Cumhurbaşkanlığı'ndan sonra değil önce bir seçim yapılmalı

Zaman zaman bir araya gelip siyasi görüşlerimizi tartıştığımız eski bir siyaset adamı ile pazar günü öğle yemeği yedik. Konu ister istemez ve zorunlu olarak Cumhurbaşkanlığı seçimlerine geldi

Haberin Devamı

Zaman zaman bir araya gelip siyasi görüşlerimizi tartıştığımız eski bir siyaset adamı ile pazar günü öğle yemeği yedik. Konu ister istemez ve zorunlu olarak Cumhurbaşkanlığı seçimlerine geldi.

Siyasetçi dostum, belki de bir daha siyasete dönmemek konusunda kararlı olduğundan olayları daha bir gülümseyerek izliyor. Sohbetimizin bir bölümünü buradan size de aktarmak istiyorum:

- 16 Aralık 2006’da yazdığın yazıyı hatırlıyor musun?

- Bütün yazılarımı hatırlıyorum da tarih dersen işin içinden çıkamam.

- Ben onu kesip saklamışım da ondan hatırlıyorum.

- Hangi yazı?

- Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra erken seçim olabilir diyordun o yazıda.

- Tamam hatırladım. O kadar olmuş mu?

- İki ay geçmiş üzerinden.

- Zaman çok hızlı akıyor demek ki.

- Senin iki ay önce yazdıkların bugün tekrar gündemde.

- Evet, Tayyip Bey de dün konuştu bu konuda.

- Seçim zamanında yapılacak diyor amaa...

- Şartlara da bakarız eklemesini yapıyor.

- Bu durumda Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra bir erken seçim yapılabilir.

- Bence bunu yapmak istiyorlar, tepkileri belki böyle azaltmak istiyorlar.

- Evet, ancak Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra yapılacak bir erken seçim sorunu çözmüyor.

- Bence de çözmez

- Sadece bazı kesimleri tatmin eder.

- Bana göre de, ayrıca ben hala aynı görüşteyim.

- Hangisi?

- Cumhurbaşkanını bu Meclis seçmemeli.

- Seçecekler gibi görünüyor.

- Yapmamalılar, bunun altından kalkmak için Türkiye ağır bir bedel ödeyecek.

- Haklısın.

- Oysa Cumhurbaşkanlığı öncesinde bir genel seçim yapılsa, sorun kendiliğinden çözülecek.

- AKP tekrar kazanabilir.

- Kazansın, ona bir şey demiyorum ki.

- Seçimi kazanırsa manzara aynı olmayacak mı?

- Nasıl kazanacağı önemli.

- Yani?

- Yanisi şu, eğer seçim sisteminin garabeti sayesinde yine iki partili Meclis olursa tartışma bitmez.

- Öyle olabilir.

- Bence olmaz. İlk seçimde bana göre Meclis’e en az 4 parti girecek.

- Hangileri?

- Onu bilmiyorum, çünkü bazı ittifaklar olabilir.

- Ona rağmen AKP tek başına kazanırsa?

- Ona söyleyecek bir şey yok ki. Eğer AKP 4 partili Meclis’te bile tek başına iktidar olma gücünü yakalarsa buna kim ne diyebilir?

- O halde şu andaki duruma da bir şey diyemeyiz.

- Nasıl diyemeyiz, Bu Meclis Cumhurbaşkanı seçme konusunda meşru değil ki?

- Neden olmasın, hükümet oldu ya?

- Hükümet olmak başka, meşru değil diyorum.

- Neden meşru olmasın?

- Seçim sistemi böyle bir aritmetik sağladı, AKP tek başına hükümet kurdu, buna bir şey diyemem. Aslında ona da denir de, uzun yıllar süren koalisyonların arkasından ister istemez bu tartışmayı yapmadık.

- Cumhurbaşkanlığı’nda değişen ne?

- Cumhurbaşkanı tüm cumhurun yani halkın başkanı.

- Hükümet öyle değil mi?

- O Türkiye Cumhuriyeti’nin hükümeti, ikisi farklı.

- Ne farkı var?

- Sen siyasetçisin, ben gazeteci ama sen beni konuşturuyorsun.

- Konuş hoşuma gitti, farkı söyle.

- Tek başına ya da koalisyon, sonuçta bir seçim sonucunda Meclis’e giriyorsunuz ve hükümeti burada oluşturuyorsunuz.

- Cumhurbaşkanı?

- Bak, bugün Meclis’te halkın yüzde 46’sı temsil edilmiyor, bu durumda Cumhurbaşkanı’nı bu Meclis’te seçmek en azından ahlaki değil.

- Siyasette ahlak?

- Canım kastettiğim o değil elbette,

- Peki peki...

- Eğer siz halkın yüzde 46’sının katılamayacağı bir ortamda Cumhurbaşkanı seçmeye kalkarsanız, bunun yaratacağı sorunları ya görmüyorsunuz demektir ya da amacınız başkadır.

- Bunlarınki başka mı?

- Bana göre öyle. Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir fırsat yakalamışlar, onu değerlendirmek istiyorlar.

- Gelelim, Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonraki erken seçime.

- Bana göre iş oraya kadar uzamayacak.

- Yani?

- AKP’liler de bu ülkede yaşıyor, mutlaka aklı selim galip gelecektir.

- Ne yapacaklar yani?

- Ben her şeye rağmen Cumhurbaşkanlığı seçiminden önce bir genel seçim umudunu taşıyorum.

- Teknik olarak zor değil mi?

- Olağanüstü durumlarda teknik zorlukları aşmak o kadar zor değil.

- Ben senin kadar umutlu değilim.

- Olsun varsın. Eğer içimizde bu umudu taşımazsak etkili olamayız. Ben aklı başında herkesin AKP’yi bu konuda uyaracağına ve onların da içlerindeki sağduyu ile hareket ederek Türkiye’yi bu badireden çıkaracaklarını umut etmek istiyorum.

- Kolay gelsin o zaman..

***

Sinyal verin
Trafikten hepimiz çok şikayetçiyiz de, biz bu kargaşanın ne kadarına biz neden oluyoruz bunu hiç düşünüyor muyuz?

Özellikle İstanbul için yazıyorum, bu kentin caddeleri de kavşakları da batılı ülkelerden pek farklı değil.

Buna rağmen araç sayısının İstanbul’dan iki kat daha fazla olduğu Paris’te bizdeki kadar şikayet olmuyor.

Gözlediğim kadarıyla bizdeki trafik keşmekeşinin bir numaralı sorumlusu sürücüler. Diğer sorunlar bana göre daha sonra gelir.

Bu nedenle trafikte gördüğüm küçük ama sonucu kaos yaratan hataları zaman zaman yazmak istiyorum.

Bugün şunu söylemek istiyorum. Kaç gündür izliyorum ve not alıyorum. Araçların neredeyse yarıya yakını asla sinyal vermiyor. Sanki bazılarına sinyal vermek ayıp gibi geliyor. Oysa sadece doğru sinyal vermek trafiğin düzgün akmasını sağlar.

Ne olur sinyal vermeye özen gösterin.

DİĞER YENİ YAZILAR