Yer muhtemelen AKP Genel Merkezi’ndeki Başbakan Tayyip Erdoğan’ın makam odası.
Odada Tayyip Bey dışında kabineden 4 bakan daha var. Bunlardan biri Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım. Diğeri, iddiaya göre Enerji Bakanı Hilmi Güner. İki bakanın ise hangileri olduğunu bilmiyorum.
Günün yorgunluğunu atmak üzere çaylar içiliyor. Konu Cumhurbaşkanlığı seçimleri. Odadaki bakanlar Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı için aday olacağından neredeyse emin. Eğer son anda başka bir şey çıkmazsa seçileceğini de adları gibi biliyorlar.
Bakanlardan biri şöyle söylüyor: “Tayyip Bey, medyada en çok yazılan konu. Sizin Çankaya’ya çıktıktan sonra hükümete karşı daha güçsüz hale geleceğiniz, hele koaliyon hükümeti olursa bunun daha da zor olacağı söyleniyor.”
Tayyip Bey eliyle “boş verin” der gibi yapıyor ve “Hiç tasalanmayın, tekrar tek başımıza iktidar olacağız” diyor.
Herkesin yüzünde geniş bir gülümseme oluşuyor.
Tayyip Bey daha sonra devam ediyor: “Ayrıca hükümetle neden sıkıntı yaşanacakmış ki, ben Cumhurbaşkanı değil miyim?”
Herkes “Evet” anlamına gelen biçimde başını sallıyor.
Tayyip Bey devam ediyor: “Anayasal yetkilerimi her durumda sonuna kadar kullanacağım.”
Odadakiler yine başlarını sallıyorlar, anlamadıkları halde anlamış gibi yapıyorlar besbelli.
Tayyip Bey sürdürüyor, “Anayasa Cumhurbaşkanına gerekli gördüğü hallerde hükümete başkanlık etme hakkını veriyor. Yani Cumhurbaşkanı istediği anda Başbakanlık görevini de üstleniyor.”
Herkesin yüzünde hayretle karışık bir hayranlık görüntüsü beliriyor.
Tayyip Bey sözünü tamamlıyor: “Bu durumda istersem her bakanlar kurulu toplantısına katılabilir ve başkanlık yapabilirim. Ki bunu mutlaka yapacağım.”
Bakanlardan biri fikri çok beğendiğini belirterek “Üstelik bu herkesin dileğinin de yerine getirilmesini sağlamış olacak” diyor.
Diğer bakanlar “Nasıl yani?” gibisinden bakıyorlar. Sözün sahibi noktayı koyuyor: “Cumhurbaşkanı olma, Başbakan olarak kal diyorlar ya, Tayyip Bey bu talebi de yerine getirmiş olmayacak mı?” Gülüyorlar...
Yukarıda anlattıklarımı, bu toplantıdan sonra bazı bakanların konuyu arkadaşları ile paylaşmaları sayesinde öğrendim. Konuşmalar bire bir aynı olmayabilir, ama esası doğrudur.
Ali Taran’ın AKP ile ilişkisi koptu
Ali Taran Türkiye’nin en başarılı reklamcılarından. Yaptığı reklamların hepsi ses getirdi, üstelik çoğu da tıpkı bir dizi film gibi izleyiciler tarafından heyecanla izlendi.
Taran 2002 genel seçimlerinde, o sırada henüz yeni kurulan Genç Parti’nin seçim kampanyasını yürütmüştü.
Taran’ın 2007 seçimlerinde ise AKP’nin reklamlarını yapacağı ve kampanyayı yöneteceği söylenmişti. Hatta pek çok yerde Taran’ın Tayyip Erdoğan’la anlaştığı yolunda haberler de çıkmıştı.
Ancak bu ilişki 10 gün kadar önce belki de bir daha kurulmamak üzere sona erdi.
Ali Taran’la AKP’nin ilişkisinin kopma nedeni ile ilgili 3-4 ayrı duyum aldım.
