“Cumhuriyet için birlik”te ilk ses

Geçen hafta yazdığım “Sağda ya da solda birlik değil, Cumhuriyet’te birlik” yazım üzerine Liberal Parti Genel Başkanı Cem Toker aradı

Haberin Devamı

Geçen hafta yazdığım “Sağda ya da solda birlik değil, Cumhuriyet’te birlik” yazım üzerine Liberal Parti Genel Başkanı Cem Toker aradı. Öncelikle “Cumhuriyet’te Birlik” sloganı ile bir seçim ittifakı platformu oluşturmaya çalıştıklarını hatta bu projeyi noter kanalı ile tescil ettirdiklerini söyledi.

Toker geçtiğimiz yılın ortalarından itibaren hayata geçirmeye çalıştıkları projeyi anlatırken “Biz yüzde 10 barajlı bir sistemde yüksek oy alamayacağımızı bilen bir partiyiz. Ama hem bizim hem de bizim durumumuzdaki partilerin Meclis’te mutlaka temsil edilmesi gerek” dedi ve bunun da oluşturulacak bir ittifak platformu ile sağlanacağını belirtti.

Toker’e göre şu anda barajı aşma ihtimali çok düşük olan, ama gerek barındırdığı isimler gerekse temsil ettikleri görüş açısından Meclis’e mutlaka girmesi gereken 9 parti var.

Bunlar içinde biraz atak yapmaları halinde oy oranlarını yükseltebilecek DSP ve ANAP dikkat çekiyor.

Toker diyor ki “Ön koşulsuz olarak bir araya gelip bir seçim ittifakı oluşturulabilir. Burada hangi parti çatısı altında olunacağı önemli değil. Seçim sonrası için protokoller şimdiden hazırlanır. Daha önceki seçim sonuçlarına göre kimin nerede daha güçlü olduğu zaten biliniyor. Buna göre listeler hazırlanır. Toplum da böyle bir birliği arıyor. Bu ortak platform bize göre çok yüksek oy alabilir.”

Toker ittifaklardaki temel sorunu da şöyle anlatıyor: “Biraz oyu olan partiler bize ve bizim gibi olanlara (partinizi kapatın buraya gelin) şartını öne sürüyorlar. Biz Meclis’e girmek için çırpınmıyoruz ki, demokrasi gereği toplumdaki her görüş temsil edilsin istiyoruz. Parti kapatmakla birlik sağlanmaz. Oysa kurulacak ittifak daha sonra Meclis’te her partinin kendini temsil etmesi olarak hayata geçecek. Bu yapıdan güçlü bir hükümet çıkarmak da kolay olacaktır.”

Liberal Parti Genel Başkanı’nın söyledikleri bir kenara atılacak görüşler değil. Ama burada sorun partilerin lider ve yöneticilerinin egolarını yenip yenemeyeceğinde düğümleniyor.

Sokakta iki vatandaştan sıcak ilgi gören parti lideri kendisini seçim kazanacak lider olarak gördüğü sürece bu bölünmüşlük ve dağınıklık sürecektir. Bu bölünmüşlüğün karşısına tek yumruk gibi çıkan, tek bakış açılı, tek fikirli, demokrasi, hukuk ve insan haklarını pek ciddiye almayan ve temelinde dine dayanan bir siyasi hareket tek başına iktidara geliyor.

Toker’in söylediklerinden çıkardığıma göre burada top ANAP veya DSP’nin önünde duruyor. Bir cesaret göstermeleri halinde “birlik” olunması çok da zor değil.

*****

Turizmde personel eğitimi için 375 bin dolar harcayan otel
Geçen hafta 40 yıllık okul arkadaşım İsmail Yuvacan’la birlikte bir günlüğüne Antalya’ya gittik. İstanbul Erkek Lisesi’nden arkadaşlarımızla 40’ıncı yılımızı kutladığımız gecede sohbet ederken kararlaştırmıştık bu günü birlik geziyi.

İsmail Yuvacan yıllardır turizm sektörünün içinde. Pek çok büyük otelin yöneticiliğini başarıyla yaptıktan sonra şimdi büyük bir otelin sıfırdan kuruluşunu tamamlayıp açılışa hazır hale getirmenin keyfini sürüyor.

