Cumhurbaşkanı Başkomutan olacak o halde askerlerin de görüş bildirmesinde sakınca yok

Cumhurbaşkanı seçimleri konusunda her kesim görüş bildiriyor. Gazete yazarları hemen her gün bu konuyla ilgili görüşlerini yazıyorlar

Haberin Devamı

Cumhurbaşkanı seçimleri konusunda her kesim görüş bildiriyor. Gazete yazarları hemen her gün bu konuyla ilgili görüşlerini yazıyorlar.

Siyasi partiler tavırlarını ortaya koyuyorlar. Örneğin CHP seçimlere hiç katılmayacağını açıkladı.

Sivil toplum kuruluşları da kimi Cumhurbaşkanı görmek istediklerini belirtme hakkını kendilerinde buluyorlar.

Hatta TÜSİAD Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olmamasını, bunun yerine Başbakan olarak kalmasını istediklerini bile belirtti. Tabii TÜSİAD üyeleri ilk genel seçimlerde AKP’nin kazanacağını ve Tayip Bey’in Başbakanlığı’nın süreceğini nereden biliyorlar orası da muamma.

Sokaktaki vatandaş da Cumhurbaşkanlığı seçimlerine müdahil durumda. Nereye giderseniz gidin bu seçimler konusunda akla hayale gelmedik fikirlerle karşılaşabiliyorsunuz.

Cumhurbaşkanlığı seçimleri konusunda görüşünü bilmediğimiz tek yer var. O da Türk Silahlı Kuvvetleri.

Askerler nasıl bir Cumhurbaşkanı isterler, Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçilmesine nasıl bakarlar, bunların cevaplarını bilmiyoruz.

Tayyip Bey’in Başbakan olarak devamından mı yanalar, Tayyip Bey dışındaki bir AKP’liye sıcak bakarlar mı, Cumhurbaşkanı’nın Meclis dışından birinin mi olmasını isterler?

Bu konularda hiçbir bilgimiz yok.

Oysa bu çok önemli konuda askerlerin mutlaka görüş açıklaması gerekir. Bu kamuoyunun aydınlanmasının yanı sıra askerler için bir görevdir de. Silahlı Kuvvetler “Biz demokratik sistem içinde çalışan bir kurumuz, bu nedenle Cumhurbaşkanlığı konusunda görüş bildirmemiz doğru olmaz” görüşünü savunamaz.

Çünkü Türkiye’de Cumhurbaşkanı’nın çok önemli iki temel görevi var. Birincisi Cumhurbaşkanı aynı zamanda Başkomutan’dır. Yani bir savaş durumunda silahlı kuvvetler doğrudan Cumhurbaşkanı’nın emir ve komutasında görev yapar.

İkincisi Cumhurbaşkanı Milli Güvenlik Kurulu’nun başkanıdır. Bu kurul iki bölümden oluşur. Birincisi sivil siyasi iktidardır. Diğeri de Genelkurmay Başkanı ile 3 Ordu ve Jandarma Genel Komutanı’nıdır.

Yani Cumhurbaşkanı her iki açıdan da Silahlı Kuvvetleri en yakından ilgilendiren makamdır.

Peki asker neden bu konuda görüşünü açıklamıyor?

Lafı dolandırmanın hiç alemi yok. Asker görüş açıklamaktan çekiniyor. Son yollarda ortaya çıkan ve askerlere hakaret etmeyi marifet sayan bir kısım tatlısu demokratının, medyada ele geçirdiği köşebaşlarından korkuyor.

Asker bu konuda görüş açıkladığı zaman sesini yükseltecek ve “demokratik ülkelerde böyle şey olur mu?” diye bağırıp çağıracak çevrelerden ürküyor.

Asker bu korkuyu üzerinden atmak zorundadır. Türkiye tarihinin en çetin Cumhurbaşkanlığı seçimi ile karşı karşıya. Askerin birinci derecede bağlantılı olduğu Cumhurbaşkanlığı konusunda görüşünü mutlaka açıklaması ve hatta tavrını alması gerekir.

Bu konuda görüş açıklamanın, tavır almanın demokrat olup olmamakla ilgisi yoktur. Demokrasi askerin asla konuşmadığı, sadece emirleri uyguladığı bir rejim değildir. Tam tersine, kimi zaman hoşlanmasak bile askerin de konuşabildiği ve tavır alabildiği, bu sayede doğrunun bulunabildiği bir rejimdir.

Bugün sözde demokrasi zırhının arkasına sığınarak askerin konuşmamasını isteyenler, belki de duyacaklarından korktukları için tıpkı mezarlık kenarından geçerken türkü söyleyenler gibi bağırıp çağırmaktalar.

Cumhurbaşkanlığı konusunda askerlerin değil, sözde demokratların korkması lazım.