Birincisi: Tayyip Bey, Ali Taran’la çalışmanın zor olacağını söylemiş. Çünkü Ali Taran, reklam konusunda düşüncelerinin tartışılmasını ve işine karışılmasını pek sevmiyor. Tayyip Bey ise her saniye işin kontrolünü elinde tutmak istiyor. Burada mayanın tutması çok zor
İkincisi: AKP reklam bütçesi için 30 milyon dolar ayırmış. Taran bu miktarın az olduğunu belirtmiş. AKP yönetimi, seçimde bunun çok üzerinde bir para harcayacağı halde, resmi olarak daha büyük bir miktarı deklare etmeyi uygun bulmamış.
Üçüncüsü: Tayyip Bey yakınlarının ısrarla söylediği “Bu kişi Genç Parti’nin reklamcısıyken; Cem Uzan’ın Tayyip Erdoğan hakkında söylediği sloganları bulan kişidir, şimdi bizde olması ahlaken uygun değil” uyarılarının doğru olduğuna kanaat getirerek ilişkiyi kesmiş.
Dördüncüsü: Biraz tatsız iddia. Ali Taran’ı Tayyip Bey’e takdim eden bir danışman, Taran’dan çok yüklü bir komisyon istemiş. Taran da “Veririm ama, ben yasal çalışacağım için vergi ödüyorum, bu farkı bütçeye ekleyin” demiş. Komisyon isteyen bunu başaramayınca Taran da bu hevesten vazgeçmiş.
AKP 367’yi bulabilir
Cumhurbaşkanı adayı olmasına pek çok çevrenin kesin gözüyle baktığı Tayyip Bey’in en büyük korkusu, seçimin ilk günü Meclis’te 367 kişinin hazır bulunmaması ve CHP’nin Anayasa Mahkemesi’ne gitmesi.
Gerçi Erdoğan her yerde 367 konusunun hiçbir önemi olmadığını vurguluyor, ne CHP’nin ne de başkasının bundan bir sonuç alabileceğini söylüyor. Ama yine de garanti değil. Anayasa Mahkemesi 367 konusunda AKP’nin aleyhine bir karar verirse AKP’li birinin Cumhurbaşkanı olması neredeyse tamamen suya düşer.
İşte bir “korkulu rüya” görmemek için AKP kolları sıvamış durumdaymış. Amaç Cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turu için 354 AKP’li milletvekilinin yanı sıra 13 milletvekilini daha Meclis’e sokmakmış.
Meclis aritmetiğine bakınca 13 kişi için iki kaynak var. Biri ANAP Grubu. Onlar 21 kişi. Bir de 9 bağımsız var. AKP tüm bağımsızların Meclis’e girmesini sağlasa bile yine 4 eksik kalıyor.
AKP kurmayları bu eksiğin tamamlanmasına kesin gözüyle bakıyor. Zaten çoğu AKP’den istifa ederek ANAP’a geçen milletvekillerinden bazıları ilk seçimde “liste başı olmak kaydıyla” 367’yi tamamlama konusunda söz vermişler.
Açıkçası bu eksiği ANAP’tan ve bağımsızlardan kapatmak hiç de zor değil. Partilerinden ayrılanlar bir daha seçilemeyeceklerini düşünüyorlardı. Onlara bir beş yıl daha ikbal kapısı açılırsa tereddüt bile etmezler.
Yarını bekliyorum
Yarın salı. Meclis’te yine partilerin grup toplantıları var. Son üç haftadır AKP Grubuna dinleyici olarak gelenler tıpkı maçtaymış gibi tezahürat yapıyor. Meclis Başkanı Bülent Arınç bu görüntülerin Meclis’in saygınlığını düşürdüğünü belirtmiş ve bundan utanç duyduğunu söylemişti.
Geçen hafta Meclis’in işleyiş ve çalışmalarına ilişkin görüşmelerin yapıldığı ve AK Parti Grup Başkanvekili İrfan Gündüz, CHP Grup Başkanvekili Haluk Koç ve Anavatan Partisi Grup Başkanvekili Ömer Abuşoğlu’nun katıldığı toplantıda bazı kararlar alındı.
Arınç’ın başkanlığındaki toplantıda alınan kararlara göre, grup toplantılarında tezahürat yapılmayacak, parti genel başkanlarına hediye verilmeyecek.
İşte bu nedenle yarını bekliyorum. Bakalım Meclis Başkanı sözünü geçirebilecek mi?
Cumhurbaşkanı olacak başbakanlık yapacak!
