ve arkadaşları bu büyük zaferden bir yıl sonra 600 yıllık Osmanlı yönetimine son vererek genç Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmuştu.
Türkiye Cumhuriyeti, Mustafa Kemal’in yönetiminde tarihin en büyük siyasi, ekonomik ve sosyal atağına kalkarak ülkeyi çağdaş ülkeler seviyesine götürecek devrim ve ilkeleri belirlemiş, Türkiye’nin rotasını çizmişti.
Bu rota elbette hâlâ padişahlık yönetimine özlem duyan, dini, siyasi ve ticari amaçları için kullanan, Türkiye’nin Orta Çağ karanlığında kalmasından yarar umanları hiçbir zaman mutlu etmedi.
Buna karşın genç Türkiye Cumhuriyeti bütün bu ihanet ve alçaklığa direnmesini bildi. Kendi içinde yaşadığı sıkıntılara, çağdaş demokrasi ve hukuk yolundan sapma eğilimi gösterenlere rağmen ayakta durmayı başardı.
Ancak melanet şebekeleri asla boş durmadı. Tıpkı Atatürk’ün gençliğe hitabesinde söylediği gibi iç ve dış düşmanlar ele ele verdi. Yüreği bu ülke sevgisi ile dolu olanlar sindirilmeye, etkisiz hale getirilmeye çalışıldı. Bugün Türkiye çok büyük bir sıkıntı içinde. 86 yıl önce askeri bir zaferle temelleri atılan cumhuriyet can çekişir hale getirildi. Cumhuriyeti, ilke ve devrimlerini koruyabilecek tüm kurumlar delik deşik edildi. Türk ulusunun kime güveneceği konusundaki hedefler şaşırtıldı.
Ancak bütün bunlara rağmen vicdanında Atatürk ve Cumhuriyet sevgisi taşıyanların mücadele azmi, fedakârlığı, kararlılığı ilk günkü gibi devam ediyor. Türkiye Cumhiriyeti’ni ne pahasına olursa olsun yaşatmaya azimli olanlar asla yılmayacaklardır.

*****


Yeni hukuk anlayışı: “dövdümse dövdüm!”

Her şeyi bir kenara bırakın, ortada kamera kayıtlarına girmiş görüntü var. Belediye zabıtası içeri giriyor, ellerinde sopalarla bir adamı dövüyorlar. Adam olaydan 10 gün sonra bile korkudan ve şoktan konuşamıyor.
Ama Amerikan Büyükelçisi’nin “Bu ne rezalet” demesinden sonra nihayet aklı başına gelen savcılara ve yetkililere ilaveten olayın geçtiği Keçiören Belediyesi’nin Başkanı ekranlara çıkıp “Bu bir komplodur, CHP’nin oyunudur, yerel seçimlerde oy toplamak için bunu yaptılar” diyebiliyor. Pes yani.
Başkan Bey “olayı kınıyormuş” ki hiç olmazsa bunu söyleyebilmiş. Sonrası edebiyat. Oysa vahim durum: Suçlu olsun ya da olmasın bir vatandaşın dövülmesidir.
AKP iktidarı, tek başına iktidar olmanın ve önünde hiçbir engel kalmamasının verdiği cüretle kendine özgü bir hukuk düzeni kuruyor anlaşılan.
Burada vahim olan diğer yan ise, halkın bir bölümünün bu tür bir rezilliğe adeta yeşil ışık yakmasıdır. Ortadaki şiddeti yok sayıp “Ama o adam da kanunlara uymamış, dükkanını saat 23.00’te kapatmamış” bahanesinin arkasına sığınılması hukuk kavramının halk düzeyinde de erozyona uğratıldığının belgesidir.
Artık görülüyor ki, Türkiye bu tür olaylara hazırlıklı olmalı. AKP iktidarı kendi yaratmaya çalıştığı “hukuk sistemini” bu tür olaylara dayatmak ve alışkanlık oluşturmak niyetinde.
Sonumuz hayırlı olsun.

*****


Adam hem eğitimsiz hem fukara ise!...

Memduh Bayraktaroğlu dostumdan perşembe günü bir mesaj aldım. Siyasi deneyiminden ve tahminlerinden sıkça yararlandığım Bayraktaroğlu’nun bu mesajını sizlere de sunmak istedim. Takdir sizlerin:
Değerli dostum Can
İnsanların hem eğitimsiz ve hem de fukara olanları rejimle ilgilenmezler...
Ne demokrasiden anlar onlar... Ne Faşizmden...
Ne laikliği görür gözleri, ne din devletini...
Ne İslam şeriatına âşıktırlar, ne cumhuriyetin halkçılığına...
Onlar bir tek şey isterler: Aş ve oynaş...
Eğer bu ikisini parasız ve hatta hiçbir iş yapmadan verebilirsen, senin onları hangi rejimle yönettiğinin farkında bile olmazlar...
Yeter ki karınları doysun, eğlenecek bir ortamları olsun...
Ama...
Veremezsen aşı...
Bulamazlarsa bedavadan oynaşı...
Sen o zaman gör onlardaki savaşı...
Ortalığı ayağa kaldırırlar...
Bir ay önce senin uğruna evlâtlarından birini feda edebileceğini haykıranlar, seni bir kaşık suda boğabilirler...
Canım Hacı anneciğim anlatır...
Kadının biri kırk yıllık evliymiş...
Evlendiklerinde kocasının bir gözü körmüş ama adam o kadar bonkörmüş ki kadın kocasının her gece eve dolu gelen kollarına bakmaktan bir gözünün kör olduğunun farkında bile değilmiş...
Tam kırk sene sonra bir akşamüzeri adamcağız dükkânı siftahsız kapatıp eve elleri, kolları boş dönmüş...
Kadının ilk sözü şu olmuş:
“A be adam senin bir gözün körmüş ya...”
Bir fıkra da benden...
Bir İngiliz soylusu uzun yıllar yaşadığı bir Afrika ülkesinden, İngiltere’ye dönüş yapacakmış...
Yanında çalışan kölesini çağırmış...
“Bak” demiş... “Sana sevineceğin bir hediye vereceğim...”
Zavallı fukara kölenin gözlerinin içi parlamış sevinçten...
İngiliz soylu devam etmiş:
“Ben artık ülkeme dönüyor, sana bireysel özgürlüğünü hediye ediyorum...”
Fukara kölenin esmer yüzü kıpkırmızı olmuş...
Gözlerindeki parlaklık dönüşmüş gecenin rengine...
İngiliz soylusu sormuş merakla:
“Baştan sevinçle parlayan gözlerin neden birden soldu?..”
Köle bitkin ve bezgin bir ses tonuyla cevabını verirken gözlerinden birkaç damla umutsuzluk yaşı dökülmüş...
“Bana sevindirici bir hediye vereceğinizi söylediğinizde, o hediyenin av köpeğiniz olacağını sanmıştım da...”
Sevgili Can işte böyledir eğitimsiz fukaralık...
Bir av köpeğini, bireysel özgürlüğüne tercih eder...
Ve o yüzdendir ki, Türkiye, eğitimsiz fukaralarının bolluğu ile siyaset bezirgânlarının cennetidir...
Sevgi ile gözlerinden öperim...
Memduh Bayraktaroğlu

*****


Kurtlar dişlerini kaybedebilir, fakat doğalarını kaybetmezler.
Thomas Fuller

DİĞER YENİ YAZILAR