*****

Bunun adı da seçim şovudur
Başbakan Erdoğan bir tasarruf genelgesi yayınlamış. Buna göre devlet hizmetleri görülürken azami tasarrufa dikkat edilecek. Örneğin telefonla yapılacak özel konuşmaların bedeli bunu yapanlardan tahsil edilecek.

Genelgeden anlaşıldığı gibi demek ki kamu görevlileri bugüne kadar telefondaki özel konuşmalarını devlete ödetiyorlarmış.

Genelgede ilgi çeken noktalardan biri de kamu kurumlarına alınan gazetelerle ilgili. Kimi yöneticilerin sabahları önlerine konan gazete sayısında da sınırlama yapılacakmış.

Bunlar iyi de Tayyip Bey iktidara dün gelmedi ki. Göğsünü gere gere ilk kez beş yılı tam dolduran iktidar olmakla övünüyor. Bu tasarruf önlemlerini almak şimdi mi akla geldi acaba? Gerçi bugüne kadar pek çok tasarruf genelgesi yayınlandı ama bir genelge daha yayınlanması bundan öncekilerin uygulanmadığı anlamına gelmiyor mu? Neresinden bakarsanız bakın Tayip Bey tasarruf adı altında yine seçim şovu yapıyor.

*****

Amerikan Savunma Bakanı görevinden nasıl alındı?
Hafta sonunda İlhan Kesici’ye rastladım. Uzun zamandır görüşmemiştik, epeyi sözümüz birikmiş.

Sohbet ister istemez Cumhurbaşkanlığı konusuna da geldi. Askerin bu konuda son derece sessiz olduğu konuşurken İlhan Kesici, “Biliyorsun Bush, Ramsfeld’i görevden aldı. Bunda en çok ne etkili oldu biliyor musun?” diye sordu. Sonra da anlattı:

“Amerika’da 4 ayrı ordu vardır. Kara, Hava, Deniz ve bir de sırf Amerika’da bulunan deniz piyadeleri. Bu dört ordunun da gazetesi vardır ve hepsinin de ismi Times ile biter. Army Times, Navy Times gibi. Bu gazeteler tamamen ayrı ekipler tarafından hazırlanır ve ayda bir yayınlanır. Ramsfeld görevden alınmadan hemen önce, bu dört gazete, ilk kez aynı makaleyi baş sayfasına koydu. Bu makalede Irak’ta askeri olarak başarısız olunduğu, bunun sorumluluğunun da Savunma Bakanı Ramsfeld’e ait olduğu yazıldı. Ardından Bush Ramsfeld’i görevden aldı.

Bu olay Amerika’da demokrasiye aykırı bulunmadı. Hiçbir Avrupa ülkesi bunu eleştirmedi. Çünkü kritik dönemlerde silahlı kuvvetler görüşünü açıklar. Bunun demokrasiye aykırı hiçbir yanı yoktur.”

İlhan Kesici 2000 yılındaki Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde Genelkurmay Başkanı Hüseyin Kıvrıkoğlu’nun Ecevit’i ziyaret ettiğini ve daha sonra kendileri açısından nasıl bir Cumhurbaşkanı beklediklerini açıkladığını da kaydederek, “O zaman da kimi demokratlar bunu demokrasiye aykırı bulmuşlar ve gürültü çıkarmışlardı. Ben bir gazeteye verdiğim demeçte bunun çok doğal ve doğru olduğunu belirtmiştim. Askerlerin kritik ülke konularında görüş bildirmesinin hiçbir sakıncası olmadığını kabul etmeliyiz” dedi.

Kesici herhalde haksız değil. Türkiye’nin en önemli konusunda birinci derecede taraf olmak durumundaki askerin görüş açıklamasından doğal ne olabilir. Kimse de bunun demokrasiye aykırı olduğunu söyleyemez.

*****

Bu kadar çok yorum olursa kafalar karma karışık olur
Hrant Dink’in alçakça öldürülmesi elbette büyük üzüntü ve infial yarattı. Ancak son 48 saatte yazılanlara ve yapılan yorumlara bakınca insanın kafasının karışmaması mümkün mü? Yüzlerce kalem sahibi olayın bir ucundan tutup inanılmaz komplo teorileri üretiyorlar.

Bana öyle geliyor ki, bir gün sonra çürüyecek komplo teorileri ve yüce fikirler belirtmek yerine biraz oturup beklemek daha iyi.

Alçak cinayeti işleyen katil yakalandı. Şimdi soğukkanlılıkla bu olayın çözülmesini beklemeliyiz. Bu süre içinde de gerçek haber dışında hiçbir yorumda bulunmamalıyız. Çünkü bu konuda yapılacak yorumlar ve yargılar birkaç gün içinde pek çok kişinin mahcup olmasına neden olacak..

DİĞER YENİ YAZILAR