Yer muhtemelen AKP Genel Merkezi’ndeki Başbakan Tayyip Erdoğan’ın makam odası.
Odada Tayyip Bey dışında kabineden 4 bakan daha var. Bunlardan biri Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım. Diğeri, iddiaya göre Enerji Bakanı Hilmi Güner. İki bakanın ise hangileri olduğunu bilmiyorum.
Günün yorgunluğunu atmak üzere çaylar içiliyor. Konu Cumhurbaşkanlığı seçimleri. Odadaki bakanlar Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı için aday olacağından neredeyse emin. Eğer son anda başka bir şey çıkmazsa seçileceğini de adları gibi biliyorlar.
Bakanlardan biri şöyle söylüyor: “Tayyip Bey, medyada en çok yazılan konu. Sizin Çankaya’ya çıktıktan sonra hükümete karşı daha güçsüz hale geleceğiniz, hele koaliyon hükümeti olursa bunun daha da zor olacağı söyleniyor.”
Tayyip Bey eliyle “boş verin” der gibi yapıyor ve “Hiç tasalanmayın, tekrar tek başımıza iktidar olacağız” diyor.
Herkesin yüzünde geniş bir gülümseme oluşuyor.
Tayyip Bey daha sonra devam ediyor: “Ayrıca hükümetle neden sıkıntı yaşanacakmış ki, ben Cumhurbaşkanı değil miyim?”
Herkes “Evet” anlamına gelen biçimde başını sallıyor.
Tayyip Bey devam ediyor: “Anayasal yetkilerimi her durumda sonuna kadar kullanacağım.”
Odadakiler yine başlarını sallıyorlar, anlamadıkları halde anlamış gibi yapıyorlar besbelli.
Tayyip Bey sürdürüyor, “Anayasa Cumhurbaşkanına gerekli gördüğü hallerde hükümete başkanlık etme hakkını veriyor. Yani Cumhurbaşkanı istediği anda Başbakanlık görevini de üstleniyor.”
Herkesin yüzünde hayretle karışık bir hayranlık görüntüsü beliriyor.
Tayyip Bey sözünü tamamlıyor: “Bu durumda istersem her bakanlar kurulu toplantısına katılabilir ve başkanlık yapabilirim. Ki bunu mutlaka yapacağım.”
Bakanlardan biri fikri çok beğendiğini belirterek “Üstelik bu herkesin dileğinin de yerine getirilmesini sağlamış olacak” diyor.
Diğer bakanlar “Nasıl yani?” gibisinden bakıyorlar. Sözün sahibi noktayı koyuyor: “Cumhurbaşkanı olma, Başbakan olarak kal diyorlar ya, Tayyip Bey bu talebi de yerine getirmiş olmayacak mı?” Gülüyorlar...
Yukarıda anlattıklarımı, bu toplantıdan sonra bazı bakanların konuyu arkadaşları ile paylaşmaları sayesinde öğrendim. Konuşmalar bire bir aynı olmayabilir, ama esası doğrudur.
Ali Taran’ın AKP ile ilişkisi koptu
Ali Taran Türkiye’nin en başarılı reklamcılarından. Yaptığı reklamların hepsi ses getirdi, üstelik çoğu da tıpkı bir dizi film gibi izleyiciler tarafından heyecanla izlendi.
Taran 2002 genel seçimlerinde, o sırada henüz yeni kurulan Genç Parti’nin seçim kampanyasını yürütmüştü.
Taran’ın 2007 seçimlerinde ise AKP’nin reklamlarını yapacağı ve kampanyayı yöneteceği söylenmişti. Hatta pek çok yerde Taran’ın Tayyip Erdoğan’la anlaştığı yolunda haberler de çıkmıştı.
Ancak bu ilişki 10 gün kadar önce belki de bir daha kurulmamak üzere sona erdi.
Ali Taran’la AKP’nin ilişkisinin kopma nedeni ile ilgili 3-4 ayrı duyum aldım.