Peki biz niye Antalya’ya gittik? Oteli görmeye mi?

Hem evet, hem hayır. Evet, çünkü bir ay sonra açılacak yeni bir oteli görmek bana da ilginç geliyordu. Hayır, çünkü İsmail için önemli olan, biten bir oteli göstermek değil, burada otelin profesyonel ekibiyle yapmaya çalıştığı bir eğitim çalışmasını anlatmak.

Nisanda açılışı yapılacak olan Ela Quality Oteli’nin çok genç Genel Müdürü Ahmet Çolakoğlu ve Genel Müdür Yardımcısı Erol Sezer, bana büyük bir heyecanla “Türkiye’de ilk kez bir otel açılmadan önce tüm personel için eğitim programı yapıyoruz” diye anlatmaya başladılar.

Ben de “Gerçekten ilk mi?” diye sorunca “Başka otellerde de eğitim çalışmaları olmuştur, ama biz burada tıpkı bir okul gibi çalışıyoruz. Sadece bu eğitim için 375 bin dolar harcıyoruz” cevabını verdiler.

Ardından anlattılar: Şu anda değişik alanlarda çalışacak 300 personel sabah 09.00 akşam 17.00 arasında yoğun bir ders programı ile eğitim görüyor. Buraya katılan tüm öğrencilerin yemek ve konaklama hizmetlerini karşılıyoruz. Turizmde en büyük sorun çalışan personelin işini iyi bilmesi ve kaliteli hizmet verebilmesi. Dünyanın en lüks otellerini yapıp, içine en iyi aktiviteleri ve eğlenceleri koyun. Hiçbiri insan faktörünün yerini tutamaz. Türkiye artık bunu başarmak ve eğitim için de ciddi paralar harcamak zorunda. Biz biliyoruz ki eğitim için harcayacağımız para, çok daha büyük olarak bize yani Türkiye’ye geri dönecektir.

Turizm konusunda ilk kez bir eğitimi yerinde görmek için gittiğim Antalya’dan gülümseyen bir yüzle ve keyifli biçimde döndüm.

*****

Sürpriz isim Binali Yıldırım
AKP’liler Tayyip Bey’in Çankaya’ya çıkacağından çok emin. Siyasi çevrelere göre böyle bir durumda Başbakan da belli. Abdullah Gül. Ancak bu garanti değil.

Çok yakın görünmelerine rağmen Erdoğan ile Gül’ün aslında çok iyi anlaşamadıkları siyaset kulislerinde çok konuşulmaya başladı. Deneyimli siyasetçiler “Hiçbir lider, zamanla kendisine zarar vereceğini bildiği birinin önünü açmaz. Tayyip Erdoğan son dakika golü ile Abdullah Gül’ü devre dışı bırakacaktır” yorumunu yapıyor.

Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olması halinde, hükümeti kurmakla Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ı görevlendireceği söyleniyor. Gül’ün, Erdoğan’dan gelen her isteğe boyun eğmeyeceğini belirtenler “Tayyip Bey kendi sözünden çıkmayacak birini başbakan yapacaktır” diyorlar.

*****

Asgari ücretli ve 4 çocuklu
Asgari ücret 562 lira. Bu para ile bir kişinin geçinmesi mümkün mü? Mucizeye inanıyorsanız geçinir. Ailede kadın çalışmıyorsa bu para ile iki kişinin geçinmesi için mucize bile yeterli olmaz. Peki bir de 4 çocuğunuz varsa?

Başbakan Meclis’te sloganlar arasında sesleniyor ve diyor ki “Alacağımız tedbirlerle asgari ücretli ve 4 çocuklu bir vatandaşımız vergi ödemeyecek.” Sonra da bekârlara sesleniyor “Haydi evlenmeye.”

Sözün devamını da hayal edin. “Asgari ücretle çalışın, 4 çocuğunuz olsun, vergi vermeyin.”

Sadaka ekonomisi ile yoksullara zeytin, peynir, un, yağ, şeker, yakacak dağıtan AKP, yoksulluğu daha da kalıcı hale getirmek ve bu sayede daha çok oy almak amacıyla çok fazla çocuğu da teşvik ediyor. İşte Çankaya’ya çıkmak için direten zihniyetin çağdaşlık anlayışı bu.

DİĞER YENİ YAZILAR