Birincisi: Tayyip Bey, Ali Taran’la çalışmanın zor olacağını söylemiş. Çünkü Ali Taran, reklam konusunda düşüncelerinin tartışılmasını ve işine karışılmasını pek sevmiyor. Tayyip Bey ise her saniye işin kontrolünü elinde tutmak istiyor. Burada mayanın tutması çok zor
İkincisi: AKP reklam bütçesi için 30 milyon dolar ayırmış. Taran bu miktarın az olduğunu belirtmiş. AKP yönetimi, seçimde bunun çok üzerinde bir para harcayacağı halde, resmi olarak daha büyük bir miktarı deklare etmeyi uygun bulmamış.
Üçüncüsü: Tayyip Bey yakınlarının ısrarla söylediği “Bu kişi Genç Parti’nin reklamcısıyken; Cem Uzan’ın Tayyip Erdoğan hakkında söylediği sloganları bulan kişidir, şimdi bizde olması ahlaken uygun değil” uyarılarının doğru olduğuna kanaat getirerek ilişkiyi kesmiş.
Dördüncüsü: Biraz tatsız iddia. Ali Taran’ı Tayyip Bey’e takdim eden bir danışman, Taran’dan çok yüklü bir komisyon istemiş. Taran da “Veririm ama, ben yasal çalışacağım için vergi ödüyorum, bu farkı bütçeye ekleyin” demiş. Komisyon isteyen bunu başaramayınca Taran da bu hevesten vazgeçmiş.
AKP 367’yi bulabilir
Cumhurbaşkanı adayı olmasına pek çok çevrenin kesin gözüyle baktığı Tayyip Bey’in en büyük korkusu, seçimin ilk günü Meclis’te 367 kişinin hazır bulunmaması ve CHP’nin Anayasa Mahkemesi’ne gitmesi.
Gerçi Erdoğan her yerde 367 konusunun hiçbir önemi olmadığını vurguluyor, ne CHP’nin ne de başkasının bundan bir sonuç alabileceğini söylüyor. Ama yine de garanti değil. Anayasa Mahkemesi 367 konusunda AKP’nin aleyhine bir karar verirse AKP’li birinin Cumhurbaşkanı olması neredeyse tamamen suya düşer.
İşte bir “korkulu rüya” görmemek için AKP kolları sıvamış durumdaymış. Amaç Cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turu için 354 AKP’li milletvekilinin yanı sıra 13 milletvekilini daha Meclis’e sokmakmış.
Meclis aritmetiğine bakınca 13 kişi için iki kaynak var. Biri ANAP Grubu. Onlar 21 kişi. Bir de 9 bağımsız var. AKP tüm bağımsızların Meclis’e girmesini sağlasa bile yine 4 eksik kalıyor.
AKP kurmayları bu eksiğin tamamlanmasına kesin gözüyle bakıyor. Zaten çoğu AKP’den istifa ederek ANAP’a geçen milletvekillerinden bazıları ilk seçimde “liste başı olmak kaydıyla” 367’yi tamamlama konusunda söz vermişler.
Açıkçası bu eksiği ANAP’tan ve bağımsızlardan kapatmak hiç de zor değil. Partilerinden ayrılanlar bir daha seçilemeyeceklerini düşünüyorlardı. Onlara bir beş yıl daha ikbal kapısı açılırsa tereddüt bile etmezler.
Yarını bekliyorum
Yarın salı. Meclis’te yine partilerin grup toplantıları var. Son üç haftadır AKP Grubuna dinleyici olarak gelenler tıpkı maçtaymış gibi tezahürat yapıyor. Meclis Başkanı Bülent Arınç bu görüntülerin Meclis’in saygınlığını düşürdüğünü belirtmiş ve bundan utanç duyduğunu söylemişti.
Geçen hafta Meclis’in işleyiş ve çalışmalarına ilişkin görüşmelerin yapıldığı ve AK Parti Grup Başkanvekili İrfan Gündüz, CHP Grup Başkanvekili Haluk Koç ve Anavatan Partisi Grup Başkanvekili Ömer Abuşoğlu’nun katıldığı toplantıda bazı kararlar alındı.
Arınç’ın başkanlığındaki toplantıda alınan kararlara göre, grup toplantılarında tezahürat yapılmayacak, parti genel başkanlarına hediye verilmeyecek.
İşte bu nedenle yarını bekliyorum. Bakalım Meclis Başkanı sözünü geçirebilecek mi?

